Ege'nin karşı kıyısındaki onlarca ada, Türkiye'den bakınca hem coğrafi hem de tarihi olarak çok tanıdıktır — çünkü bu adaların büyük bölümü yüzlerce yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı ve bu yüzden hâlâ Türkçe bir isme sahiptir. Rodos, Sakız, Midilli, İstanköy gibi adlar tesadüfen ortaya çıkmadı; bunlar yüzyıllar süren komşuluk, ticaret ve yönetim ilişkisinin izleridir. Bu yazıda Yunan adalarının Türkçe isimlerini, bu isimlerin nereden geldiğini ve adaların coğrafi/tarihi arka planını bir arada topladık.

Neden bu kadar çok Yunan adasının Türkçe adı var?

Ege Denizi'ndeki adaların neredeyse tamamı, 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar uzanan uzun bir dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresi altında kalmıştı. Örneğin Rodos, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1522'deki kuşatmasından sonra yaklaşık 400 yıl Osmanlı kontrolünde kaldı; Sakız Adası 1566'da fethedildi; Midilli 1462'de Osmanlı topraklarına katıldı; İstanköy de yaklaşık dört asır boyunca Osmanlı yönetiminde kaldı. Bu adaların çoğu, ancak 1912-1913'teki Balkan Savaşları ve İtalyan işgali gibi süreçlerin ardından sırasıyla Yunanistan'a geçti; bazıları (Oniki Adalar grubu gibi) 1947'ye kadar İtalyan yönetiminde kalıp ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yunanistan'a bağlandı.

Bu uzun ortak geçmiş, adaların Türkçede kendi özgün isimlerini kazanmasına yol açtı. Bazı isimler doğrudan Yunanca adın Türkçeleşmiş hâlidir (Sisam-Samos, Sömbeki-Symi gibi), bazıları ise tamamen farklı bir kökene dayanır. Bugün hâlâ günlük dilde, seyahat yazılarında ve tarih kitaplarında bu Türkçe adlar kullanılır; özellikle Türkiye kıyılarına çok yakın adalar için (Sakız, Midilli, Rodos, İstanköy gibi) Türkçe isim neredeyse Yunanca isim kadar yaygındır.

Sık karşılaşılan büyük adaların Türkçe isimleri

  • Rodos — Yunancası da zaten “Rodos”a çok yakındır (Eski Yunanca Rhódon, yani “gül” anlamına gelir); dolayısıyla bu isim aslında değişmeden Türkçeye geçmiştir. On İki Adalar'ın en büyüğü olan Rodos, Bozburun Yarımadası'na sadece 18 kilometre uzaklıktadır ve şehir merkezindeki Ortaçağ kalesi UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alır.
  • Sakız Adası (Yunanca: Chios/Hios) — Türkçe adını, adada yetişen sakız ağaçlarından ve bu ağaçlardan elde edilen damla sakızından alır. 1566'da Osmanlı Devleti tarafından fethedilen ada, 1913'te Londra Antlaşması ile Yunanistan'a bırakılmıştır. 11. yüzyıldan kalma Nea Moni Manastırı ile tanınır.
  • Midilli Adası (Yunanca: Lesbos/Mytilini) — İsmini adanın merkezi olan Midilli şehrinden alır; yoğun ormanlık yapısı nedeniyle zaman zaman “zümrüt ada” olarak da anılır. Antik dönemde şair Sappho'nun memleketi olan Midilli, Girit ve Eğriboz'dan sonra Yunanistan'ın üçüncü büyük adasıdır.
  • İstanköy (Yunanca: Kos) — Bodrum Yarımadası'nın tam karşısında, Anadolu kıyısına sadece birkaç deniz mili uzaklıkta yer alır. Antik çağın ünlü hekimi Hipokrat'ın doğum yeri olarak bilinir; adada bugün de küçük bir Türk kökenli nüfus yaşamaktadır.
  • Sisam Adası (Yunanca: Samos) — Türkiye'nin Dilek Yarımadası'na yalnızca yaklaşık 1,6 kilometre mesafededir. Matematikçi Pisagor ve astronom Aristarkos gibi isimlerin memleketi olan ada, Osmanlı döneminde özerk bir “Sisam Beyliği” statüsüyle yönetilmiş, 1913'te resmen Yunanistan'a katılmıştır.
  • Girit — Akdeniz'in beşinci, Yunanistan'ın en büyük adasıdır. 1645'te Osmanlı kontrolüne geçmiş, ancak başkent Kandiye (bugünkü Iraklio) ancak 24 yıllık bir kuşatmanın sonunda 1669'da alınabilmiştir. Ada, 1913'te Yunanistan'ın hâkimiyetine girmiştir.
  • Eğriboz (Yunanca: Evia/Euboea) — Girit'ten sonra Yunanistan'ın en büyük ikinci adasıdır. Türkçe adı, boğazın eski Yunanca ismi “Euripos”un yüzyıllar içinde geçirdiği ses değişimlerinin bir ürünüdür; Venedik döneminde “Negroponte”, Osmanlı döneminde ise önce “Egripos” sonra “Eğriboz” olarak yerleşmiştir.
  • Taşoz Adası (Yunanca: Thasos) — Kuzey Ege'nin en kuzeyindeki ve alan bakımından 12. büyük Yunan adasıdır; zengin ormanları, mermer ocakları ve zeytinyağı üretimiyle bilinir.
  • Semadirek Adası (Yunanca: Samothraki) — Gökçeada'ya yaklaşık 37 kilometre uzaklıkta, Türk-Yunan deniz sınırının hemen batısında yer alır. 456 yıl Osmanlı yönetiminde kalan ada, 1912'de Yunanistan tarafından işgal edilmiş, statüsü 1923 Lozan Antlaşması ile kesinleşmiştir.

On İki Adalar (Dodekanes) grubundaki Türkçe isimler

Rodos'un da içinde bulunduğu ve Türkiye'nin güneybatı kıyılarına yakın konumlanan ada grubuna Türkçede “On İki Adalar” ya da “Oniki Ada” denir — ancak isminin aksine grup aslında 12'den fazla adadan oluşur; büyük adalar sayıldığında 14, adacıklar dahil edildiğinde 20'yi aşan bir sayıya ulaşılır. Bu grubun büyük bölümü, 1522-1912 arasında Osmanlı yönetiminde kalmış, ardından 1912-1947 arasında İtalyan idaresine geçmiş ve nihayet İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yunanistan'a bağlanmıştır. Grubun başlıca adaları ve Türkçe karşılıkları şöyledir:

  • İstanbulya — Yunanca Astypalaia
  • Herke — Yunanca Halki
  • Kilimli — Yunanca Kalymnos
  • Kerpe — Yunanca Karpathos
  • Çoban Adası — Yunanca Kasos
  • İstanköy — Yunanca Kos
  • İleryoz — Yunanca Leros
  • İncirli — Yunanca Nisyros
  • Batnaz — Yunanca Patmos
  • Sömbeki — Yunanca Symi
  • İlyaki — Yunanca Tilos

Bu listeye coğrafi olarak Akdeniz'de yer almasına rağmen idari olarak Oniki Ada iline bağlı olan Meis Adası (Yunanca: Kastellorizo) da eklenir. Meis'in ismi, adadaki Ortaçağ kalesinin inşa edildiği kızıl kayalıklardan gelir ve “kızıl hisar” anlamına gelen “Kastellorizo” adının Türkçedeki söyleniş biçimidir. Türkiye'nin Kaş ilçesine sadece 2 kilometre uzaklıktaki bu küçük ada, 1306'da Hospitalier Şövalyeleri'nin eline geçmiş, 1510'larda Osmanlı egemenliğine girmiş, 1947'de Paris Barış Antlaşmaları ile Yunanistan'a devredilmiştir.

Rakamlarla adaların büyüklüğü

Bu adaların yüzölçümü ve nüfusu birbirinden oldukça farklıdır ve bu fark, bir gezi planlarken beklentileri doğru kurmak açısından önemlidir. Girit yaklaşık 624 bin nüfusuyla listenin açık ara en kalabalık adasıdır; onu 130 bin nüfuslu Rodos izler. Sakız Adası'nın nüfusu 53 binin, İstanköy'ün ise 60 binin biraz üzerindedir. Yüzölçümü açısından bakıldığında Midilli 1.631 kilometrekare ile Girit'ten sonra bölgenin en geniş adalarından biridir; buna karşılık Taşoz 380 kilometrekare, Semadirek ise 178 kilometrekare ile çok daha küçük ve daha az kalabalık (sırasıyla yaklaşık 13.770 ve 2.859 kişi) adalardır. Bu büyüklük farkları, adaların turizm altyapısından ulaşım sıklığına kadar pek çok pratik detayı da doğrudan etkiler.

Bu isimleri kullanırken nelere dikkat etmeli?

Türkçe adlar günlük konuşmada ve tarih anlatılarında hâlâ canlı olsa da, resmi belgelerde, uçuş biletlerinde, haritalarda ve çevrimiçi rezervasyon sistemlerinde adaların uluslararası (Yunanca kökenli) isimleri kullanılır. Bir gezi planlarken bilet alırken veya konaklama ararken adanın Yunanca/İngilizce adını (Kos, Chios, Lesbos, Samos gibi) bilmek pratik açıdan önemlidir; Türkçe isim ise daha çok tarihi bağlamı anlamak, harita okumak ya da bölgeyle ilgili eski kaynakları takip etmek için işe yarar. Özellikle Bodrum, Datça, Çeşme, Ayvalık, Kuşadası gibi Ege kıyı kasabalarından günübirlik tekne turlarıyla ziyaret edilen adalarda (İstanköy, Sisam, Rodos gibi) yerel halk ve tur rehberleri genellikle her iki ismi de bilir ve rahatlıkla kullanır.

Son olarak şunu da belirtmek gerekir: bu adaların bugünkü egemenliği ve sınırları, uluslararası antlaşmalarla (başta 1913 Londra Antlaşması, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları olmak üzere) netleşmiş konulardır. Türkçe isimlerin varlığı, bir kültürel-tarihi mirasın izidir; güncel siyasi veya hukuki statüyle karıştırılmamalıdır. Bu yazı da tam olarak bu amaçla, Yunan adalarının Türkçedeki isimlerini ve tarihi arka planlarını tarafsız bir şekilde bir araya getirmeyi hedeflemiştir.