Azerbaycan Zafer Günü'nü Neden 10 Kasım'da Değil 8 Kasım'da Kutluyor?
Sosyal medyada her kasım ayında dolaşan bir bilgi var: "Azerbaycan Zafer Günü'nü 10 Kasım olarak belirlemişti, ama bu tarih Atatürk'ün vefat gününe denk geldiği için 8 Kasım'a çekildi." Anlatı kısa, duygusal ve akılda kalıcı. Peki resmî belgeler ne diyor?
İşin ilginç yanı şu: bu anlatı tümüyle uydurma değil, ama tek başına da eksik. İki tarih arasındaki geçişin arkasında hem Atatürk hassasiyeti hem de Azerbaycan'ın kendi askerî tarihinden gelen çok daha güçlü bir gerekçe var.
Önce 10 Kasım'dı
2020 sonbaharında yaşanan İkinci Karabağ Savaşı, 44 gün sürdü. Ateşkes, 10 Kasım 2020'de imzalanan üçlü bildiriyle yürürlüğe girdi. Savaşın fiilen sona erdiği tarih buydu.
Bu nedenle Zafer Günü ilk kararnamede 10 Kasım olarak belirlendi. Mantık basitti: savaşın bittiği gün, zaferin de günü sayılacaktı.
Sonra 8 Kasım oldu
Ancak bu karar uzun ömürlü olmadı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 3 Aralık 2020 tarihli kararnamesiyle Zafer Günü 8 Kasım'a alındı ve her yıl bu tarihte kutlanmaya başlandı.
Peki 8 Kasım'da ne olmuştu? O gün, Azerbaycan ordusu Şuşa'yı ele geçirdi. Şuşa, Karabağ'ın dağlık bölgesinde stratejik bir tepe üzerine kurulmuş, savunması son derece zor bir şehir. Aynı zamanda Azerbaycan kültür tarihinin sembol kentlerinden biri: şairlerin, müzisyenlerin ve muğam geleneğinin merkezi sayılır. 28 yıl süren işgalin ardından bu şehrin geri alınması, Azerbaycan kamuoyunda savaşın dönüm noktası olarak görüldü.
Yani 8 Kasım, ateşkesin değil, zaferi mümkün kılan askerî başarının tarihi. Resmî gerekçe budur: ateşkes masasında yazılan bir tarih yerine, sahada kazanılan bir günü anmak.
Peki Atatürk bağlantısı doğru mu?
Doğru — ama tek gerekçe değil, tamamlayıcı bir gerekçe.
10 Kasım, Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat yıl dönümü. Türkiye'de bu tarih her yıl saat 09.05'te sirenlerle, saygı duruşuyla ve resmî törenlerle anılıyor. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkinin "iki devlet, tek millet" formülüyle tanımlandığı bir dönemde, Bakü'de coşkulu bir zafer kutlamasının Ankara'da yas töreninin yapıldığı saatlere denk gelmesi rahatsız edici bir görüntü oluşturacaktı.
Nitekim değişiklik hem Azerbaycan hem Türkiye basınında bu çerçeveyle de duyuruldu: Aliyev, 10 Kasım'ın Atatürk'ün ölüm yıl dönümü olması nedeniyle Şuşa'nın kurtuluş günü olan 8 Kasım'ı Zafer Günü ilan etti.
Dolayısıyla doğru cümle şudur: Şuşa'nın kurtuluşu 8 Kasım'a meşru ve güçlü bir zemin sağladı; 10 Kasım'ın Atatürk'ün vefat günü olması ise bu değişikliği kaçınılmaz kıldı. İki gerekçe birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı.
Azerbaycan'da Atatürk hassasiyeti nereden geliyor?
Bu kararı anlamak için Azerbaycan'daki Atatürk algısına bakmak gerekiyor. Atatürk, Azerbaycan'da yalnız komşu ülkenin kurucusu olarak değil, ortak bir tarihî figür olarak benimsenmiş durumda.
Bakü'de Atatürk'ün adını taşıyan bir bulvar, bir merkez ve heykeller var. Okul müfredatında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ayrı bir başlıkla işleniyor. 10 Kasım'da Bakü'deki Atatürk anıtına çelenk bırakılıyor.
Bu bağın tarihî bir arka planı da bulunuyor. 1918'de Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye girmesi, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde belirleyici oldu. Bakü'deki Türk Şehitliği, bu döneme ait en görünür iz. Yani iki ülke arasındaki ilişki, güncel siyasetten çok daha eskiye dayanan bir hafızaya oturuyor.
Şuşa neden bu kadar önemli?
Şuşa'nın Azerbaycan için taşıdığı anlamı kavramadan bu tarih tercihini anlamak zor. Şehir 18. yüzyılda Karabağ Hanlığı'nın merkezi olarak kuruldu ve kısa sürede bölgenin kültürel başkentine dönüştü.
Azerbaycan müziğinin temel biçimi sayılan muğamın en tanınmış icracıları burada yetişti. Şair Molla Penah Vagif'in, besteci Üzeyir Hacıbeyov'un ve sanatçı Bülbül'ün adları şehirle birlikte anılır. Bu nedenle Şuşa, Azerbaycan edebiyatında sıklıkla "konservatuvar" benzetmesiyle geçer.
Coğrafi konumu da ayrı bir anlam taşır. Şehir, derin bir vadinin üzerindeki kayalık platoda kurulmuştur; yalnız birkaç dar yoldan ulaşılabilir. Bu yapı, şehri yüzyıllar boyunca kuşatmalara karşı dirençli kılmış, 2020'de ise ele geçirilmesini askerî açıdan olağanüstü zor bir hedefe dönüştürmüştü.
Dolayısıyla 8 Kasım, Azerbaycan kamuoyunda yalnız bir askerî tarih değil; kültürel bir merkezin geri kazanılması olarak okunuyor.
Şuşa bugün nasıl?
Şuşa, 2021'de Azerbaycan'ın "kültür başkenti" ilan edildi. Şehirde geniş çaplı bir restorasyon programı yürütülüyor; camiler, konaklar ve kültür yapıları onarılıyor. Bakü'den Şuşa'ya ulaşımı kolaylaştıracak "Zafer Yolu" adlı karayolu inşa edildi.
Şehir aynı zamanda her yıl düzenlenen müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor. Ziyaretçi kabulü ise özel izin ve organizasyona bağlı; bölgeye bireysel turistik seyahat henüz serbest ve rutin bir süreç değil. Bu nedenle Şuşa'yı gezmek isteyenlerin güncel resmî düzenlemeleri seyahat öncesinde kontrol etmesi gerekiyor.
Bir tarih değişikliğinin anlattığı
Takvimdeki iki günlük bir kaydırma, ilk bakışta teknik bir ayrıntı gibi görünüyor. Oysa bu karar, iki ülke arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuna dair epeyce şey söylüyor: bir devlet, kendi en büyük askerî başarısını kutlayacağı günü seçerken komşusunun yas gününü hesaba katıyor.
Ve tam da bu yüzden, sosyal medyada dolaşan kısa versiyonu düzeltmeye değer. "Sırf Atatürk için değiştirildi" demek, Şuşa'nın Azerbaycan için ne ifade ettiğini görmezden gelmek olur. "Atatürk'ün bununla ilgisi yok" demek ise resmî açıklamalarda ve basında açıkça yer alan bir gerekçeyi yok saymak olur.
Gerçek, çoğu zaman olduğu gibi, iki iddianın ortasında duruyor — ve orada durduğunda ikisinden de daha ilginç.



