Geçtiğimiz günlerde Instagram'da rumeli_gunlukleri hesabının paylaştığı bir harita, Trakya'yı seven herkesin gözünü kamaştırdı: "Osmanlı Devleti'nin Son Dönemlerinde Edirne Vilayeti'nin İdari Taksimatı Haritası" başlığını taşıyan bu belge, Rahmi Tekin ve Baş Yaşar'ın kaleme aldığı Osmanlı Atlası: XX. Yüzyıl Başları (Osmanlı Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul, 2003) adlı kaynaktan alınmıştı. Haritaya bakan biri için ilk şaşırtıcı detay şu oluyor: Bugün pasaportla, hatta bazen vizeyle geçilen sınırların olduğu topraklar, yüz yıl kadar önce tek bir idari birimdi. Bu yazıda hem bu haritanın anlattığı tarihi hem de o coğrafyayı bugün bir gezgin gözüyle nasıl deneyimleyebileceğinizi anlatıyoruz.
Bir Vilayet, Altı Sancak: Harita Ne Anlatıyor?
Osmanlı idari sisteminde Edirne Vilayeti, merkezi Edirne olmak üzere altı sancaktan oluşuyordu: Edirne Sancağı, Kırkkilise (bugünkü Kırklareli) Sancağı, Tekfurdağı (bugünkü Tekirdağ) Sancağı, Gelibolu Sancağı, Gümülcine Sancağı ve Dedeağaç Sancağı. Bu altı sancak, bugün üç farklı ülkenin sınırları içinde kalıyor. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Gelibolu halen Türkiye topraklarında; Gümülcine (Yunanca adıyla Komotini) ve Dedeağaç (Aleksandrupoli) ise 1913'ten bu yana Yunanistan sınırları içinde. Vilayetin kuzeye uzanan bazı kesimleri de zamanla Bulgaristan tarafına geçti. Yani bugün Edirne'den arabayla bir-iki saat mesafede, geçmişte aynı valinin yönettiği, aynı vergi defterine kayıtlı, aynı posta ağıyla bağlı şehirler var — sadece artık farklı bayraklar altındalar.
1912-1913: Coğrafyayı İkiye Bölen Yıllar
Bu ortak idari yapının sona ermesi, I. Balkan Savaşı'yla (1912-1913) oldu. Bulgar orduları kısa sürede Kırkkilise'yi ele geçirdi, Edirne ise aylarca süren bir kuşatmanın ardından düştü. Savaşların ardından yapılan düzenlemelerle Gümülcine ve Dedeağaç sancakları önce Bulgaristan'a, ardından I. Dünya Savaşı sonrası 1919 Neuilly Antlaşması ile Yunanistan'a bağlandı; vilayetin kuzey kesimleri de Bulgaristan sınırları içinde kaldı. Millî Mücadele'nin başında Edirne Vilayeti artık yalnızca Edirne merkez, Kırklareli, Gelibolu ve Tekirdağ sancaklarından ibaretti. Kısacası, haritadaki tek renkli bölge, on yıl içinde üç ayrı devlet arasında paylaşılmış oldu. Bu, sadece bir sınır çizgisi değişikliği değil; aynı pazarda alışveriş yapan, aynı düğünlere gidip gelen, aynı ağızdan Trakya Türkçesi konuşan insan topluluklarının da ayrılması anlamına geliyordu.
Sınırın İki Yakasında Ortak Bir Miras
Bugün bu coğrafyayı gezen bir seyahatsever için en çarpıcı deneyim, sınırın hemen ötesinde de "tanıdık" bir şeyler bulmak oluyor. Gümülcine ve İskeçe (Yunanca Xanthi) çarşılarında hâlâ Türkçe tabelalar, camiler ve yüzyıllık konaklar görülebiliyor; bölgede yaşayan ve nüfusu yaklaşık 150 bin kişi olarak tahmin edilen Batı Trakya Türk azınlığı, dilini, mutfağını ve geleneklerini bugüne taşımış durumda. Edirne'nin ciğeri, badem ezmesi ve deva-i misk macunu ile Gümülcine'nin lokumu ve pilavı arasında şaşırtıcı bir akrabalık var; Trakya türküleri sınırın iki yakasında da benzer ezgilerle söyleniyor. Mimaride de aynı devamlılık hissediliyor: Selimiye'nin gölgesinde büyüyen Osmanlı-Balkan mimari dili, Gümülcine'deki Yeni Cami ve eski konaklarda, Kırklareli ile Dedeağaç arasındaki köy evlerinde benzer izler taşıyor. Bu yazı bir siyaset veya güncel tartışma metni değil; sadece ortak bir kültürel mirasın hâlâ nasıl nefes aldığını, gezerek görmek isteyenler için bir rehber niteliğinde.
Bu Rotayı Bugün Nasıl Gezersiniz?
Rota, Türkiye tarafında Edirne merkezden başlayabilir: Selimiye Camii, Eski Cami, Karaağaç ve Meriç kıyısı bir-iki güne yayılabilir. Oradan Kırklareli'ye (eski Kırkkilise) geçiş yaklaşık bir saat sürer; şehirdeki Kırklareli Höyüğü ve doğa parkları görülmeye değer. Gelibolu Yarımadası'na uzanmak isteyenler için ise ayrı bir gün ayırmak gerekir. Sınırı geçip Yunanistan tarafına devam etmek isteyenlere iki kapı seçeneği var: TIR ve yolcu trafiğinin birlikte işlediği İpsala-Kipi kapısı, Egnatia Odos otoyoluna doğrudan bağlanıyor; yalnızca yolcu geçişine açık olan Pazarkule-Kastanies kapısı ise Edirne merkeze daha yakın ve bölgesel geçişler için pratik. Yunanistan Schengen üyesi olduğundan araçla geçişte geçerli bir Schengen vizesi ve araç için yeşil sigorta kartı şart. Sınırın hemen ardından Dedeağaç (Aleksandrupoli) ve biraz daha içeride Gümülcine (Komotini) ile İskeçe (Xanthi) rahatlıkla gezilebilir. Bulgaristan tarafına geçmek isteyenler için ise Kapıkule sınır kapısı kullanılıyor; Bulgaristan 2025 başından itibaren Schengen alanına kara sınırlarıyla da tam üye olduğu için, aynı Schengen vizesi bu geçişte de geçerli. Rotayı bir haftalık bir Trakya turuna yayıp Edirne'den başlayıp Kırklareli, Gelibolu, Dedeağaç, Gümülcine ve İskeçe'yi dolaşarak kapatmak, hem tarihi hem de mutfak açısından doyurucu bir seyahat sunuyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Edirne'den Yunanistan'daki Gümülcine'ye (Komotini) geçmek için vize gerekiyor mu?
Evet, Yunanistan Schengen bölgesi üyesi olduğu için Türk vatandaşlarının araçla veya yaya olarak sınırı geçebilmesi için geçerli bir Schengen vizesine, araçla geçişte ise ayrıca yeşil sigorta kartına ihtiyacı var.
Edirne Vilayeti'nin sancakları hangileriydi ve bugün hangi ülkelerde kalıyor?
Vilayet Edirne, Kırkkilise (Kırklareli), Tekfurdağı (Tekirdağ), Gelibolu, Gümülcine ve Dedeağaç sancaklarından oluşuyordu; bunlardan Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Gelibolu bugün Türkiye'de, Gümülcine ve Dedeağaç ise Yunanistan sınırları içinde yer alıyor.
Edirne'den başlayıp sınır ötesindeki şehirleri de gezen bir rota kaç günde tamamlanır?
Edirne, Kırklareli ve Gelibolu'yu Türkiye tarafında, Dedeağaç, Gümülcine ve İskeçe'yi Yunanistan tarafında rahat bir tempoyla gezmek isteyenler için 6-7 günlük bir program, hem tarihi mekânlara hem de yerel mutfağa vakit ayırmaya yetiyor.
Not: Bu yazıda paylaşılan tarihi bilgiler, Rahmi Tekin ve Baş Yaşar'ın "Osmanlı Atlası: XX. Yüzyıl Başları" (Osmanlı Araştırmaları Vakfı Yayınları, 2003) adlı eserine dayanan Instagram paylaşımı ve genel tarih kaynakları esas alınarak derlenmiştir; güncel sınır geçişi, vize ve sigorta koşulları seyahat öncesinde ilgili resmi kaynaklardan teyit edilmelidir.



