Ankara'nın 94 kilometre güneybatısında, Sakarya Nehri'nin bereketli vadisinde, tarihin en dikkat çekici arkeolojik hikâyelerinden birini saklayan bir höyükler topluluğu yükselir: Gordion. Frigya Krallığı'nın başkenti olan bu antik kent, hem Kral Midas efsanesine hem de Büyük İskender'in kılıcıyla kestiği ünlü düğüme ev sahipliği yapmıştı. Ama Gordion'u dünya çapında bilim insanlarının gözünde bu kadar özel kılan şey, kentin merkezindeki devasa bir toprak yığının altında, 27 asırdır ayakta duran bir ahşap yapı: Tümülüs MM.

Frigya'nın Kayıp Başkenti

Gordion, Anadolu'nun ortasında, doğudaki Asur, Babil ve Hitit dünyası ile batıdaki Yunan ve Roma dünyasının kesiştiği stratejik bir noktada kurulmuştu. Bu konum, kenti binlerce yıl boyunca ticaret yollarının kavşağı hâline getirdi. Kentin adı, MÖ 8. yüzyılın sonlarına doğru Frigya'yı zenginlik ve efsaneyle özdeşleştiren Kral Midas ile birlikte anılır. Halk hikâyelerinde dokunduğu her şeyi altına çeviren kral olarak anlatılan Midas, tarihsel kayıtlarda gerçekten var olmuş, dönemin en varlıklı hükümdarlarından biriydi.

Gordion'un adını tarihe en kalıcı biçimde kazıyan olay ise "Gordion Düğümü" efsanesidir. Rivayete göre kentin kurucusu kabul edilen Gordias (ya da bazı anlatılarda Midas), arabasını Zeus Tapınağı'na adamış ve boyunduruğunu çözülmesi neredeyse imkânsız, iç içe geçmiş bir düğümle bağlamıştı. Söylenceye göre bu düğümü çözebilen kişi tüm Asya'ya hükmedecekti. MÖ 333'te Frigya'dan geçen Büyük İskender, düğümü elleriyle çözmeye çalışmak yerine kılıcıyla kesti — bu radikal çözüm, bugün dahi "karmaşık bir sorunu cesur bir kararla aşmak" anlamında kullanılan bir deyime dönüştü.

Tümülüs MM: Dünyanın En Eski Ayakta Duran Ahşap Yapısı

Gordion'da onlarca tümülüs (yapay toprak höyük mezar) bulunur, ancak bunların en büyüğü ve en ünlüsü, 53 metre yüksekliğindeki "Midas Tümülüsü" olarak da bilinen Tümülüs MM'dir. Pennsylvania Üniversitesi Müzesi'nden arkeolog Rodney Young, 1950 yılında Gordion'da kazılara başladı ve sonraki 24 yıl boyunca, biri diğerinin üzerine kurulmuş dokuz farklı yerleşim katmanını gün yüzüne çıkardı. Ancak asıl büyük keşif 1957 yılında geldi: Young ve ekibi, dikkatli sondaj çalışmalarıyla tümülüsün merkezindeki mezar odasının yerini tam olarak belirleyip içine girmeyi başardı.

Odanın içinde bulunanlar arkeoloji tarihinin en önemli buluntuları arasına girdi: antik çağdan günümüze ulaşan en iyi korunmuş ahşap mobilyalar, bronz kaplar ve tören eşyaları. Ancak asıl bilimsel sansasyon, mezar odasının kendisiydi. Zemin sedir kirişlerle, duvarlar ve çift eğimli çatı çam kirişlerle inşa edilmiş, mezar odasının dışı ise ardıç kütüklerinden oluşan kalın bir koruma duvarıyla desteklenmişti. Dendrokronoloji (ağaç halkası tarihlendirmesi) yöntemiyle yapılan analizler, yapıda kullanılan ardıç kütüklerinin yaklaşık MÖ 740 yılında kesildiğini ortaya koydu. Bu tarihlendirme, Tümülüs MM'nin iç mezar odasını dünyanın bilinen en eski, hâlâ ayakta duran ahşap yapısı yapıyor — kabaca 2.760 yıllık bir mühendislik mucizesi. Uzun süre kentin adını verdiği kişi olan Kral Midas'ın kendisine ait olduğu düşünülse de, güncel araştırmalar mezarın Midas'ın babasına ait olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Richard Liebhart ve 33 Yıllık Adanmışlık

Tümülüs MM'nin gizemlerini çözme çabası, tek bir kazı sezonuyla sınırlı kalmadı. Pennsylvania Üniversitesi Müzesi kazı ekibinden mimarlık tarihçisi Richard Liebhart, 1990 yılından bu yana — yani otuz yılı aşkın süredir — mezar odasının ahşap yapısını, inşa tekniklerini ve konservasyonunu inceliyor. Liebhart'ın uzun soluklu çalışmaları, hem yapının nasıl monte edildiğini hem de binlerce yıl boyunca toprak altında nasıl bu kadar sağlam kalabildiğini anlamamızı sağladı. Bu sabırlı, disiplinler arası araştırma — dendrokronoloji, mimarlık tarihi ve konservasyon bilimini bir araya getiren bir çaba — Gordion'u sadece bir kazı alanı değil, yaşayan bir laboratuvara dönüştürdü.

UNESCO Dünya Mirası Listesinde Gordion

Yetmiş yılı aşkın kesintisiz kazı çalışmalarının bir sonucu olarak Gordion, 10-25 Eylül 2023 tarihleri arasında Suudi Arabistan'ın Riyad kentinde gerçekleştirilen 45. Genişletilmiş UNESCO Dünya Mirası Komitesi Oturumu'nda Dünya Mirası Listesi'ne dahil edildi. Bu kayıtla birlikte Gordion, Türkiye'nin listedeki 20. mirası oldu. Ayrıca dikkat çekici bir ayrıntı daha var: Gordion, Pennsylvania Üniversitesi Müzesi'nin hâlâ aktif olarak kazı yürüttüğü sahalar arasında UNESCO listesine giren ilk yer olma unvanını taşıyor. UNESCO'nun gerekçesinde, kentte bulunan ilk dönem taş mozaiklerinden Tümülüs MM'nin olağanüstü marangozluk mirasına kadar pek çok "insanlık tarihinde bir ilk" örneğine dikkat çekildi.

Gordion'u Ziyaret Etmek

Bugün Gordion, Polatlı ilçesine bağlı Yassıhöyük köyünde, ziyaretçilere kapılarını açan bir ören yeri ve müze kompleksi olarak duruyor. Ankara'dan yaklaşık 94, Polatlı merkezinden ise yaklaşık 29 kilometre uzaklıkta bulunan alana, kendi aracınızla Ankara-Eskişehir yolunu takip ederek ya da Polatlı'dan kalkan dolmuşlarla ulaşmak mümkün. Gordion Müzesi, ören yeri ve Midas Tümülüsü'nün mezar odasını kapsayan ziyaret, yaz aylarında (15 Nisan-2 Ekim) 08.30-19.00, kış aylarında (3 Ekim-14 Nisan) ise 08.30-17.00 saatleri arasında yapılabiliyor. Müzede sergilenen mobilyalar, tören kapları ve höyükten çıkan diğer buluntuların yanı sıra, ziyaretçiler tümülüsün içine açılan tünelden geçerek binlerce yıllık ahşap mezar odasını bizzat görebiliyor. Kısa bir ziyaret bir saat içinde tamamlanabilirken, müzeyi, ören yerini ve tümülüsü birlikte gezmek isteyenlere üç saatlik bir program öneriliyor.

Gordion, sadece bir kral efsanesinin ya da bir düğümün hikâyesi değil; insanlığın ahşap işçiliğindeki ustalığının yirmi yedi asır sonra bile ayakta kalabildiğinin somut kanıtı. Anadolu'nun ortasındaki bu sessiz höyük, Frigya'nın gölgede kalmış görkemini bugün hâlâ toprağın altından anlatmaya devam ediyor.