Geçtiğimiz haftalarda Instagram'da bir video dolaşıyor: dar bir taş köprü, kırık kiremitli evler, minaresi hâlâ ayakta duran küçük bir cami ve alttaki yazı: "İskeçe'nin Memkova köyü." Yorumlar bir anda diaspora buluşmasına dönüşüyor. Biri "benim büyükannem Sofulu'dan" yazıyor, bir başkası "İskeçe Körsallı'yı bilen var mı" diye soruyor, bir diğeri Celepli'yi, Gümülcine Yassıköy'ü, Yalımlı'yı arıyor. Bu insanların çoğu o köyleri hiç görmedi; sadece aile sofralarında anlatılan isimleri biliyor. Bu yazı, Edirne Vilayeti'nin 1912-13'te nasıl bölündüğünün tarihini değil — o hikâye sitede başka bir yazıda anlatıldı — bugün o köylere gerçekten nasıl gidilebileceğini, orada ne bulacağınızı ve atalarınızın izini nasıl süreceğinizi anlatıyor.
Videodaki Köy ve Yorumlarda Aranan Diğerleri
Videodaki köyün Yunanca resmi adı Medusa (Μέδουσα), yerel dilde ve eski kayıtlarda Memkova olarak geçiyor. İskeçe iline bağlı Myki (Miki) belediyesi sınırları içinde, Bulgaristan sınırına yakın, Rodop dağlarının eteğinde küçük bir yerleşim. 2001 sayımında 300'ün üzerinde nüfusu varken, 2021 sayımında bu rakam 124'e düşmüş durumda — yani video, aslında hızla boşalan bir köyü kayıt altına alıyor. Bölge halkı çoğunlukla Pomak kökenli Müslüman azınlığa mensup; Batı Trakya'nın "Türk köyleri" tabiri günlük dilde hem etnik Türk hem Pomak hem Roman kökenli Müslüman yerleşimleri kapsayacak şekilde kullanılıyor, bu da köy köy araştırma yaparken akılda tutulması gereken bir ayrıntı.
Yorumlarda geçen diğer köyler de gerçek ve haritada yer alıyor. Sofulu, yine İskeçe'ye bağlı Myki belediyesinde, Memkova'ya yakın küçük bir yerleşim. Celepli, Gümülcine (Rodopi) bölgesinde, nüfusunun büyük bölümü 1960'larda Türkiye'ye göç ettiği için bugün büyük ölçüde boşalmış durumda; köydeki Osmanlı dönemi mezarlığı hâlâ ayakta. İskeçe Körsallı ise dağlık kesimde, resmî kayıtlarda yalnızca birkaç düzine kişinin yaşadığı ufak bir dağ köyü. Buna karşılık Gümülcine Yassıköy ve Yalımlı çok daha canlı: ikisi de Yasmos (İasmos) belediyesi sınırlarında, birkaç yüz ila birkaç bin nüfuslu, azınlığın yoğun yaşadığı, camileri ve kahvehaneleriyle hâlâ günlük hayatın sürdüğü köyler. Yani "Batı Trakya köyü" tek bir kategori değil — kimi neredeyse hayalet köy, kimi hâlâ nüfuslu bir Türk-Müslüman yerleşimi.
Edirne'den Sınırı Geçip Köylere Nasıl Ulaşılır
Batı Trakya'ya Türkiye'den iki kara sınır kapısından geçiliyor. İlki, Edirne merkeze yaklaşık 5 km mesafedeki Pazarkule; karşısında Kastanies var ve özellikle yaz aylarında diaspora ziyaretçilerinin yoğun kullandığı bir geçiş. İkincisi İpsala-Kipoi kapısı; 24 saat açık, tır ve yolcu trafiğinin ana omurgası ve Alexandroupoli (Dedeağaç) üzerinden Rodopi/Gümülcine yönüne devam etmek isteyenler için genelde daha pratik. Her iki kapıdan geçişte de geçerli pasaport şart (yalnızca kimlikle geçiş yok), araç ile gidiliyorsa yeşil sigorta kartının Yunanistan'ı kapsadığından emin olunmalı. Sınırdan sonra Gümülcine'ye (Komotini) ve İskeçe'ye (Xanthi) ulaşım Egnatia Odos otoyolu üzerinden, araçla yaklaşık iki-iki buçuk saat civarında sürüyor; köylerin çoğu bu iki şehrin 15-40 km çevresinde, dar ve dolambaçlı yerel yollarla ulaşılıyor, bu yüzden kendi aracınız ya da kiralık araç neredeyse zorunlu — toplu ulaşım köylere düzenli sefer yapmıyor.
Köylerde Bugün Ne Bulacaksınız
Beklentiyi baştan doğru kurmakta fayda var: her köy bir "zaman kapsülü" değil. Yalımlı ve Yassıköy gibi hâlâ kalabalık köylerde cami, kahvehane, bakkal ve okul faal; Türkçe günlük konuşma dili olarak hâlâ yaygın, yaşlı kuşak neredeyse hepsi anadili gibi konuşuyor. Buraya gelen bir ziyaretçi, sokakta selam verip sohbet başlatabilir, camide namaz vaktini gözeterek gezebilir, kahvehanede çay içip köyün hafızasını dinleyebilir. Memkova, Sofulu ve Körsallı gibi küçülen dağ köylerinde tablo farklı: çoğu ev artık boş, genç nüfus şehre veya Almanya'ya göç etmiş, kalan birkaç yaşlı sakin köyün son tanıkları. Celepli gibi tamamen terk edilmiş yerleşimlerde ise karşınıza sadece duran taş duvarlar, çökmüş çatılar ve bakımı zorlaşmış bir Osmanlı mezarlığı çıkabilir — yine de aile isimlerini mezar taşlarında bulmak, birçok ziyaretçi için yolculuğun en dokunaklı anı oluyor.
Pratik bir uyarı: bu köyler müze değil, hâlâ birilerinin evi. Özellikle nüfuslu köylerde ev veya avlu fotoğrafı çekmeden önce izin istemek, cami ziyaretlerinde ayakkabı çıkarıp sessiz kalmak, mezarlıkta saygılı davranmak bekleniyor. Terk edilmiş köylerde ise özel mülkiyet sınırlarına dikkat edilmeli; bazı arazi ve yapılar hâlâ Yunanistan'daki ya da Türkiye'deki mirasçılara ait olabiliyor.
Kökleri Sürmek: Dil, Konaklama ve Soy Araştırması
Konaklama açısından köylerde neredeyse hiç otel ya da pansiyon yok; üs olarak Gümülcine ya da İskeçe merkezleri kullanılıyor, buralarda orta sınıf otel seçenekleri bol ve şehir merkezinden köylere günübirlik gidip gelmek rahat. Dil konusunda azınlık nüfusunun yoğun olduğu köylerde Türkçe iletişim genelde sorun çıkarmıyor, ama resmi kurumlarda (belediye, nüfus dairesi, tapu) Yunanca biliniyor olması ya da bir tercümanla gidilmesi işleri hızlandırıyor.
Atalarının köyünü sadece görmek değil, kayıtlarını da araştırmak isteyenler için birkaç somut adres var: İstanbul merkezli Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) ve şubeleri, üyelik ve soy bağı belgeleri konusunda yönlendirme yapabiliyor; bölgedeki müftülükler (Gümülcine ve İskeçe müftülükleri), Osmanlı döneminden kalma bazı cemaat ve vakıf kayıtlarının izini sürmede referans noktası; resmi nüfus ve tapu kayıtları için ise doğrudan yerel Yunan idari makamlarına (dimos/belediye) başvurmak gerekiyor. Sürecin bürokratik ve zaman alıcı olabileceğini baştan hesaba katmakta fayda var — bu bir günlük turistik gezi değil, çoğu zaman yıllara yayılan bir araştırma.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye vatandaşlarının Batı Trakya köylerini gezmek için vize alması gerekiyor mu?
Hayır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları geçerli pasaportla Yunanistan'a vizesiz girebiliyor (kısa süreli turistik ziyaretler için). Kimlikle değil, mutlaka pasaportla sınır geçişi yapılmalı ve araçla gidiliyorsa sigorta belgeleri eksiksiz olmalı.
Köyleri gezmek için en uygun mevsim hangisi?
İlkbahar sonu ve yaz ayları (Mayıs-Eylül) hem hava koşulları hem de köylerde diaspora ziyaretlerinin, düğünlerin ve cami cemaatinin en canlı olduğu dönem; kış aylarında özellikle dağ köylerine ulaşım zorlaşabiliyor.
Ailemin köyünü ve nüfus kayıtlarını nasıl araştırabilirim?
İlk adım genelde Türkiye'deki Batı Trakya dernekleri ve aile büyükleriyle sözlü tarih toplamak; ardından bölgedeki müftülükler ve yerel belediye (dimos) nüfus/tapu arşivlerine başvurmak gerekiyor. Kayıtların bir kısmı Yunanca ve el yazısı olduğundan yerel bir tercüman veya rehberle çalışmak süreci hızlandırıyor.
Not: Bu yazıdaki köy adları, Yunanca karşılıkları, idari bağlılıklar ve nüfus rakamları (2001-2021 dönemi) kamuya açık kayıtlar ve bölgesel kaynaklardan derlenmiştir; sınır geçiş kuralları, ulaşım süreleri ve kurumlara başvuru koşulları zamanla değişebileceğinden, seyahat öncesinde ilgili sınır kapısı, konsolosluk ve dernek kaynaklarından güncel teyit alınması önerilir.



