Konya'nın güneyinde, Toros eteklerinin serin sularıyla yıkanan bir kayalıkta, yaklaşık üç bin yıldır dimdik ayakta duran bir taş sahne var. İvriz Kaya Kabartması, bir tanrının elinde buğday başakları ve üzüm salkımlarıyla insanlığa bolluk vaat ettiği, karşısında ise bir kralın saygıyla ellerini kaldırdığı olağanüstü bir Geç Hitit eseri. Yalnızca sanatsal ustalığıyla değil, tarımı ve bereketi bu kadar açık biçimde anlattığı için de Anadolu'nun en dikkat çekici kaya anıtlarından biri sayılıyor.

Nerede ve nasıl bir yerde?

Anıt, idari olarak Konya'nın Halkapınar ilçesi sınırları içinde, İvriz (eski adıyla Aydınkent) yerleşiminde yer alıyor. Ereğli ilçe merkezine yaklaşık 12-17 kilometre mesafede, İvriz Çayı'nın (İvriz Suyu) çıkış noktasındaki devasa bir kaya yüzeyine işlenmiş. Bu konum tesadüf değil: Anadolu'nun kurak platosunda, neredeyse yıl boyu akan gür bir kaynağın hemen yanı başında yükselen anıt, bereketin kaynağının seyrek yağmurlar değil, kayadan fışkıran bu su olduğunu adeta ilan ediyor. Kaynak, çevredeki mesire alanları ve yeşillikle birlikte bugün hem tarihi hem doğal bir gezi noktası niteliği taşıyor.

Kimler tasvir edilmiş?

Yaklaşık 4,2 metre yüksekliğinde ve 2,4 metre genişliğindeki kabartmada iki figür karşı karşıya duruyor. Solda, daha iri ölçekte betimlenmiş olan, boynuzlu başlığıyla tanrısallığı vurgulanan fırtına ve bereket tanrısı Tarhunzas (Tarhunza) yer alıyor. Tanrı bir elinde olgun buğday başakları, diğer elinde üzüm salkımları tutuyor; bu iki ürün, Anadolu tarımının ve şarap kültürünün temel simgeleri. Sağda ise Tuwana Kralı Warpalawas ellerini saygı ve dua jestiyle kaldırmış, bir tür kaide üzerinde ayakta duruyor. Kralın kıyafeti dönemin işlemeli dokuma geleneğini yansıtacak kadar ayrıntılı işlenmiş. Bazı yorumlara göre kralın belindeki orak, hasada çok az kalmış bereketli mevsime işaret ediyor.

Warpalawas ve Tuwana Krallığı

Anıtın hükümdarı Warpalawas (bazı kaynaklarda Warpalawa veya Urballa/Warballawa olarak da geçer), Geç Hitit döneminin Tabal bölgesindeki Tuwana (Tyana) Krallığı'nın kralıydı. Asur kaynaklarında da adı anılan bu kralın MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısında, yaklaşık MÖ 738-710 arasında hüküm sürdüğü kabul ediliyor. Dolayısıyla anıtın da MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendiği söylenebilir. Warpalawas, hem güçlü Asur İmparatorluğu'yla hem de bölgedeki diğer beyliklerle ilişki içinde olan, sanata ve anıtsal propagandaya önem veren bir yönetici olarak öne çıkıyor.

Hitit sonrası Anadolu ve kaya anıtları geleneği

İvriz'i anlamak için Büyük Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 12. yüzyıl civarında çöküşünün ardından oluşan tabloya bakmak gerekiyor. Merkezi güç dağıldıktan sonra Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye'de, çoğunlukla Neo-Hitit (Geç Hitit) beylikleri olarak adlandırılan irili ufaklı krallıklar ortaya çıktı. Tuwana da bunlardan biriydi. Bu dönemin belirgin özelliklerinden biri, imparatorluk çağından miras alınan kaya anıtı işleme geleneğinin sürdürülmesiydi. Hükümdarlar, iktidarlarını ve tanrılarla kurdukları bağı kayalara, açık hava kutsal alanlarına ve su kaynaklarının yanına kazıyarak ölümsüzleştiriyordu. İvriz, bu geleneğin en olgun ve en özenli örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Luvi hiyeroglifleri ve yazıtlar

Kabartmaya eşlik eden yazılar Luvi (Luwi) hiyeroglifleriyle yazılmıştır; bu, Geç Hitit dünyasında yaygın kullanılan hece-resim karışımı bir yazı sistemidir. İvriz'deki yazıtlar, sahnedeki kralı ve tanrıyı tanımlar; bir metin, eseri açıkça "Warpalawas'ın kabartma olarak kendi tasviri" biçiminde niteler. Bölgenin yazılı kültürünü daha da zenginleştiren bir buluntu 1986'da ortaya çıktı: Ana kabartmanın yaklaşık 75 metre yukarısındaki inşaat çalışmaları sırasında, Luvi hiyeroglifleri ve Fenike alfabesiyle çift dilli yazılmış bir Tarhunzas stel parçası bulundu. Yine Warpalawas tarafından diktirilen bu yazıt, İvriz kaynağının antik adına dair yeni bilgiler sunması bakımından değerlidir.

"Dünyanın ilk yazılı tarım anıtı" ifadesi ne kadar doğru?

Anıt, Türkiye'deki haber ve tanıtım kaynaklarında sıklıkla "tarihin/dünyanın ilk yazılı tarım anıtı" ya da "tarıma adanmış dünyanın tek kaya anıtı" olarak tanıtılıyor. Bu çarpıcı nitelendirmenin, İvriz'in tarımsal bereketi bu denli açık ve yazıtlı biçimde konu edinen ender bir eser olmasından kaynaklandığı görülüyor. Ancak bunu kesin bir bilimsel unvan gibi sunmak yerine, ağırlıklı olarak medya ve tanıtım çerçevesi olarak okumak daha doğru olur. Akademik literatürün üzerinde uzlaştığı asıl vurgu, İvriz'in tarımsal bereketi somutlaştıran en erken ve en etkileyici Anadolu tasvirlerinden biri olduğudur. Yani ürünün özü doğru; "birincilik" iddiasına ise ihtiyatlı yaklaşmakta fayda var.

UNESCO Geçici Listesi

İvriz ve çevresi, 2017 yılında "İvriz Kültürel Peyzajı" (Ivriz Cultural Landscape) adıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Geçici liste, bir ülkenin gelecekte kalıcı Dünya Mirası adaylığına sunmayı düşündüğü alanların kaydedildiği bir ön aşamadır; yani anıt henüz kesin listede değil, aday havuzunda yer alıyor. Bu peyzaj yaklaşımı, yalnızca ana kabartmayı değil; kaynağı, akarsuyu, çevredeki tarımsal ve doğal dokuyu bir bütün olarak değerlendiriyor.

Yakındaki ikinci kabartma: Ambardere

İvriz'i ziyaret edeceklerin çoğu ana kabartmayı görüp dönse de, bölgede daha az bilinen ikinci bir eser daha var. Ana anıtın güneyinde, Ambardere (Ambar Deresi) olarak anılan dar bir vadide, kurumuş bir dere yatağına yakın konumda, İvriz kabartmasının daha az ayrıntılı, yazıtsız ve büyük olasılıkla tamamlanmamış bir kopyası bulunuyor. Boyut olarak aslına yakın olan bu ikinci kabartma, sanatçının aynı sahneyi başka bir noktada yeniden işlemeye çalıştığını düşündürüyor. Vadinin yamacında ise Bizans dönemine ait bir manastır kalıntısının varlığından söz edilir; bu da bölgenin yüzyıllar boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Ayrıca bölgeden çıkan bazı parçalar Ereğli Müzesi'ne taşınmış durumda.

Gezginler için notlar

İvriz Kaya Anıtı'nı görmek isteyenler için en pratik güzergah Konya-Ereğli hattı üzerinden geçiyor; Ereğli'den sonra Halkapınar/İvriz yönüne birkaç kilometrelik bir yol kalıyor. Anıtın hemen yanındaki gür su kaynağı ve çevredeki yeşil alan, tarihi geziyi keyifli bir mesire molasıyla birleştirmeye çok uygun. Meraklı ve iyi hazırlanmış gezginler, ana kabartmayı gördükten sonra biraz daha güneydeki Ambardere kopyasını da rota planlarına ekleyebilir; ancak buranın patika koşullarında olabileceğini ve yerel yönlendirme almanın işleri kolaylaştıracağını akılda tutmakta fayda var. Kısacası İvriz; suyu, taşı ve üç bin yıllık bereket sözüyle, Anadolu'nun sessiz ama derin hikâyelerinden birini bugün de fısıldamaya devam ediyor.

Kaynaklar

Not: Anıtla ilgili "dünyanın/tarihin ilk yazılı tarım anıtı" nitelendirmesi ağırlıkla haber ve tanıtım kaynaklarına dayanır; kesin bir akademik unvan olarak değil, İvriz'in tarımsal bereketi konu edinen ender bir eser oluşuna vurgu olarak okunmalıdır.