Cebelitarık'taki Cami: "Avrupa'nın En Güneyindeki Cami" Demeden Önce Okuyun

Cebelitarık Kayası'nın güney ucunda, Europa Point denilen burunda beyaz bir cami duruyor. Minaresinin arkasında Akdeniz ile Atlantik'in birleştiği boğaz, karşı kıyıda ise Fas'ın dağları görünüyor. Avrupa ile Afrika'nın on dört kilometreye kadar yaklaştığı noktadasınız.

Bu cami, sosyal medyada sıkça "Avrupa'nın en güneyindeki cami" diye paylaşılıyor. Cümle kulağa hoş geliyor ama eksik. Doğrusu biraz daha uzun ve aslında daha ilginç.

Önce caminin kendisi

Yapının adı İbrahim-el-İbrahim Camii. Suudi Arabistan Kralı Fahd tarafından Cebelitarık'a hediye edildi ve inşaatı yaklaşık iki yıl sürdü. Açılışı 8 Ağustos 1997'de yapıldı. Maliyeti dönemin parasıyla yaklaşık 5 milyon sterlin olarak açıklandı.

Bu nedenle cami, "Kral Fahd bin Abdülaziz el-Suud Camii" ve "İki Kutsal Mescidin Hizmetkârı Camii" adlarıyla da anılıyor. Müslüman olmayan bir ülkedeki en büyük camilerden biri sayılıyor.

Kompleks yalnız ibadet alanından ibaret değil: kütüphane, konferans salonu ve okul bölümü de var. Cebelitarık'ta yaşayan Müslüman topluluk — çoğunlukla Fas kökenli — bu caminin başlıca cemaati.

"En güney" iddiası neden eksik?

Cami hakkında yazılan kaynaklarda geçen ifade şu: kıta Avrupası'nın en güneyindeki cami. Buradaki "kıta" kelimesi süs değil; cümlenin tamamını taşıyan direk.

Çünkü coğrafyaya bakınca durum şöyle:

Girit, Cebelitarık'tan belirgin biçimde güneyde. Europa Point yaklaşık 36,1 kuzey enleminde; Girit ise 35 dolaylarında. Ve Girit'te Osmanlı döneminden kalma camiler var — Hanya'daki Küçük Hasan Paşa Camii bunların en bilineni.

Kıbrıs daha da güneyde. Lefkoşa 35,1 enleminde ve adada yüzyıllardır faal camiler bulunuyor.

Yani "Avrupa'nın en güneyindeki cami" dendiğinde, Girit ve Kıbrıs'taki camileri yok saymış oluyorsunuz. Bu adalar Avrupa'nın parçası; sadece kıta kütlesinin üzerinde değiller. İddianın ayakta kalması için "kıta" kaydını koymak şart.

Kıta kaydı da tartışmaya açık

İşin bir katmanı daha var. Kıta Avrupası'nın en güney noktası Cebelitarık değil, İspanya'daki Tarifa. Punta de Tarifa, Europa Point'ten biraz daha güneyde bulunuyor ve kıta Avrupası'nın en uç güney noktası kabul ediliyor.

Dolayısıyla "kıta Avrupası'nın en güneyindeki cami" ifadesi bile, Tarifa ve çevresindeki ibadet mekânlarının durumuna bağlı. Bu tür "en" iddiaları, tanımı kim yaparsa ona göre değişiyor.

Bunları söylemek camiyi küçültmüyor. Sadece paylaşırken cümleyi doğru kurmayı öneriyor: Cebelitarık'taki cami, Avrupa kıtasının güney ucundaki en dikkat çekici camilerden biri. Bu hem doğru hem de yeterince etkileyici.

Cebelitarık'ta Müslüman varlığının tarihi

Asıl ilginç olan, buradaki İslam varlığının 1997'de başlamamış olması. Tam tersine, yerin adı bunu haykırıyor.

"Cebelitarık", Arapça Cebel-i Tarık, yani "Tarık'ın Dağı" demek. Ad, 711 yılında Vizigot İspanyası'na geçen komutan Tarık bin Ziyad'dan geliyor. İngilizcedeki "Gibraltar" da bu Arapça adın bozulmuş hâli.

Kaya, yaklaşık yedi buçuk yüzyıl boyunca Müslüman yönetiminde kaldı. Bu dönemden kalan kale kalıntıları — Moorish Castle — bugün de şehrin siluetinde duruyor. 1462'de Kastilya'nın eline geçti, 1713'te Utrecht Antlaşması'yla İngiltere'ye bırakıldı.

Yani Europa Point'teki modern cami, kesintiye uğramış çok eski bir hattın yeniden kurulmuş hâli sayılabilir.

Mimarisi neye benziyor?

Cami, klasik Osmanlı camilerine değil, Körfez ve Kuzey Afrika geleneğinin karışımına yakın bir üslupta. Beyaz duvarlar, sade geometrik süsleme ve tek şerefeli ince bir minare. Kubbe, Anadolu camilerindeki gibi merkezî ve baskın değil; yapı daha yatay bir siluet çiziyor.

Bu tercih, konumla da uyumlu. Europa Point düz ve rüzgârlı bir burun; buradaki her yapı denizden bakıldığında siluet olarak okunuyor. Caminin beyaz kütlesi, gri kaya ve mavi su arasında bilinçli bir kontrast oluşturuyor.

İç mekânda halı, avize ve mihrap düzeni sade tutulmuş. Kompleksin okul ve kütüphane bölümleri, yapının yalnız simgesel bir hediye olmadığını, gündelik olarak kullanılan bir merkez olarak tasarlandığını gösteriyor.

Cebelitarık'ın tuhaf statüsü

Cami hakkında konuşurken Cebelitarık'ın kendisini de anlatmak gerekiyor, çünkü burası Avrupa'nın en sıra dışı idari birimlerinden biri.

Cebelitarık, Birleşik Krallık'a bağlı bir denizaşırı toprak. İspanya ile kara sınırı var ama İspanya'nın parçası değil. Kendi parlamentosu, kendi para birimi (Cebelitarık sterlini) ve kendi hukuk düzeni bulunuyor. Havalimanının pisti, şehre giren ana yolu kesiyor; uçak inip kalkarken araç trafiği bariyerle durduruluyor.

Türkiye pasaportu taşıyanlar için giriş, Birleşik Krallık vizesi ya da Cebelitarık'ın kendi düzenlemeleri kapsamında değerlendiriliyor. Kurallar zaman zaman değiştiği için seyahat öncesi güncel bilgiyi doğrulamak gerekiyor. Ayrıca İspanya tarafından giriş yapılacaksa Schengen çıkış-giriş işlemleri de hesaba katılmalı.

Ziyaret bilgileri

Europa Point, Cebelitarık şehir merkezinden otobüsle ulaşılabilecek mesafede; kayanın çevresini dolanan yol doğrudan burnun ucuna çıkıyor. Yürümek isteyenler için de manzaralı ama uzun bir rota.

Cami dışarıdan her zaman görülebiliyor; iç ziyaret namaz vakitlerine ve idarenin düzenlemesine bağlı olduğu için gitmeden önce kontrol etmekte fayda var. Ziyaretçilerden kıyafet konusunda genel cami adabına uymaları bekleniyor.

Aynı noktada Europa Point Deniz Feneri, Trinity Feneri ve bir Katolik şapeli bulunuyor. Havanın açık olduğu günlerde karşı kıyıdaki Fas dağları çıplak gözle seçiliyor; iki kıtayı aynı kareye almak isteyenler için en iyi nokta burası.

Neden gitmeye değer?

Cebelitarık, yüzölçümü 7 kilometrekareyi bulmayan bir yer. Ama bu küçük alanda İngiliz posta kutuları, İspanyol mutfağı, Arapça kökenli bir yer adı, Berberi maymunları ve bir Suudi hediyesi cami yan yana duruyor.

Europa Point'te durup güneye baktığınızda gördüğünüz manzara, Akdeniz tarihinin özeti gibi: iki kıta, iki deniz ve arasındaki on dört kilometrelik su. O suyun üzerinden yüzyıllarca ordular, tüccarlar ve göçmenler geçti.

Caminin "en güneydeki" olup olmadığı, bu manzaranın yanında epeyce küçük bir ayrıntı kalıyor.