Önce şu karışıklığı çözelim: "İstanbul-Pythio Demiryolu Projesi" diye güncel, yeni başlatılmış bir altyapı hamlesi aramaya kalkarsanız boşa vakit harcarsınız. Böyle bir "proje" yok. Söz konusu olan, 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı topraklarında inşa edilmiş, bugün de fiilen ayakta duran tarihi bir demiryolu hattı ve onun Yunanistan tarafındaki son durağı: Pythio. Ben de ilk duyduğumda "yeni bir hızlı tren hattı mı geliyor" diye düşünmüştüm; meğer 150 yıllık bir hikâyeymiş. Sınırın hemen dibindeki bu ufak istasyon kasabası, hem demiryolu meraklıları hem de Balkan tarihine merak duyanlar için gerçekten anlatılmaya değer bir yer. Gelin, gerçek hikâyeyi baştan alalım.

Pythio Neresi? Önce Haritada Yerini Bulalım

Pythio, Yunanistan'ın kuzeydoğusunda, Meriç Nehri'nin sınır çizdiği Evros bölgesinde yer alıyor; idari olarak Orestiada belediyesine bağlı, minik ama tarihi ağırlığı büyük bir yerleşim. Türkiye-Yunanistan kara sınırına neredeyse bitişik konumu, onu 150 yıldır demiryolu haritalarının kritik bir noktası yapıyor. Haritaya bakınca fark ettim ki, İpsala ve Pazarkule gibi bildiğimiz kara sınır kapılarından farklı olarak Pythio, iki ülke arasındaki tek demiryolu bağlantı noktası; yani Yunanistan topraklarında raylı ulaşımla Türkiye'ye açılan tek kapı burası.

Kuleliburgaz'dan Pythio'ya: Hattın Osmanlı Kökleri

Osmanlı döneminde bu köy Kuleliburgaz adıyla anılıyordu. Buradaki demiryolu istasyonu 1873 yılında hizmete girdi; hattı döşeyen ise dönemin ünlü demiryolu girişimcisi Baron Maurice de Hirsch yönetimindeki Doğu Demiryolları (Chemins de fer Orientaux) şirketiydi. Bu şirket, İstanbul'u Avrupa'ya bağlayacak büyük hattın Osmanlı topraklarındaki ayağını inşa etmekle görevliydi. Kuleliburgaz-Pythio istasyonu, İstanbul-Edirne hattının bir parçası olarak açıldıktan bir yıl sonra, 1874'te buradan Dedeağaç'a (bugünkü Alexandroupoli) uzanan yaklaşık 112 kilometrelik bir şube hattı da tamamlandı. Yani istasyon en başından beri bir kavşak noktasıydı: hem İstanbul yönüne hem de Ege kıyısındaki Dedeağaç'a açılan bir demiryolu düğümü.

İstanbul'u Viyana'ya bağlayacak tam hat ise finansal krizler, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ve güzergâhın Sırbistan mı Bosna üzerinden mi geçeceğine dair siyasi çekişmeler yüzünden yıllarca sekteye uğradı. Berlin Kongresi'nde (1878) alınan kararlarla nihai güzergâh şekillendi ve İstanbul-Viyana hattı ancak 12 Ağustos 1888'de tam olarak açılabildi. Bu hat, birkaç yıl sonra dünyaca ünlenecek Orient Express'in de güzergâhı oldu; 1889-1937 yılları arasında bu efsanevi tren, Doğu Demiryolları'nın raylarını kullandı.

Lozan'ın Garip Mirası: Zikzaklı Sınır Geçişi

İşin en ilginç kısmı burada başlıyor. Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı'nın ardından bölge sınırları kökten değişti; Kuleliburgaz, önce Bulgaristan'a, sonra da Yunanistan'a geçti ve adı Pythio oldu. 1923 Lozan Antlaşması ile çizilen yeni Türkiye-Yunanistan-Bulgaristan sınırları, demiryolu güzergâhını gerçek anlamda çılgın bir hale getirdi. Sınırlar öyle bir şekilde belirlenmişti ki, İstanbul'dan Bulgaristan'a giden bir tren önce Pythio'da Yunanistan'a giriyor, ardından tekrar Türkiye topraklarına (Edirne üzerinden) dönüyor, sonra bir kez daha Yunanistan'a girip ancak ondan sonra Bulgaristan'a ulaşabiliyordu. Düşünsenize: aynı yolculukta iki ülkeye üçer kez giriş-çıkış yapmak zorunda kalan bir tren. Bu tuhaf ama gerçek düzenleme, tam yarım asır boyunca, 1971'e kadar sürdü.

1971 Dönüşümü ve Pythio'nun Sessizleşmesi

Bu zikzaklı çileye 1971'de son verildi. O yıl hem Türkiye tarafında Edirne'yi devre dışı bırakan yeni bir bağlantı hattı (Edirne kesme hattı), hem de Yunanistan tarafında trenlerin Türk topraklarına hiç girmeden Bulgaristan'a ulaşmasını sağlayan alternatif bir hat açıldı. Bu iki yeni bağlantı sayesinde trenlerin Pythio'da durup sınır formalitelerini tekrar tekrar yaşamasına gerek kalmadı. Sonuç olarak Pythio, onlarca yıl taşıdığı stratejik kavşak rolünü kaybetti ve sessiz bir sınır istasyonuna dönüştü. Bugün köyün 2021 nüfus sayımına göre sadece 331 kişi olması, bu sessizleşmenin somut bir göstergesi. Köyde yaşayanların büyük bölümü, bölgenin tarihi Arnavut kökenli topluluklarından Arvanitler.

Dostluk Treni ve Günümüzdeki Durum

Pythio'nun demiryolu tarihi tamamen kapanmış değil. 2005-2011 yılları arasında İstanbul Sirkeci ile Selanik arasında çalışan uluslararası "Dostluk Treni" (Friendship Express), güzergâhında Pythio'ya da uğruyordu. Bu servis yıllarca askıya kalsa da, sınır ötesi tren bağlantısı Eylül 2022'de yeniden başladı. Ancak burada gerçekçi olmak lazım: Pythio istasyonu bugün hâlâ personelsiz çalışıyor, sadece bekleme alanları mevcut. Üstelik 2024'ün Ekim ayı itibarıyla, istasyonun bağlı olduğu Alexandroupoli-Ormenio yerel hattındaki tren seferleri de raylı taşımacılık yerine otobüsle ikame edilmiş durumda. Yani "aktif, yoğun bir tren hattı" beklentisiyle gidecekseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz; ama istasyon, Türkiye'den gelen trenler için Avrupa Birliği topraklarındaki ilk durak olma özelliğini hâlâ taşıyor ve bu unvanla anılmaya devam ediyor.

Bir başka ayrıntı da Pythio'nun edebiyat tarihindeki küçük ama şaşırtıcı yeri: Ian Fleming'in 1957 tarihli "From Russia with Love" (Rusya'dan Sevgilerle) romanında, James Bond'un da yolu buradan geçer. Soğuk Savaş döneminin casusluk kurgusuna bu ücra sınır istasyonunun girmiş olması, benim gibi hem tarihi hem de popüler kültürü seven gezginler için ekstra bir keşif zevki katıyor doğrusu.

Pythio Kalesi: Raylardan Önceki Tarih

Demiryolu hikâyesinin gölgesinde kalsa da, Pythio'nun kendi başına bir tarihi daha var. Köyün hemen yanı başında, 14. yüzyılda inşa edilmiş Pythio Kalesi (Kale-i Pythion) yükseliyor. Bugün büyük ölçüde harabe halinde olan bu yapı, bölgenin Bizans dönemi savunma hattının bir parçasıydı. Demiryolu istasyonunun yanına gidenler, kısa bir yürüyüşle bu kaleye de uğrayıp bölgenin raylardan çok daha eski katmanlarına bir göz atabilir.

Gezgin Notu: Bugün Pythio'ya Neden Gidilir?

Dürüst olmak gerekirse, Pythio bugün "mutlaka görülmesi gereken" bir turistik durak değil; kalabalık bir istasyon ya da işlek bir sınır kapısı beklemeyin. Ama tam da bu sessizliği, onu benim gibi raylı tarih meraklıları için özel kılıyor. İstanbul'dan Trakya üzerinden batıya doğru kara yoluyla ilerleyen ve Uzunköprü-Edirne hattına yakın bir güzergâh izleyen gezginler için, Yunanistan sınırındaki bu unutulmuş kavşağa kısa bir sapma yapmak, 150 yıllık bir demiryolu draması içine adım atmak gibi. Zikzaklı sınır anlaşmalarının, savaşların ve antlaşmaların bir küçük istasyonun kaderini nasıl şekillendirdiğini gözünüzde canlandırmak istiyorsanız, Pythio tam da bunun için var. Sonuçta "İstanbul-Pythio demiryolu projesi" diye bir şey aramayın; bulacağınız şey bir proje değil, hâlâ nefes alan bir tarih.

Benzer bir sınır-ötesi meraklısıysanız şunu da ekleyeyim: Türkiye'nin Avrupa'ya açılan demiryolu bağlantıları tek başlarına Pythio'dan ibaret değil. İstanbul'dan Kapıkule üzerinden Bulgaristan'a uzanan ayrı bir hat da var ve bu iki güzergâh sık sık birbirine karıştırılıyor. Kapıkule bağlantısı, tam olarak 1971'de devreye giren o "kesme hat" sayesinde bugün Pythio'daki eski zikzaklı düzenden bağımsız çalışıyor. Yani bir sonraki durağınız Sofya ise güzergâhınız muhtemelen Pythio'dan değil, Edirne-Kapıkule hattından geçecek. Bu ayrımı bilmek, özellikle Balkanlar'da tren güzergâhı planlayan gezginler için işe yarar bir detay; ben de ilk seyahat planımı yaparken bu iki hattı bir süre birbirine karıştırmıştım.