Dijital göçebe vizesi başvurularımın hiçbirinde beni pasaport fotoğrafı ya da gelir belgesi kadar uğraştıran bir kalem olmadı: özel sağlık sigortası. Kağıt üzerinde basit görünüyor — "30.000 avroluk sağlık sigortası poliçesi ibraz edin" — ama Türk vatandaşı olarak işin içine girince üç ayrı sorun birden çıkıyor: SGK'nın yurtdışında geçersizliği, çoğu ülkenin kendi onayladığı şirketlerden poliçe istemesi ve Türkiye'deki sigorta şirketlerinin çoğunun bu tarz uzun süreli, yurtdışı odaklı ürünü standart raflarında bulundurmaması. Bu yazıda bu üç sorunu tek tek açıyorum.
SGK yurtdışında gerçekten geçmiyor mu?
Kısa cevap: hayır, genel kural olarak geçmiyor. SGK'nın genel sağlık sigortası kapsamı esasen Türkiye sınırları içinde geçerlidir. SGK'nın kendi yayınladığı "Yurt Dışı Sağlık İşlemleri" bilgilendirmesine göre yurtdışında sağlık hizmetlerinden yararlanma, ancak Türkiye'nin sosyal güvenlik sözleşmesi imzaladığı belirli ülkelerde ve genellikle tedavi amacıyla resmî olarak sevk edilen sigortalılar için mümkün. Yani "zaten SGK'm var, ekstra sigortaya gerek yok" varsayımı dijital göçebe vizesi başvurusunda işe yaramıyor; hem SGK bu ülkede aktif tedavi karşılamıyor hem de konsolosluklar SGK belgesini vize dosyasında geçerli bir sağlık sigortası kanıtı olarak kabul etmiyor. Özel sağlık sigortanız varsa da genelde aynı sorun geçerli: Türkiye'deki tamamlayıcı sağlık sigortası poliçelerinin büyük kısmı yurtdışını kapsam dışı bırakır, bu yüzden ayrı bir yurtdışı sağlık poliçesi şart.
Bu noktada karıştırılan bir başka konu da sosyal güvenlik prim ödemesi (A1 belgesi benzeri mekanizmalar) ile sağlık sigortası teminatının farklı şeyler olduğu. Sosyal güvenlik tarafını merak ediyorsanız uzaktan çalışırken sosyal güvenlik ve A1 belgesi yazımda detaylandırdım; bu yazının konusu ise doğrudan vize başvurusunda istenen tıbbi teminat.
Neden hemen hemen her dijital göçebe vizesi sigorta istiyor
Mantık aslında basit: ev sahibi ülke, vize verdiği kişinin acil bir sağlık sorununda kamu bütçesine yük olmasını istemiyor. Bu yüzden İspanya, Portekiz, İtalya, Estonya gibi Avrupa merkezli dijital göçebe vizesi programlarının neredeyse tamamı — ve dijital göçebe vizesi veren ülkeler listesinde saydığım diğer birçok program — başvuru şartları arasında geçerli özel sağlık sigortasını zorunlu tutuyor. Bu şart genelde Schengen bölgesinin klasik seyahat sigortası mantığından türemiş: AB Vize Kodu'nun (EC 810/2009) 15. maddesi, Schengen vizesi başvurularında tüm Schengen alanında geçerli, acil tıbbi müdahale, hastane yatışı ve tıbbi tahliye/nakil giderlerini karşılayan bir sigorta arıyor. Dijital göçebe vizeleri bu mantığı büyük ölçüde miras almış, üstüne bir de "kalış süresinin tamamını kapsama" ve bazı ülkelerde "sıfır muafiyet/sıfır ek ödeme" gibi ek şartlar eklemiş.
Minimum teminat ne kadar olmalı
Rakam neredeyse standartlaşmış durumda: 30.000 avro (ya da dolar bazlı programlarda buna denk bir tutar). Bu, Schengen vizesi için AB mevzuatının belirlediği taban ve birçok dijital göçebe vizesi programı da bu tutarı doğrudan referans alıyor. Örnek vermek gerekirse İtalya'nın dijital göçebe vizesinde de, Estonya'nın dijital göçebe vizesinde de aynı 30.000 avroluk minimum teminat isteniyor; İspanya ise bunun üstüne sıfır muafiyet ve İspanya'da resmî olarak yetkili bir sigorta şirketinden poliçe şartını ekliyor. Portekiz D8 vizesinde de aynı tutar geçerli, ama Portekiz uluslararası sigorta şirketlerine karşı görece daha esnek davranıyor. Kısacası "30.000" rakamını gördüğünüzde bunu asgari eşik olarak alın, başvurduğunuz ülkenin güncel konsolosluk sayfasından teyit etmeden asla varsaymayın — bu tutarlar yıldan yıla ve programdan programa değişebiliyor.
Teminatın içeriği de en az tutar kadar önemli: acil tıbbi tedavi, hastane yatışı, ölüm halinde cenaze nakli ve tıbbi tahliye kalemlerinin poliçede açıkça yazılı olması gerekiyor. Sadece "seyahat iptali" ya da "bagaj kaybı" teminatı olan ucuz seyahat sigortaları bu şartı karşılamıyor; konsolosluk memurları poliçe metninde bu kalemleri özellikle arıyor.
Hangi poliçeler kabul ediliyor
Burada işler ülkeden ülkeye ciddi farklılaşıyor. SafetyWing, Genki, Cigna Global, IMG gibi uluslararası dijital göçebe sigorta şirketlerinin poliçeleri Portekiz, Estonya ve Hırvatistan gibi birçok programda sorunsuz kabul ediliyor. Ama İspanya ve İtalya gibi bazı ülkelerde konsolosluklar arasında tutarsızlık var: bazı konsolosluklar SafetyWing'i kabul ederken bazıları İspanya'da resmî yetkiye (ruhsata) sahip bir sigorta şirketinden poliçe talep edebiliyor. Bu yüzden başvuru yapacağınız spesifik konsoloslukla veya vize danışmanınızla teyitleşmeden, tek bir uluslararası poliçe sağlayıcısına güvenip ilerlemek riskli. Ben kendi başvurularımda hep şu sırayı izliyorum: önce hedef ülkenin resmî konsolosluk/göçmenlik sayfasında "kabul edilen sigorta şirketleri" ya da "sigorta gereksinimleri" bölümünü okuyorum, sonra o listeye uyan bir sağlayıcıdan teklif alıyorum, en son da poliçe metninde teminat tutarının ve kapsam sürelerinin dosyada belirttiğim tarihlerle birebir örtüştüğünü kontrol ediyorum.
Türk sigorta şirketlerinden uygun ürün bulma pratiği
Türkiye'deki büyük sigorta şirketlerinin (Allianz, AXA, Groupama, Anadolu Sigorta, GIG gibi) çoğu iki farklı ürün hattı sunuyor ve bunları karıştırmak en sık yapılan hata. Birincisi "seyahat sağlık sigortası" — Schengen vizesi için tasarlanmış, genelde kısa süreli, tek seferlik seyahatler içindir; birçok şirkette 6 aydan uzun süreli standart poliçelerde bile kesintisiz tek bir seyahat süresi 90 gün civarında sınırlandırılıyor, yani bir yıllık bir dijital göçebe vizesi için tek başına yeterli olmuyor. İkincisi ise "yurtdışı sağlık sigortası" veya "yabancı sağlık sigortası" adı altında satılan, daha uzun süreli ve ikamet amaçlı ürünler — dijital göçebe vizesi başvurusunda aranması gereken asıl kategori bu. Bazı Türk sigorta şirketlerinin dijital ürünleri ise (ör. yalnızca Türkiye sınırları içinde ikamet edenleri kapsayan sağlık paketleri) yurtdışına taşınacak kişiler için hiç uygun değil, bu yüzden teklif alırken acenteye açıkça "bir yıl boyunca [ülke adı]'nda ikamet edeceğim, dijital göçebe vizesi başvurusu için 30.000 avro teminatlı poliçe istiyorum" diye net bir talep vermek işleri hızlandırıyor. Pratikte gördüğüm en verimli yol: hem yerel bir Türk sigorta acentesinden hem de uluslararası bir sağlayıcıdan aynı anda teklif istemek, ikisinin teminat metnini karşılaştırmak ve hedef ülkenin resmî listesine uyanı seçmek.
Sık yapılan hatalar
Başvuru sürecinde gördüğüm en yaygın üç hata şöyle: birincisi, poliçe başlangıç tarihini vize randevusundan önce değil başvuru gönderim tarihinden önce başlatmak — çoğu program poliçenin başvuru anında zaten yürürlükte olmasını istiyor. İkincisi, poliçe süresini vizenin toplam süresiyle değil ilk giriş planıyla sınırlı tutmak; oysa çoğu program kalış süresinin tamamını kapsayan bir poliçe arıyor. Üçüncüsü ise Schengen bölgesinde seyahat planlıyorsanız 90/180 gün kuralını sigorta süresiyle senkronize etmemek — sigortanız bitip siz hâlâ bölgedeyken kalırsanız hem vize ihlali hem teminatsız kalma riski aynı anda oluşur. Genel olarak dijital göçebelik etrafında dönen efsanelerin çoğu gibi sigorta konusunda da kulaktan dolma bilgiyle hareket etmek pahalıya patlıyor; bu tür yaygın yanılgıları dijital göçebe vizesi hakkında yanlış bilinenler yazımda ayrıca topladım.
Son olarak: sigorta, dijital göçebe vizesi dosyasının en "sıkıcı" evrakı gibi görünse de reddedilme sebeplerinin başında geliyor. Ben artık her yeni ülke için önce sigorta şartını netleştirip teklifleri topluyorum, geri kalan evrakları ondan sonra hazırlıyorum — çünkü doğru poliçeyi bulmak, gelir belgesi toplamaktan çok daha fazla zaman alabiliyor.



