II. Dünya Savaşı’nın karmaşık ve trajik hikayelerinden biri de Türkistan Lejyonu’nun hikayesidir. Wehrmacht bünyesinde savaşan bu birlik, Türk halklarının yaşadığı dramatik bir tarih sayfasını temsil etmektedir. 1942-1945 yılları arasında faaliyet gösteren bu lejyon, savaşın karmaşık siyasi dinamikleri içerisinde kaybolmuş bir hikayeyi gün yüzüne çıkarmaktadır.
Türkistan Lejyonu’nun Kuruluşu
Türkistan Lejyonu (Almanca: Turkistanische Legion), Nazi Almanyası’nın Wehrmacht ordusunda görev yapan Türk halklarından oluşan askeri birliklerin genel adıdır. Bu birliğin kuruluşunun ardında, hem siyasi hem de askeri faktörler bulunmaktadır.
Kuruluşun Öncüsü: Nuri Killigil
Lejyonun kuruluşunda öncülük eden isim Nuri Killigil, bir Pan-Türkizm teorisyeniydi. Killigil’in amacı, Türk halklarının yaşadığı bölgeleri Sovyetler Birliği’nden ayırarak, sonunda onları Türk yönetimi altında birleştirmekti. Bu ideoloji, Nazi Almanyası’nın Doğu politikalarıyla geçici bir örtüşme yaratmıştır.
Nazi Almanyası’nın Motivasyonu
Türk halkları başlangıçta Naziler tarafından “fahri Aryan” olarak sınıflandırılmıştır. Ancak bu tutumun arkasında yatan gerçek sebep, I. Dünya Savaşı’ndaki kader ortaklığının devam ettirilme arzusu ve Sovyetler Birliği’ne karşı müttefik arayışıdır.
Nazi Almanyası, siyasi kazanç elde etmek amacıyla Sovyetler Birliği içerisindeki Türk halklarının milliyetçi duygularından yararlanmaya çalışmıştır. Bu strateji, Doğu Cephesi’ndeki zorlu koşulları göz önüne alarak geliştirilmiştir.
Lejyonun Yapısı ve Büyüklüğü
İlk Dönem (1942)
İlk Türkistan Lejyonu Mayıs 1942’de seferber edilmiştir. Başlangıçta sadece bir taburdan oluşan bu birlik, oldukça mütevazi bir başlangıç yapmıştır. Lejyonun çekirdek kadrosunu, Kızıl Ordu’dan savaş esiri olarak alınan ve Almanlarla ortak dava kuran Türk askerler oluşturmuştur.
Genişleme Dönemi (1943)
1943 yılında lejyon dramatik bir genişleme yaşamış ve 16 tabur ve 16.000 askere ulaşmıştır. Bu büyük artış, Nazi Almanyası’nın Doğu Cephesi’ndeki artan ihtiyaçlarına ve Türk savaş esirlerinin katılımına bağlı olarak gerçekleşmiştir.
Operasyonel Kullanım ve Konuşlandırma
Wehrmacht Komutası Altında
Türkistan Lejyonu, Wehrmacht’ın komutası altında faaliyet göstermiştir. Ancak dikkat çekici bir nokta, bu birliklerin yalnızca Batı Cephesi’nde konuşlandırılmasıdır. Bu stratejik karar, lejyon askerlerini Kızıl Ordu’dan izole etmeyi amaçlamıştır.
Fransa ve İtalya Operasyonları
Lejyon birlikleri öncelikle Fransa ve İtalya’daki operasyonlarda görev almıştır. 162. Piyade Tümeni’nin bir parçasını oluşturan bu taburlar, özellikle Mihver işgali altındaki Yugoslavya (günümüz Hırvatistan’ı) ve İtalya’da yoğun çatışmalara katılmıştır.
Bu konuşlandırma stratejisi, hem askeri hem de politik nedenlerle tercih edilmiştir. Nazi komutanlığı, Türk askerlerinin Sovyet kuvvetleriyle doğrudan karşılaşmasının yaratacağı ideolojik ve psikolojik sorunları önlemeye çalışmıştır.
Lejyonun Sembolleri ve Kimliği
Dini ve Kültürel Kimlik
Türkistan Lejyonu’nun çok kültürlü yapısı, kullandığı semboller ve armalarında da kendini göstermiştir:
“Biz ALLA Bilen” Arması (1942): İslam birimlerinde görev yapan personel tarafından kullanılan bu kol arması, “Biz Allah’la beraberiz” anlamına gelmektedir. Bu, lejyondaki Müslüman Türk askerlerin dini kimliklerini koruduklarını göstermektedir.
“Tengri Biz Menen” Arması (1944): “Tanrı bizimle” anlamına gelen bu Türkçe ifade, geleneksel Türk inanç sisteminin Wehrmacht içerisindeki varlığını simgelemektedir.
Kurt Başlı Apoletler
1945 yılında astsubaylar için tasarlanan kurt başlı yaka apoletleri, Türk kültüründeki kurt mitolojisine bir gönderme olarak değerlendirilmektedir. Bu sembollerin aktif olarak kullanılıp kullanılmadığı hâlâ tartışmalı bir konudur.
Savaşın Sonu ve Trajik Akıbet
İngiliz Kuvvetlerine Teslim
Savaşın son dönemlerinde, Türkistan Lejyonu’nun çoğu İngiliz kuvvetleri tarafından esir alınmıştır. Bu durum, lejyon mensupları için trajik sonuçlara yol açmıştır.
Sovyetler Birliği’ne İade
Savaşın sona ermesinden sonra, esir alınan lejyon üyeleri Sovyetler Birliği’ne geri gönderilmiştir. Bu geri gönderme süreci, lejyon mensupları için ölüm fermanı anlamına geliyordu.
Sovyet hükümeti, Nazilerle iş birliği yapma suçlamasıyla lejyon üyelerini infaz etmiş veya uzun süreli hapis cezalarına çarptırmıştır. Bu durum, II. Dünya Savaşı’nın en trajik hikayelerinden birini oluşturmaktadır.
Önemli Şahsiyetler
Baymirza Hayit
Lejyonun önemli üyelerinden biri olan Baymirza Hayit, savaştan sonra Batı Almanya’ya yerleşmiştir. Türkolog kimliğiyle tanınan Hayit, savaş sonrası dönemde Pan-Türkist siyasi davaların önemli bir savunucusu olmuştur.
Hayit’in hayat hikayesi, lejyon üyelerinin savaş sonrası yaşadığı adaptasyon sürecini ve ideolojik mücadelelerini yansıtmaktadır.
Erwin Rommel Bağlantısı
Fransa’daki gönüllü birliklerin Erwin Rommel’in denetiminden geçmesi, lejyonun Nazi Almanyası’nın üst düzey komuta kademesi tarafından ne kadar ciddiye alındığını göstermektedir. “Çöl Tilkisi” olarak bilinen Rommel’in bu birliklere olan ilgisi, lejyonun stratejik önemini vurgulamaktadır.
Tarihsel Değerlendirme ve Analiz
Karmaşık Motivasyonlar
Türkistan Lejyonu’nun hikayesi, savaş zamanının karmaşık siyasi dinamiklerini yansıtmaktadır. Lejyon üyelerinin motivasyonları çok katmanlıdır:
Sovyet Baskısından Kaçış: Stalin rejimi altında yaşanan baskılar, birçok Türk halkının alternatif arayışına girmesine neden olmuştur.
Milliyetçi İdealler: Pan-Türkist ideoloji, bağımsız bir Türk devleti kurma hayaliyle birleşmiştir.
Hayatta Kalma İçgüdüsü: Savaş esiri olarak zorlu koşullarda yaşayan askerlerin bir kısmı için lejyona katılım, hayatta kalma stratejisi olmuştur.
Nazi Almanyası’nın Pragmatik Politikası
Nazi Almanyası’nın Türk halklarına yaklaşımı, ideolojik tutarlılıktan ziyade pragmatik hesapları yansıtmaktadır. “Fahri Aryan” sınıflandırması, ırkçı ideolojinin askeri ihtiyaçlar karşısında ne kadar esnek olabileceğini göstermektedir.
Ostlegionen ve Diğer Yabancı Birlikler
Türkistan Lejyonu, Nazi Almanyası’nın Ostlegionen (Doğu Lejyonları) projelerinin bir parçasıydı. Bu kapsamda Azerbaycan Lejyonu ve diğer etnik birlikler de kurulmuştur. Bu durum, Nazi Almanyası’nın Sovyet karşıtı propaganda ve askeri stratejilerinin bir yansımasıdır.
Modern Dönemdeki Yankıları
Tarihsel Araştırmalar
Günümüzde Türkistan Lejyonu üzerine yapılan araştırmalar, II. Dünya Savaşı tarihi ve Türk-Alman ilişkileri açısından önemli bulgular ortaya koymaktadır. “Başka Bir Dünya Savaşı: İkinci Dünya Savaşı Sırasında Almanya Tarafında Savaşan Türkistanlılar” başlıklı eser, bu konudaki önemli kaynaklardan biridir.
Hafıza ve Kimlik
Orta Asya ülkelerinin bağımsızlık süreçlerinde, Türkistan Lejyonu’nun hikayesi farklı perspektiflerden değerlendirilmiştir. Bu tarihsel olay, milli kimlik inşası ve tarihsel hafıza konularında önemli tartışmalara neden olmuştur.
Sonuç
Türkistan Lejyonu’nun hikayesi, II. Dünya Savaşı’nın unutulan trajedilerinden birini temsil etmektedir. Bu birlik, savaş zamanının karmaşık siyasi dinamikleri içerisinde hayatta kalma mücadelesi veren Türk halklarının hikayesini anlatmaktadır.
Lejyonun üyeleri, ideolojik motivasyonlar, hayatta kalma içgüdüsü ve milliyetçi hayaller arasında sıkışmış bireylerdi. Onların hikayesi, savaşın sadece devletler arası bir çatışma değil, aynı zamanda bireylerin ve halkların kimlik arayışı olduğunu göstermektedir.
Günümüzde bu hikayeyi hatırlamak, tarihsel hafızanın önemini ve savaşın insan boyutunu anlamamız açısından kritik öneme sahiptir. Türkistan Lejyonu’nun trajik sonu, totaliter rejimlerin bireyler üzerindeki yıkıcı etkilerini ve özgürlük arayışının ne kadar karmaşık ve riskli olabileceğini göstermektedir.
Bu tarihsel olay, aynı zamanda çok kültürlü kimlik ve aidiyat konularında da önemli dersler içermektedir. Türkistan Lejyonu’nun hikayesi, 21. yüzyılda yaşadığımız kimlik krizi ve aidiyat sorunları açısından da düşündürücü bir örnek teşkil etmektedir.

