Dünya haritasına yakından baktığınızda bazen garip bir şey fark edersiniz: bir ülkenin ortasında, sınırları belli belirsiz çizilmiş, ama tamamen başka bir devlete ait küçük bir toprak parçası. Ya da tam tersi — bir ülkenin bayrağının dalgalandığı ama o ülkenin ana topraklarına hiç değmeyen, komşularının arasında sıkışıp kalmış bir bölge. İşte tam bu noktada devreye anklav ve eksklav kavramları giriyor. Kulağa birbirine çok benzer gelen bu iki terim, aslında aynı coğrafi gerçekliğe iki farklı açıdan bakmanın sonucu; kimi zaman aynı toprak parçası için ikisi de aynı anda doğru olabiliyor. Gelin, tanımlarını netleştirip dünyanın en ilginç sınır tuhaflıklarına birlikte göz atalım.

Anklav Nedir?

Anklav, bir devlete veya idari bölgeye ait olup tamamen başka bir devletin (ya da bölgenin) toprakları içinde kalan, dışarıyla doğrudan kara bağlantısı bulunmayan bir alandır. Tanım, "çevreleyen" ülkenin bakış açısından yapılır: o toprak parçası, kendi sınırlarının içinde yabancı bir cep gibi durur. Bunun en bilinen örneklerinden biri Almanya'ya bağlı Büsingen am Hochrhein kasabasıdır; kasaba tamamen İsviçre toprakları ile çevrilidir ve İsviçre'ye girmeden Almanya'nın geri kalanına ulaşmak mümkün değildir. Benzer şekilde İtalya'ya ait Campione d'Italia da tamamen İsviçre kantonu Ticino içinde kalan bir anklavdır.

Bazı durumlarda anklav olan şey küçük bir kasaba değil, koca bir devlettir. San Marino ve Vatikan tamamen İtalya toprakları içinde yer aldıkları için birer anklav devlettir; Güney Afrika'nın ortasında konumlanan Lesotho ise dünyadaki tek "gerçek" bağımsız anklav ülke olarak anılır — sınırlarının tamamı tek bir komşuyla, Güney Afrika ile çevrilidir.

Eksklav Nedir?

Eksklav ise madalyonun öbür yüzüdür: bu kez bakış açısı "sahip" olan devlettendir. Bir eksklav, ana topraktan coğrafi olarak kopmuş, ulaşmak için mutlaka başka bir ülkenin (veya ülkelerin) topraklarından geçilmesi gereken parçadır. Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti bunun klasik örneğidir: Azerbaycan'ın ana topraklarına kara yoluyla ulaşmak için Ermenistan, İran ya da Türkiye üzerinden geçmek gerekir. Nahçıvan aynı zamanda üç farklı ülkeyle çevrili olduğu için teknik olarak "anklav" sayılmaz — anklav tanımı tek bir çevreleyen devlet gerektirir, oysa burada birden fazla komşu söz konusudur.

Coğrafyacılar bir de "pene-eksklav" (yarı eksklav) kavramından söz eder: bu, ana ülkeye kara yoluyla değil ama deniz veya kendi ülkesi içinden dolaylı bir yolla bağlı olan parçalar için kullanılır. ABD'ye ait Point Roberts yarımadası, karadan yalnızca Kanada üzerinden erişilebildiği için pene-eksklav örneğidir; Avusturya'nın Kleinwalsertal vadisi de yol ağı bakımından yalnızca Almanya'dan geçilerek ulaşılabildiği için benzer bir konumdadır. Rusya'ya ait Kaliningrad ise Polonya ve Litvanya arasında sıkışmış olsa da Baltık Denizi'ne kıyısı bulunduğu, dolayısıyla tamamen karayla çevrili olmadığı için tam bir eksklav değil, "yarı eksklav" olarak sınıflandırılır.

Anklav ve Eksklav Arasındaki Temel Fark

İki terim arasındaki asıl ayrım, bakış açısındadır. Anklav, o toprağı çevreleyen devletin gözünden tanımlanır: "sınırlarımın içinde yabancı bir parça var." Eksklav ise o toprağın asıl sahibi olan devletin gözünden tanımlanır: "bir parçam ana gövdemden kopuk." Bu yüzden aynı bölge çoğu zaman hem anklav hem eksklav olabilir — Büsingen, İsviçre'nin bakış açısından bir anklav, Almanya'nın bakış açısından ise bir eksklavdır. Ama bu her zaman geçerli değildir: bir bölge yalnızca tek bir komşu devletle çevriliyse hem anklav hem eksklav olabilir, birden fazla komşu ile çevriliyse (Nahçıvan'da olduğu gibi) sadece eksklav sayılır, anklav sayılmaz. Kısacası her anklav aynı zamanda bir eksklavdır, ama her eksklav bir anklav değildir.

Dünyadan İlginç Anklav ve Eksklav Örnekleri

  • Baarle-Hertog / Baarle-Nassau (Belçika–Hollanda sınırı): Dünyanın en çarpıcı sınır tuhaflıklarından biri burada yaşanır. Belçika'ya ait Baarle-Hertog kasabası, Hollanda toprakları içinde dağılmış tam 22 ayrı parçadan oluşur; buna karşılık Hollanda'nın da bu Belçika parçalarının içinde 7 tane "karşı-anklavı" (counter-enclave) vardır. Sınır bazı evlerin ve dükkânların ortasından geçtiği için aynı kapının bir Belçika bir de Hollanda adresi olabiliyor — ki bu durum tarihte, iki ülkenin kapanış saatleri farklı olduğunda müşterilerin masasını sınırın öbür tarafına kaydırmasına bile yol açmış.
  • Kaliningrad (Rusya): İkinci Dünya Savaşı sonrasında Doğu Prusya'nın kuzey kısmı Sovyetler Birliği'ne katılmış ve Kaliningrad adını almıştı. Litvanya'nın 1991'de bağımsızlığını kazanmasıyla bölge Rusya'nın geri kalanından tamamen koptu; bugün Polonya ve Litvanya arasında sıkışmış durumda olsa da Baltık Denizi'ne açıldığı için tam eksklav değil, yarı eksklav sayılıyor.
  • Nahçıvan (Azerbaycan): Ermenistan, İran ve Türkiye ile çevrili bu özerk cumhuriyet, Azerbaycan'ın ana topraklarına doğrudan bağlı değildir; bu yüzden coğrafya literatüründe klasik bir eksklav örneği olarak gösterilir.
  • Büsingen am Hochrhein (Almanya) ve Campione d'Italia (İtalya): İkisi de tamamen İsviçre toprakları içinde kalan, gümrük ve para birimi bakımından bile İsviçre ile iç içe geçmiş küçük yerleşimlerdir; her ikisi de hem kendi ülkeleri için eksklav hem İsviçre için anklav sayılır.
  • Point Roberts (ABD) ve Kleinwalsertal (Avusturya): Karadan yalnızca komşu ülke üzerinden ulaşılabildiği için "pene-eksklav" olarak sınıflandırılan bu iki bölge, tanımın ne kadar ince ayrımlara sahip olduğunu gösteriyor.
  • Lesotho, San Marino, Vatikan: Bunlar birer kasaba değil, tam bağımsız devlet olduğu için ayrı bir kategoride değerlendirilir; üçü de topraklarının tamamıyla tek bir komşu ülke tarafından çevrildiği için "anklav devlet" olarak anılır.
  • Yaygın bir yanılgı — büyükelçilik binaları: Popüler kültürde büyükelçilik binalarının "o ülkenin toprağı" sayıldığı, dolayısıyla birer anklav olduğu sıkça tekrarlanır. Oysa uluslararası hukukta bu doğru değildir: büyükelçilik arazisi hâlâ bulunduğu ülkenin toprağıdır, yalnızca diplomatik dokunulmazlık ve ayrıcalıklarla korunur. Yani bir büyükelçiliğe girdiğinizde teknik olarak "başka bir ülkeye ışınlanmış" olmazsınız — bu, coğrafya değil hukuk meselesidir.

Anklav ve eksklav kavramları ilk bakışta kuru birer coğrafya terimi gibi görünse de, aslında yüzyıllar süren savaşların, antlaşmaların ve sınır pazarlıklarının küçük ölçekli izleridir. Bir kasabanın ortasından geçen görünmez bir çizginin insanların günlük hayatını, hangi markete gideceklerinden hangi okula yazılacaklarına kadar etkilemesi, harita üzerinde sadece birer nokta gibi duran bu yerlerin aslında ne kadar canlı hikâyeler barındırdığını gösteriyor. Eğer bir gün rotanızı Batı Avrupa'ya ya da Kafkasya'ya doğru çevirirseniz, bu tuhaf sınır bölgelerinden birine uğramak, sıradan bir şehir turundan çok daha akılda kalıcı bir deneyim sunabilir.