1936 yılında İstanbul'un Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi kıyısında, bugün Deniz Müzesi'nin bahçesinin bulunduğu yerde, tuhaf bir atölye kuruluyordu. Kurucusu bir mühendis ya da subay değil, demir yolu inşaatlarıyla servet yapmış, sigara kağıdı üreten bir iş adamıydı: Nuri Demirağ. Cebinden çıkan parayla kurduğu bu küçük atölyeden birkaç ay içinde iki kişilik, ahşap iskeletli, kumaş kaplı bir eğitim uçağı çıktı: Nu.D.36. Bugün onlarca yıl sonra bu uçağın tek bir örneği bile hayatta değil — ama Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde, uçabilen bir kopyası ilk uçuşuna hazırlanıyor.
Bir İş Adamının Cesareti: Nuri Demirağ Kimdi?
Nuri Demirağ, 1886'da Sivas'ın Divriği ilçesinde doğdu. Asıl serveti demir yolu inşaat işlerinden geldi; 1.250 kilometrelik hat yapımına imza attığı için soyadını da buradan aldığı söylenir. Ama Demirağ'ın hikâyesi bir müteahhitlik başarısından ibaret değildi. "Türk Zaferi" markasıyla Türkiye'nin ilk yerli sigara kağıdını üretti, 1931'de İstanbul Boğazı'na köprü yapılması için hükûmete teklif götürdü (o dönem reddedildi), 1939'da yurdun ilk yerli paraşütünü imal ettirdi ve daha sonra Millî Kalkınma Partisi'ni kurarak Cumhuriyet'in ilk muhalefet partilerinden birine öncülük etti. Havacılığa girişi de bu cüretkâr girişimci ruhun bir uzantısıydı: 1936'nın ortalarına doğru, mühendis Selahattin Reşit Alan ile birlikte bir uçak fabrikası kurma hazırlıklarına başladı. Çekoslovak bir şirketle anlaşarak İstanbul'da bir deneme atölyesi kurdu; Yeşilköy'de Elmas Paşa Çiftliği'ni satın alarak uçuş pisti, hangar ve tamirhane inşa ettirdi. İlginç bir tarihsel not: bu arazinin bir kısmı, on yıllar sonra İstanbul Atatürk Havalimanı'nın yaklaşık yüzde 13'ünü oluşturacaktı.
Nu.D.36: Cumhuriyet'in Kanatlanan Tasarımı
Fabrikanın ilk ürünü olan Nu.D.36, iki kişilik, tek motorlu bir eğitim uçağıydı. Tasarımını, dönemin ilk Türk uçak mühendislerinden Selahattin Alan çizdi. Uçak, maliyeti düşürmek ve bakımı kolaylaştırmak için ahşap iskelet üzerine kumaş kaplama yöntemiyle üretiliyordu — o dönemin birçok eğitim uçağında görülen, mütevazı ama güvenilir bir teknikti. Kaynaklara göre gövdesinde bir Walter Gemma I tipi 150 beygirlik yıldız motor kullanılıyor, uçak yaklaşık 160-180 km/sa hıza ulaşabiliyordu. Nu.D.36, genellikle Cumhuriyet döneminde özel sektör eliyle tasarlanıp seri üretime geçen ilk milli eğitim uçağı olarak anılır; bazı kaynaklarda ise Türkiye'nin ürettiği ikinci yerli askeri uçak olarak geçer. İki tanımlama da aslında aynı gerçeğin farklı yönlerine işaret ediyor: Nu.D.36, devlet desteği olmadan, tamamen özel girişimle hayata geçirilen ve fabrika ortamında tekrar tekrar üretilen ilk Türk tasarımı uçaktı.
Kaç Tane Üretildi? Kayıtlardaki Sayı Muamması
İşte burada işler biraz karışıyor — ve dürüst olmak gerekirse, kesin bir rakam vermek şu an mümkün değil. Türk Hava Kurumu (THK), 1938 yılında Demirağ'ın fabrikasına 65 planör ve 24 adet Nu.D.36 uçağı için sipariş verdi. Bazı kaynaklar bu 24 uçağın tamamlandığını yazarken, başka kaynaklar üretilen sayının 12 olduğunu belirtiyor. Konuyla ilgilenen bir okuyucu ise farklı bir iddiada bulunuyor: elinde bulunan belgelere göre yalnızca 10 adet Nu.D.36'nın varlığı kesin olarak kanıtlanabiliyor ve elinde, "No.7" seri numaralı uçağa ait 2 Temmuz 1939 tarihli bir fotoğraf bulunuyor. Bu iddia aslında tarihi daha tutarlı hale getiriyor: fabrika 1936'da kurulup ilk prototipi aynı yıl uçursa da, THK'nin 24 uçaklık büyük siparişi ancak 1938'de verildi — yani seri üretimin 1939'a kadar sürmüş olması hiç de şaşırtıcı değil. Kısacası: fabrikanın kuruluşu (1936) ile büyük siparişin verilmesi (1938) arasında iki yıllık bir fark var, üretim rakamı ise 10 ile 24 arasında değişen kaynaklara göre net değil. Bu makalede bilerek tek bir "kesin" sayı iddia etmiyoruz; okuyucunun bu belirsizliği bilmesi, tarihi daha sağlıklı okumasını sağlar.
Gök Uçuş Okulu ve Sessizce Kapanan Fabrika
Nu.D.36'ların asıl görev yeri, Yeşilköy'deki Gök Uçuş Okulu'ydu. Demirağ, kendi imalatı uçaklarla 1943 yılına kadar yaklaşık 290 pilot adayını eğitti; hatta memleketi Divriği'de bir "Gök Ortaokulu" bile açarak öğrencilerin masraflarını üstlendi ve onları İstanbul'a getirip uçuş dersi verdi. Ancak hikâye trajik bir dönüm noktasıyla kesintiye uğradı: 1943'te, uçakların tasarımcısı mühendis Selahattin Alan bir iniş sırasında hayatını kaybetti. Bu kayıp sonrası THK siparişini iptal etti, açılan dava aylarca sürdü ve fabrika yurt içinden yeni sipariş alamadı. Devletin uçakların yurt dışına satışını yasaklaması da İspanya, İran ve Irak'tan gelen talepleri engelledi. Demirağ'ın hükûmete ve cumhurbaşkanına yazdığı dilekçeler sonuç vermeyince, fabrika 1944'te kapılarını kapattı — bir daha da açılamadı. Bugün o üretim hattından çıkan tek bir Nu.D.36 bile ayakta değil.
Bugün İz Sürmek: Sivrihisar'da Yeniden Uçan Bir Tasarım
İyi haber şu ki bu hikâye tamamen kapanmış değil. Eskişehir'in Sivrihisar ilçesindeki Havacılık Merkezi'nde, 2018'den beri faaliyet gösteren M.S.Ö Hava ve Uzay Müzesi — kendini bir "Uçan Müze" olarak tanımlayan, sergilediği tarihi uçakların çoğunu gerçekten uçurabilen nadir kurumlardan biri — daha önce bir başka Türk havacılık öncüsünün tasarımı olan Vecihi K.XIV'in replikasını tamamlamıştı. Şimdi ekip, Nu.D.36'nın uçabilir bir kopyasını inşa ediyor. Paylaşılan görsellere göre uçağın gövdesi tamamlanmış durumda ve motor çalıştırma hazırlıkları sürüyor; müzenin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara göre ilk uçuşa haftalar kaldığı belirtiliyor (bu bilgi resmi bir basın açıklamasından değil, sosyal medya paylaşımlarından geldiği için ihtiyatla değerlendirilmeli). Havacılık meraklıları için bir başka durak da Demirağ'ın 1941'de yaptırdığı Divriği Havaalanı — Türkiye'nin ilk ilçe havaalanı. Onlarca yıl atıl kaldıktan sonra restore edilerek yeniden uçuşlara açıldı ve bugün modern bir "hava kampüsü" olarak anılıyor. Her iki nokta da, bir zamanlar tek başına bir sanayi hayali kuran bir adamın mirasını gözlerinizle görebileceğiniz nadir yerlerden.
Sıkça Sorulan Sorular
Nu.D.36'dan günümüze ulaşan orijinal bir uçak var mı?
Hayır. Kaynaklara göre üretilen Nu.D.36'ların hiçbiri günümüze kadar sağlam kalamadı; bugün görebileceğiniz tek örnek, Sivrihisar'daki M.S.Ö Hava ve Uzay Müzesi'nin inşa ettiği uçabilir replikadır.
Nu.D.36'yı kim tasarladı, kim finanse etti?
Uçağın mühendislik tasarımını dönemin öncü Türk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan yaptı; projenin finansmanını ve fabrikanın kuruluşunu ise iş adamı Nuri Demirağ üstlendi.
Kaç adet Nu.D.36 üretildi?
Bu konuda kaynaklar arasında net bir uzlaşı yok. Türk Hava Kurumu 1938'de 24 adet sipariş verdi; bazı kaynaklar bu siparişin tamamlandığını, bazıları 12 adet üretildiğini, bir belge takipçisi ise yalnızca 10 adedin kesin olarak belgelenebildiğini öne sürüyor.
Not: Bu yazı, Türkçe ve İngilizce Wikipedia maddeleri, Nuri Demirağ ve NuDTA hakkındaki genel ansiklopedik kaynaklar ile M.S.Ö Hava ve Uzay Müzesi'nin sosyal medya paylaşımları temel alınarak hazırlanmıştır. Üretim adedi gibi bazı tarihi rakamlarda kaynaklar arasında farklılık bulunduğundan, bu belirsizlik metinde açıkça belirtilmiştir. Sivrihisar'daki replikanın ilk uçuş tarihine dair kesin, resmi bir duyuru bulunamamıştır; bu bilgi sosyal medya paylaşımlarına dayanmaktadır.



