Cotswolds'ta araba kullanırken bile fark ediyorsunuz onu: yeşil tepelerin arasından, sanki ortaçağdan kalma minik bir kale gibi yükselen o taş yapı. İlk gördüğümde ben de "bu da nesi, kimse bana burada bir kale olduğunu söylememişti" diye düşünmüştüm. Sonra öğrendim ki karşımdaki hiçbir zaman gerçek bir kale olmamış — Broadway Kulesi, İngiliz aristokrasisinin 18. yüzyıldaki en tuhaf ve en sevimli geleneklerinden birinin, "folly" mimarisinin en güzel örneklerinden biri.

Bir "Folly" Nedir? Gösterişin Mimarisi

"Folly" kelimesi İngilizce'de kabaca "hayali proje" ya da "delilik" anlamına gelir ve mimarlıkta çok özel bir türü tanımlar: sadece görsel etki, statü gösterisi ya da manzarayı süslemek için inşa edilen, pratik bir işlevi olmayan yapılar. 18. yüzyılda İngiltere'de zengin toprak sahipleri, bahçelerine ya da arazilerinin en yüksek noktalarına kule, sahte harabe, tapınak taklidi veya mini kaleler diktirirdi. Bunların çoğu antik ya da gotik bir yapıyı taklit ederdi ama gerçekte hiçbir tarihsel işlevleri yoktu — sadece bakanı etkilemek, manzaraya bir odak noktası katmak ya da arazinin sınırlarını göstermek için vardı. Broadway Kulesi de tam olarak bu kategoriye giriyor: dışarıdan ortaçağ kalesi izlenimi verse de, temelde süs amaçlı, oldukça yakın tarihli bir yapı.

James Wyatt'ın Kalemi, Coventry Kontu'nun Hediyesi

Kulenin hikâyesi 1794 yılına, dönemin tanınmış mimarı James Wyatt'ın tasarımı kâğıda dökmesine kadar uzanıyor. İnşaat ise 1798-1799 yıllarında tamamlandı. Yapının arkasındaki isim 6. Coventry Kontu George William Coventry'ydi; kule, eşi Barbara için bir hediye olarak inşa ettirilmişti. Anlatılan hikâyeye göre fikrin çıkış noktası oldukça zarif bir merak: Leydi Coventry, ailenin asıl malikânesi olan Croome Court'tan (yaklaşık 24 kilometre uzaktaki) Broadway Tepesi'nde yakılacak bir işaret ateşinin görünüp görünmeyeceğini merak etmiş. Fikrin kökeninde, Croome Court bahçelerini yıllar önce tasarlamış olan ünlü peyzaj mimarı Capability Brown'ın da payı olduğu aktarılıyor — ancak Brown 1783'te öldüğü için kulenin inşaatını görecek kadar yaşamadı. Sonuçta ortaya çıkan yapı, kireçtaşından inşa edilmiş, altıgen planlı üç katlı, yuvarlak köşe kuleleri, mazgallı siperler ve gargoyle heykelcikleriyle süslenmiş, gösterişli ama küçük ölçekli bir "kale" oldu.

Cotswolds'un Çatısında: Kulenin Konumu ve Manzarası

Broadway Kulesi'nin oturduğu Broadway Tepesi, Cotswolds bölgesinin en yüksek ikinci noktası kabul ediliyor (bölgenin en yüksek noktası Cheltenham yakınlarındaki Cleeve Hill). Kaynaklar arasında küçük farklar olsa da rakım genellikle 310-320 metre (yaklaşık 1.020-1.050 fit) civarında veriliyor; kulenin kendisi ise yaklaşık 20 metre (65 fit) yüksekliğinde. Bu konum, kulenin en çok pazarlanan özelliğini de beraberinde getiriyor: açık ve berrak bir günde, kulenin tepesinden İngiltere'nin ve Galler'in çok sayıda kontluğunun (county) görülebildiği iddiası. Bu rakam kaynaktan kaynağa değişiyor — kulenin kendi resmi web sitesinde bile bazen 13, bazen 16 il olarak geçiyor — ama neredeyse tüm kaynaklar 16 rakamında birleşiyor. Ben şahsen tam 16 tanesini sayıp doğrulamaya kalkışmadım; ama tepede rüzgârın da eşliğinde, göz alabildiğine uzanan yeşil vadileri izlerken bu iddianın abartı olmadığını hissettim.

Sir Thomas Phillipps'ten William Morris'e: Kulenin Sıra Dışı Mirası

Kulenin en ilginç dönemlerinden biri, 1822-1862 yılları arasında yaşandı: dönemin ünlü kitap koleksiyoneri Sir Thomas Phillipps, kuleyi özel matbaası olarak kullandı ve burada nadir el yazmalarından kopyalar bastırdı. Bu dönemde kule, "Bilgeliğin Deniz Feneri" gibi bir lakap bile kazandı. Daha sonra, 1866'dan itibaren kule bir süre William Morris'in yakın arkadaşı ve okul müdürü Cormell Price tarafından tatil evi olarak kiralandı. Morris'in mektuplarında kuleden "Crom Price'ın Kulesi" diye bahsettiği biliniyor; dönemin diğer önemli isimleri Edward Burne-Jones ve Dante Gabriel Rossetti de buraya konuk oldu. Bu ziyaretlerin, Morris'in daha sonra öncülük ettiği Sanatlar ve Zanaatlar (Arts and Crafts) hareketinin doğrudan bir sonucu olduğunu iddia etmek yanlış olur, ama Morris'in Cotswolds bölgesine ve onun taş mimarisine duyduğu ilginin bu ziyaretlerle beslendiğini söylemek mümkün. Nitekim Broadway köyünün kendisi de yıllar sonra, 1880'lerden itibaren ressamların akın ettiği küçük bir sanatçı kolonisine dönüştü.

Soğuk Savaş'tan Bugüne: Broadway Tower Country Park

Kulenin tarihi sadece estetik ve edebiyatla sınırlı değil. 1943'te yakınlarda düşen bir RAF bombardıman uçağının mürettebatı anısına bir anıt dikildi. Daha da ilginci, 1950'lerden 1991'e kadar kulenin hemen yakınında yer altına gömülü küçük bir yapı, Kraliyet Gözlemci Kolordusu'nun (Royal Observer Corps) nükleer serpinti izleme istasyonu olarak hizmet verdi — yani bu sakin, pastoral tepe, Soğuk Savaş'ın en gergin dönemlerinde İngiltere'nin savunma altyapısının küçük ama gerçek bir parçasıydı. Bugün ise kule ve çevresi, "Broadway Tower Country Park" adı altında ziyaretçilere açık bir alan olarak işletiliyor.

Ziyaret Rehberi: Kuleye Bugün Çıkmak

Şu anda kulenin içinde küçük bir müze bulunuyor; buradan kulenin mimari geçmişini, Phillipps'in matbaasını ve Morris dönemine dair anlatıları öğrenebiliyorsunuz. En üst kata çıkan dar spiral merdivenleri tırmandığınızda kendinizi açık havada, mazgallı bir gözetleme terasında buluyorsunuz — tam da o "kaç il görünüyor" sorusunu kendi gözlerinizle test edebileceğiniz nokta. Kule çevresinde bir hediyelik eşya dükkânı, bir kafe/restoran alanı ve geniş bir piknik ile yürüyüş alanı var; alan aynı zamanda ünlü Cotswold Way yürüyüş rotasının üzerinde. Ailece gelenler için geyik parkı ve doğa yürüyüşü rotaları da cazip seçenekler arasında. Ben kuleye Broadway köyünden yürüyerek çıkmayı tercih ettim; yaklaşık bir saatlik tatlı bir tırmanış, ama tepeye vardığınızda hem tarihin hem de manzaranın karşılığını fazlasıyla alıyorsunuz. Eğer Cotswolds'u gezme planınız varsa, sadece bir fotoğraf durağı olarak değil, bölgenin 18. yüzyıldaki tuhaf zenginlik gösterisini ve sonraki iki yüzyıldaki katmanlı tarihini anlamak için de Broadway Kulesi'ne zaman ayırmanızı öneririm.