DijiGezgin Blog Kültür & Sanat Hacı Emin Paşa’nın Zanzibar Hikayesi: Abdülhamid’in Hac Misyonu, Zanzibar’ın Mango Yolu ve Sarıkamışlı Hacı Emin’in Kayıp Mirası
Kültür & Sanat

Hacı Emin Paşa’nın Zanzibar Hikayesi: Abdülhamid’in Hac Misyonu, Zanzibar’ın Mango Yolu ve Sarıkamışlı Hacı Emin’in Kayıp Mirası

Hacı Emin Paşa'nın Zanzibar Hikayesi Abdülhamid'in Hac Misyonu, Zanzibar'ın Mango Yolu ve Sarıkamışlı Hacı Emin'in Kayıp Mirası

Hacı Emin Paşa'nın Zanzibar Hikayesi Abdülhamid'in Hac Misyonu, Zanzibar'ın Mango Yolu ve Sarıkamışlı Hacı Emin'in Kayıp Mirası

Giriş: Denizaşırı Topraklarda Osmanlı İzi

19. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti, küresel güç dengeleri değişirken İslam dünyasındaki nüfuzunu korumaya çalışıyordu. Osmanlı-Zanzibar ilişkileri resmi olarak 1877-1878 yıllarında yapılan Osmanlı-Rus savaşları esnasında başlar. Osmanlı Devleti bu savaşlarla yitirmeye başladığı itibarını dünya çapındaki Müslümanlarla irtibat kurarak yeniden canlandırmaya çalışır. Bu dönemde Sultan II. Abdülhamid’in Panislamizm politikasının önemli bir ayağını oluşturan Afrika bağlantıları, Zanzibar’da yaşanan olağanüstü bir hikayeyle simgeleşecekti.

Hacı Emin Paşa: Çerkez Kökenli Osmanlı Elçisi

“Türk kökenli olduğumuzu biliyoruz ama Türkçe konuşamıyoruz.” Abdullah’ın dedesi Hacı Emin, 19. yüzyılda Zanzibar’a gelen bir Türk paşasıydı. Çerkez kökenli olan Hacı Emin Paşa, Sarıkamış bölgesinde yaşanan Rus savaşları sonrası göç eden ailelerden birinin mensubuydu. Kafkasya’dan Kars’a, oradan İstanbul’a ve Mekke’ye uzanan yolculuğu, Zanzibar’da son bulacaktı.

Olağanüstü Görev: Zanzibar Sultanı’nın Hac Yolculuğu

Osmanlı Devleti, Zengibar Sultanlığı ile resmî ilişkilerini Sultan II. Abdülhamid zamanında, onun Panislamizm politikasının bir ayağı olarak gerçekleştirmiştir. Zanzibar Sultanı hacca gitmek istiyor ancak bu kutsal yolculuğu tek başına gerçekleştiremiyor durumundaydı. Sultan II. Abdülhamid’in Zengibar hakkında gerekli bilgilerin edinilmesi için çeşitli temsilciler göndermesi, bu dönemde Doğu Afrika’daki Müslüman topluluklarla kurulan ilişkilerin önemini göstermektedir.

Sultan II. Abdülhamid, bu kritik görevi Hacı Emin Paşa’ya verdi. Paşa’nın görevi sadece Zanzibar Sultanı’nı hacca götürmek değil, aynı zamanda ibadetini eksiksiz şekilde gerçekleştirebilmesini sağlamaktı. Bu görev, Osmanlı diplomasisinin hem dini hem de siyasi boyutlarını yansıtan önemli bir misyondu.

Tanışma ve Dostluk: Tarım Bilgisi Köprüsü

Hac yolculuğu sırasında Zanzibar Sultanı, Hacı Emin Paşa’nın tarım konusundaki derin bilgisine hayran kaldı. Zanzibar’ın ana endüstrilerinin baharat, rafya ve turizm olduğu bir dönemde, Paşa’nın tarım alanındaki uzmanlığı özellikle değerliydi. Bu tanışma, sadece resmi bir görev ilişkisini aştı ve samimi bir dostluğa dönüştü.

Zanzibar Sultanı, yolculuk boyunca Hacı Emin Paşa’nın karakterini, bilgisini ve yaklaşımını yakından gözlemleme fırsatı buldu. Paşa’nın hem dini konulardaki derinliği hem de pratik hayata dair bilgisi, Sultanı etkiledi. Bu etkilenme, onu Paşa’yı Zanzibar’a davet etmeye yöneltti.

Zanzibar’a Yerleşim: Aşk ve Yeni Yaşam

Hacı Emin Paşa, Zanzibar’ı görür görmez bu tropik adaya âşık oldu. Adanın doğal güzelliği, iklimi ve kültürel zenginliği onu büyüledi. Zanzibar Sultanı’nın davetini kabul eden Paşa, burada yeni bir hayat kurmaya karar verdi.

Bu yeni yaşamın en önemli adımı, yerli bir kadınla evlenmesi oldu. Bu evlilik, sadece kişisel bir tercih değil, aynı zamanda kültürler arası bir köprü niteliği taşıyordu. Çiftinin çocukları oldu ve böylece Türk-Zanzibar karışımı bir soy başladı.

Allah’ın 99 İsmi: Mango Ağaçları ve Kalıcı Miras

Hacı Emin Paşa’nın Zanzibar’a en kalıcı armağanı, Allah’ın 99 ismini simgeleyen 99 mango ağacı dikmesi oldu. Bu proje, hem dini bir anlam taşıyor hem de pratik bir katkı sağlıyordu. Mango ağaçları, tropik iklimde hızla büyüyerek hem gölge hem de meyve sağlıyordu.

Bugün Zanzibar’ın en güzel yolu olarak bilinen “Mango Yolu” böyle oluştu. Bu yol, Hacı Emin Paşa’nın adaya olan sevgisinin ve İslami değerlerinin somut bir ifadesi haline geldi. Yol, hem turistler hem de yerel halk için önemli bir ulaşım güzergahı olmanın yanı sıra, tarihsel ve kültürel bir değer de taşıyor.

Sarıkamış Camii: Vatan Hasreti ve Dini Miras

Hacı Emin Paşa’nın Zanzibar’daki mezarının yanında inşa edilen caminin adı “Sarıkamış” olması, onun vatan özlemini ve kökenlerini unutmadığını gösteriyor. Çerkez kökenli olan Paşa, Rus savaşında Sarıkamış’a göç eden ailelerin acısını ve mücadelesini yaşamıştı. Bu caminin ismi, onun hem kişisel tarihinin hem de Osmanlı coğrafyasındaki kökenlerinin bir hatırlatıcısı niteliğindeydi.

Caminin inşası, Zanzibar’daki Müslüman topluluğa önemli bir dini merkez kazandırdı. Paşa’nın dini bilgisi ve İslami değerlere bağlılığı, cami etrafında oluşan topluluk yaşamında da kendini gösteriyordu.

Günümüzde Miras: Abdullah ve Kız Kardeşi Türkiye

Hacı Emin Paşa’nın torunu Abdullah, doğduğundan beri Zanzibar’da yaşamaktadır. “Türk kökenli olduğumuzu biliyoruz ama Türkçe konuşamıyoruz” sözleri, kuşaklar boyu süren bir özlemin ve kimlik arayışının ifadesidir.

Abdullah’ın kız kardeşinin adının “Türkiye” olması, ailenin kökenlerine olan bağlılığının sembolik bir göstergesidir. Bu isim seçimi, Hacı Emin Paşa’nın soyunun vatan sevgisini ve Türk kimliğini unutmadığının kanıtıdır.

Tanzanite Taşı Ustalığı: Geleneksel Zanaat ve Modern Değer

Abdullah bugün Zanzibar’da küçük bir dükkanda, Türk-Zanzibar karışımı çocuklarla birlikte doğal taş işçiliği yapmaktadır. Özellikle sadece Tanzanya’da çıkan ve elmastan bin kat daha nadir bulunan Tanzanite taşı, onun uzmanlık alanıdır.

Tanzanite taşı, 1967’de keşfedilen ve yalnızca Kilimanjaro Dağı eteklerinde bulunan son derece nadir bir mücevherdir. Bu taşın işlenmesi, hem teknik beceri hem de artistik yetenek gerektiren bir zanaat dalıdır. Abdullah’ın bu alanda uzmanlaşması, Hacı Emin Paşa’nın torunlarının yerel kültürle bütünleşirken kendi kimliklerini koruduğunu göstermektedir.

Osmanlı-Zanzibar İlişkilerinin Tarihsel Bağlamı

Zanzibar Sultanlığı, 1856-1964 yılları arasında Zanzibar Sultanı tarafından kontrol edilen bir İslam devletiydi. 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti’nin Doğu Afrika’da devletler düzeyinde ilişkilerini geliştirmeyi önemsediği en uç noktadaki Müslüman sultanlık, Zengibar Sultanlığı idi.

Bu dönemde Zanzibar, Hint Okyanusu’ndaki stratejik konumu sayesinde önemli bir ticaret merkeziydi. Halepli tüccarlar, Şazeliye tarikatına mensup dervişler, ilim peşinde Mısır’a ve İstanbul’a giden öğrenciler ve resmi görevlerle bölgeye gönderilmiş elçiler üzerinden Osmanlı Devleti’nin temasta olduğu bir bölgeydi.

Devletin Müdahalesi ve Günümüz Durumu

“Dehrim’le devlet bizden camiyi aldı. Ancak bugün hala oradan maskalıyoruz.” Bu ifade, Zanzibar’daki siyasi değişimlerin Hacı Emin Paşa’nın mirasını nasıl etkilediğini göstermektedir. 1913-1963 döneminde Zanzibar yarım asır boyunca sultanların şeklen tahtta bulunduğu, aslında İngiltere tarafından atanan valilerce yönetildiği bir düzende devam etti.

Ancak Abdullah ve ailesi, tüm zorluklara rağmen Sarıkamış Camii ile bağlarını koparmamış, atalarının mirasını korumaya devam etmişlerdir. Bu durum, diaspora topluluklarının kimlik korumasında dini ve kültürel mekânların önemini vurgulamaktadır.

Kültürel Sentez ve Kimlik Korunması

Hacı Emin Paşa’nın hikayesi, 19. yüzyılda Osmanlı coğrafyasından çıkarak farklı kıtalarda yeni yaşamlar kuran insanların deneyimlerini yansıtmaktadır. Bu hikaye, aynı zamanda kültürel sentezin nasıl gerçekleştiğini ve kimliğin kuşaklar boyunca nasıl korunduğunu gösteren önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Çerkez kökenli bir Osmanlı paşasının Afrika’da kurduğu yeni yaşam, İslam medeniyetinin evrensel karakterini ortaya koymaktadır. Hacı Emin Paşa, farklı kültürlerden aldığı değerleri harmanlayarak kendine özgü bir yaşam biçimi oluşturmuştur.

Sonuç: Unutulmayan Miras

Hacı Emin Paşa’nın Zanzibar hikayesi, sadece bireysel bir başarı öyküsü değil, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Afrika’daki varlığının ve İslam dünyasındaki birlikteliğin simgesel bir ifadesidir. Bu hikaye, günümüzde de devam etmektedir.

Abdullah ve ailesi, Türkçe konuşamasalar da Türk kimliklerini korumaya devam etmektedirler. 99 mango ağacı hala Zanzibar’ın en güzel yolunu süslemekte, Sarıkamış Camii ise Hacı Emin Paşa’nın manevi mirasını yaşatmaktadır.

Bu hikaye, küreselleşen dünyada köken ve kimlik arayışlarının ne kadar önemli olduğunu hatırlatmaktadır. Hacı Emin Paşa’nın Zanzibar’da bıraktığı miras, sadece maddi değil, aynı zamanda manevi bir zenginlik olarak gelecek kuşaklara aktarılmaya devam edecektir.

Tanzanite taşlarını işleyen Abdullah’ın elleri, sadece nadir mücevherleri şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda atalarından devraldığı kültürel mirası da yaşatmaya devam ediyor. Bu durum, diaspora topluluklarının kimlik korunmasında geleneksel zanaatların ve kültürel pratiklerin önemini göstermektedir.

Exit mobile version