Eskişehir'in Sakarya Kaynağındaki Sıra Dışı Köyü
Eskişehir'e 66 kilometre, Çifteler ilçe merkezine ise sadece 3 kilometre uzaklıkta, Sakarya Nehri'nin doğduğu topraklarda küçük ama bir o kadar da özgün bir yerleşim var: Abbashalimpaşa Mahallesi. Havadan bakıldığında dikkat çeken bu köy, sokakları adeta cetvelle çizilmiş gibi düzenli, birbirine dik ve paralel uzanan caddeleriyle Türkiye'nin geri kalanındaki organik biçimde büyümüş köylerden tamamen farklı bir görüntü sunuyor. Yerel yönetim yetkilileri köyü tanıtırken "yukarıdan çok düzgün şekilde görünür" derken haksız da sayılmaz; dronla çekilmiş görüntülerde kare ve dikdörtgen adalar, birbirine paralel sokaklar ve tek tip yerleşmiş evler, sanki modern bir şehir planlamacısının elinden çıkmış gibi bir izlenim bırakıyor.
Köyün bugünkü adıyla anılmasından önce buranın hikâyesi 1912'ye, yani Balkan Savaşları'nın Osmanlı coğrafyasını sarstığı yıllara uzanıyor. Bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Kırcaali'den zorunlu göçe tabi tutulan Türk aileler, uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından Anadolu'nun içlerinde, Sakarya Nehri'nin kaynak sularının aktığı bu bölgeye yerleştiriliyor. Seçilen arazi tesadüfi değil: hem su kaynağına yakın hem de tarıma elverişli bu topraklar, devlet eliyle yürütülen bir iskân projesinin parçası olarak göçmen ailelere pay ediliyor.
Bir Padişah Çiftliğinden Nizami Köye
Köyün ilk adı aslında "Mandıra"ydı — bölgede uzun süredir varlığını sürdüren padişah çiftliklerinin bir devamı niteliğindeki bu isim, yerleşimin kökeninin aslında bir tarım işletmesine dayandığını gösteriyor. Ancak göçmen ailelerin buraya yerleştirilmesiyle birlikte köy, sıradan bir çiftlik yerleşiminden çok daha planlı bir kimliğe bürünüyor. 30 Aralık 1914 tarihinde, dönemin Bursa merkezli Hüdavendigar Vilayeti yönetimi tarafından alınan bir kararla köyün adı değiştiriliyor ve bugün taşıdığı ismi, yani Abbashalimpaşa'yı alıyor.
Peki bu isim kimden geliyor? Abbas Halim Paşa, 1866'da Kahire'de doğmuş, Mısır'ı yıllarca yöneten Kavalalı Mehmed Ali Paşa hanedanının bir mensubu. Osmanlı'da sadrazamlık yapmış Said Halim Paşa'nın kardeşi olan Abbas Halim Paşa, İsviçre'de aldığı eğitimin ardından Osmanlı bürokrasisinde önemli görevler üstleniyor: bir dönem Devlet Şûrası üyeliği yapıyor, kardeşinin sadrazamlığı sırasında Bursa valiliğine getiriliyor ve 1915'te Nafıa Nazırı, yani bugünkü karşılığıyla bayındırlık bakanı oluyor. Sanatsever kimliğiyle de tanınan paşa, milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un yakın dostu ve hâmisi olarak da biliniyor. İstanbul'un işgali sonrasında İngilizler tarafından Malta'ya sürgün edilen Abbas Halim Paşa, sürgün dönüşü bir süre İstanbul'da yaşadıktan sonra Mısır'a geri dönüyor ve 1934'te Kahire'de hayatını kaybediyor. Bursa valiliği döneminde bu bölgeyle kurduğu bağ, köyün ona ithafen adlandırılmasının arka planını oluşturuyor.
Konum Karışıklığına Dikkat
Bu köyün ismi ve konumu zaman zaman karıştırılabiliyor; Çifteler çevresinde Balkan göçmenleri tarafından kurulmuş, benzer hikâyelere sahip birden fazla köy bulunuyor ve bazı ziyaretçiler bunları birbirine karıştırabiliyor. Ancak burada anlatılan yerleşim açık ve net biçimde Eskişehir'in Çifteler ilçesine bağlı Abbashalimpaşa Mahallesi'dir; adını doğrudan Abbas Halim Paşa'dan alır ve resmî kayıtlarda da bu şekilde geçer. Rota planlarken navigasyon uygulamalarına "Abbashalimpaşa, Çifteler" yazmanız, karışıklığı en aza indirecektir.
Cetvelle Çizilmiş Gibi: Nizami Planın Sırrı
Abbashalimpaşa'yı Anadolu'daki benzerlerinden ayıran temel özellik, kuruluşundan itibaren uygulanan katı imar disiplini. Köy kurulurken her haneye 120 dönüm tarım arazisi ve 700 metrekare arsa tahsis ediliyor; bu arsalar üzerine inşa edilen evler ise rastgele değil, önceden belirlenmiş bir plan dahilinde, düzgün sokak aksları üzerine yerleştiriliyor. Sonuç olarak ortaya çıkan köy dokusunda çıkmaz sokak yok, dar ve girift ara yollar yok; bunun yerine birbirine paralel uzanan, eşit genişlikte caddeler ve bu caddelerin oluşturduğu kare veya dikdörtgen biçimli yapı adaları var.
Cumhuriyet döneminde de bu plan disiplini korunuyor. Zamanla yıkılan ya da yenilenen evler, orijinal imar hattının dışına taşmadan, aynı ızgara düzenine sadık kalınarak yeniden inşa ediliyor. Bu süreklilik, köyü yüz yılı aşkın bir süredir hâlâ tanınabilir kılan en önemli unsur. Bazı ziyaretçiler havadan çekilen görüntüler karşısında köyü İspanya'nın planlı kent dokusuyla ünlü Barcelona'sına benzetiyor — abartılı bir kıyas gibi görünse de, Anadolu kırsalında bu denli geometrik bir yerleşim dokusuyla karşılaşmanın verdiği şaşkınlığı anlamak güç değil.
Bugünün Abbashalimpaşa'sı: Azalan Nüfus, Direnen Tarım
Kuruluşunda çok sayıda haneyi barındıran köy, bugün itibarıyla yaklaşık 50-55 haneye kadar gerilemiş durumda. Bu düşüşün başlıca nedeni, özellikle genç nüfusun iş ve eğitim imkânları için şehir merkezlerine göç etmesi. Geride kalan hanehalkı büyük ölçüde tarımla geçimini sürdürüyor; arpa, buğday, şeker pancarı, mısır ve ayçiçeği bölgenin başlıca ürünleri arasında yer alıyor. Hayvancılık geçmişte daha yaygınken, günümüzde giderek azalan bir faaliyet hâline gelmiş durumda.
Nüfus azalmasına rağmen köy sakinleri, atalarının bir asır önce kurduğu bu düzenli yerleşim dokusuna sahip çıkmaya devam ediyor. Köyü ziyaret edenler için Abbashalimpaşa, sadece tarihi bir merak konusu değil, aynı zamanda Türkiye kırsalında pek rastlanmayan bir planlama mirasının canlı örneği. Çifteler'e gelen gezginler için kısa bir sapma ile ulaşılabilecek bu köy, hem Balkan göçünün acı ama dirençli hikâyesini hem de bir Osmanlı paşasının bıraktığı izi aynı anda taşıyor.
Ziyaret Etmeden Önce
Abbashalimpaşa'yı gezerken köyün sokaklarında yürüyerek dolaşmak, düzenli dokuyu yerinden hissetmenin en iyi yolu; ancak asıl etkileyici manzara havadan görülebiliyor. Bölgeye giden gezginlerin, mümkünse bir drone ile ya da yakın bir tepeden köyün genel görünümünü izlemesi öneriliyor. Çifteler ilçe merkezine yakınlığı sayesinde, Sakarya Nehri'nin doğduğu kaynak olan Sakaryabaşı ve tarihi Çifteler Harası gibi diğer duraklarla birlikte bir günlük gezi rotasına kolayca dahil edilebilir. Küçük ve sakin bir yerleşim olduğundan, ziyaret sırasında yerel halkın günlük yaşamına saygılı davranmak, köyün hem tarihi hem de sosyal dokusunu koruyan bir tutum olacaktır.



