Instagram'da bir gönderi dolaşıyor: "İsveççe Türkçe'den geliyor, çünkü İsveçliler aslında Türkistan göçmeni" deniyor ve kanıt olarak "Prof. Swan Lagerbring" adında bir İsveçli bilim insanının bunu kanıtladığı öne sürülüyor. Peki bu iddianın gerçekle ilgisi ne kadar? İsim bile yanlış yazılmışken ("Swan" değil, gerçek adı Sven), gerisi ne kadar doğru olabilir? İşte 18. yüzyıla, saga efsanelerine ve şaşırtıcı biçimde gerçek bir İsveç-Türkiye tarihine uzanan hikayenin tamamı.

Sven Lagerbring gerçekten kimdi?

Önce ismi düzeltelim: Aranan kişi Sven Lagerbring (1707-1787), Lund Üniversitesi'nde profesörlük yapmış, üç kez üniversite rektörlüğü görevinde bulunmuş, gerçek ve saygın bir İsveçli tarihçidir. Hatta "modern anlamda İsveç'in ilk tarihçisi" olarak anılır; çünkü kaynak eleştirisini (belgelerin gerçekliğini sorgulamayı, sahte papalık fermanlarını teşhir etmeyi) İsveç tarih yazıcılığına o getirmiştir. Dört ciltlik Swea rikes historia (İsveç Krallığı Tarihi) onun başyapıtıdır ve bugün hâlâ İsveç tarihçiliğinin temel taşlarından sayılır. Yani sosyal medyadaki gönderinin en azından bir noktada haklı olduğunu söyleyelim: Bu gerçekten yaşamış, ciddi bir akademisyendi.

1764'teki mektup: Bilimsel keşif mi, dönemin modası mı?

İşin ilginç yanı burada başlıyor. Lagerbring, 1764 yılında Johan Ihre'ye yazdığı bir mektupta İsveççe ile Türkçe arasında bazı kelime benzerlikleri olduğunu ve İskandinav sagalarında Odin'in "Tyrkland"dan (yani "Türk toprakları"ndan) geldiğine dair efsanevi anlatılara dikkat çekmişti. Bu mektup gerçekten var ve gerçekten yazılmış. Ama burada kritik bir ayrım şart: Bu, modern anlamda bir dilbilim kanıtı değil, 13. yüzyıl İzlandalı yazar Snorri Sturluson'un Prose Edda'sındaki efsaneye bir gönderme.

Snorri'ye göre Norse tanrıları (Aesir) aslında Truva'dan, yani "Türkiye dediğimiz bölgeden" göç etmiş insanlardı; Odin de Truva'dan kuzeye doğru yürüyüp İsveç'te Sigtuna şehrini kurmuştu. Bu, ortaçağ Avrupası'nda çok yaygın bir edebi gelenekti: Birçok halk, kendi kökenini Truva gibi prestijli, "asil" antik uygarlıklara bağlayarak klasik tarihe eklemlenmeye çalışırdı. 18. yüzyılda da buna "Gotisizm" denen bir akım eşlik ediyordu — İsveçli aydınlar, atalarını İskitler veya başka eski/güçlü halklarla ilişkilendirerek ulusal kimliğe görkem katmaya çalışıyordu. Lagerbring'in erken dönem yazısı, ciddi bir bilimsel bulgu değil, tam olarak bu dönemin -bugün "sözde-tarih" (pseudohistorical) olarak nitelendirilen- akımının bir örneğiydi ve zamanında da fazla yankı bulmamıştı.

Peki modern dilbilim gerçekte ne diyor?

Burada hiçbir belirsizlik yok: İsveççe, Hint-Avrupa dil ailesinin Cermen kolunun Kuzey Cermen (İskandinav) alt dalına aittir; Norveççe, Danca, İzlandaca ve Faroe diliyle akrabadır ve kökeni Eski Norsça'ya (Old Norse) dayanır. Türkçe ise tamamen farklı bir dil ailesine, Türk dilleri ailesine mensuptur. Modern karşılaştırmalı dilbilim, gramer yapısı, ses kanunları ve kelime hazinesi bakımından bu iki dilin akraba olmadığını kesin biçimde ortaya koymuştur. Yani "İsveççe Türkçe'den gelir" cümlesi, bilimsel bir sınıflandırma değil, 18. yüzyıl efsanesinin sosyal medyada yeniden paketlenmiş hâlidir.

Gezi açısı: İsveç'te gerçek bir Türk-Osmanlı izi var!

İşte tam burada işin gerçek ve şaşırtıcı derecede ilginç kısmı devreye giriyor — ve bu sefer efsane değil, belgelenmiş tarih. 1709'da Poltava Savaşı'nda Ruslara yenilen İsveç Kralı XII. Karl, Osmanlı topraklarına sığındı ve 1709-1714 arasında beş yıl boyunca bugünkü Moldova sınırları içindeki Bender'de Osmanlı konukseverliğinde yaşadı. 1713'te ise "Kalabalık Olayı" (Bender Kalabalığı) yaşandı: Karl, kendisini teslim etmeye çalışan Osmanlı-Tatar kuvvetlerine karşı yalnızca birkaç düzine adamıyla direndi. Bu olay o kadar etkileyiciydi ki "kalabalık" kelimesi doğrudan İsveççeye ve Fince'ye "kargaşa, izdiham" anlamıyla geçti — bugün hâlâ kullanılan gerçek bir alıntı kelime. Üstelik İsveç'in ulusal yemeği sayılan köfte (köttbullar) ve dolma (kåldolmar), kralın maiyetiyle birlikte Osmanlı mutfağından İsveç'e taşınan tariflere dayanıyor. Yani İsveç'e gidecekseniz, "İsveçliler Türk kökenli mi" sorusuyla değil ama "İsveç mutfağında ve dilinde gerçek bir Osmanlı izi var mı" sorusuyla ilgilenmelisiniz — cevap kesinlikle evet.

Sıkça Sorulan Sorular

İsveççe gerçekten Türkçe'den mi türemiştir?
Hayır. İsveççe, Hint-Avrupa dil ailesinin Kuzey Cermen koluna aittir; Türkçe ise ayrı bir dil ailesi olan Türk dillerine mensuptur. Modern dilbilimde bu iki dil arasında akrabalık bulunmadığı kesinleşmiştir.

Sven Lagerbring gerçekten "İsveçliler Türk kökenlidir" mi demiştir?
Lagerbring, 1764'te yazdığı bir mektupta saga efsanelerine (Odin'in "Tyrkland"dan geldiği anlatısına) ve bazı yüzeysel kelime benzerliklerine değinmiştir; ancak bu, dönemin "Gotisizm" akımına özgü sözde-tarihsel bir yaklaşımdır, modern anlamda kanıtlanmış bilimsel bir tez değildir.

İsveç'in Türkiye ile gerçek bir tarihi bağlantısı var mı?
Evet. 1709-1714 yılları arasında İsveç Kralı XII. Karl, Osmanlı topraklarında (bugünkü Moldova'daki Bender'de) yaşadı; 1713'teki "Kalabalık Olayı" İsveççeye kelime bıraktı, dönüşünde ise Osmanlı mutfağından esinlenen tarifler (köfte, dolma) İsveç mutfağına girdi.

Not: Bu yazı, sosyal medyada dolaşan bir iddiayı incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Sven Lagerbring'in biyografisi ve eserleri için İngilizce Wikipedia, 1764 mektubunun varlığı için akademik kaynak taramaları; İsveççenin dil ailesi sınıflandırması için standart tarihsel dilbilim kaynakları; Kalabalık Olayı ve mutfak etkileşimi için tarih kaynakları (History Today, Middle East Eye, Wikipedia "Skirmish at Bender") kullanılmıştır. "İsveçliler Türk kökenlidir" iddiası ana akım tarih ve dilbilim çevrelerinde kabul görmemektedir; bu yazı iddiayı doğrulamak değil, kökenini ve gerçek payını şeffaf biçimde açıklamak amacı taşır.