Gezginin Ezberi: Fas mı, Morocco mu? Bir Ülkenin Çalınan Adının Hikayesi
2025 yılındayız. Cebimizdeki süper bilgisayarlar, yani akıllı telefonlar, bizi saniyeler içinde dünyanın öbür ucuna dijital olarak ışınlayabiliyor. Artık bir yeri “görmek” için oraya gitmek zorunda bile değiliz. Peki, bu bilgi çağında, bu teknoloji okyanusunda “gezgin” olmak ne anlama geliyor? Benim için, dijigezgin.com‘da anlattığım gibi, gezgin olmak; yüzeyin altına inmek, haritadaki bir ismin ardındaki binlerce yıllık hikayeyi, dramı, direnişi ve ruhu anlamaya çalışmaktır. Ve bugün, sizi belki de en çok bilindiği sanılan ama aslında en yanlış tanınan topraklardan birine, Kuzey Afrika’nın o büyülü Magrip ülkesine götüreceğim. İngilizce konuşan dünyanın “Morocco”, İspanyolların “Marruecos”, Fransızların “Maroc” dediği, bizim ise inatla ve bilinçle “Fas” dediğimiz o topraklara.
Her Şey Bir İsimle Başlar: “Fas” Kelimesinin Ardındaki Onurlu Duruş
Çoğunuzun aklındaki soruyu duyar gibiyim: “Neden sadece biz ‘Fas’ diyoruz? Bir dil farklılığı işte, ne olacak?” Eğer böyle düşünüyorsanız, sizi bir fincan taze nane çayı eşliğinde, Marakeş’in Cema el-Fna Meydanı’nın karmaşasından alıp Fes’in labirent medinasının sessiz bilgeliğine uzanan bir zaman yolculuğuna davet ediyorum. Çünkü bu isim farkı, basit bir dilbilimsel tuhaflık değil; bu, tarihin, sömürgeciliğin, direnişin ve bir ulusun kimliğine sahip çıkmanın ta kendisidir. Her şeyden önce, temel bir gerçeği masaya koyalım. Biz Türklerin bu ülkeye “Fas” demesi, bir hatadan ya da eski bir alışkanlıktan kaynaklanmıyor. Tam aksine, bu kullanım, tarihin doğru tarafında duran, sömürgeci bir kimlik dayatmasını reddeden onurlu bir duruşun günümüzdeki yansımasıdır. Bunu anlamak için, kameralarımızı kapatıp tarih kitaplarının tozlu ama gerçek sayfalarını aralamamız gerekiyor.
Eski dönemlerde, özellikle Mağrip coğrafyasında, yani Fas, Cezayir, Tunus gibi ülkelerin bulunduğu bölgede, devletler isimlerini genellikle başkentlerinden alırdı. Bu, bir gelenekti. Bugün hala bunun izlerini görüyoruz. Tunus’un başkenti neresidir? Tunus. Cezayir’in başkenti? Cezayir. İşte bu zincirin en önemli halkalarından biri de Fas’tı. Yüzyıllar boyunca ülkenin ilim, irfan, siyaset ve kültür merkezi olan, dünyanın ilk üniversitelerinden Karaviyyin’e ev sahipliği yapan Fes şehri, tüm ülkeye adını vermişti. Ülkenin adı Fas, başkenti Fes‘ti. Bu kadar basit ve bu kadar anlamlıydı. Bu isim, ülkenin kendi iç dinamikleriyle, kendi tarihiyle organik olarak oluşmuş, ruhunu yansıtan bir isimdi.
Sömürgeciliğin Gölgesi: “Morocco” Markası Nasıl Yaratıldı?
Peki ne oldu da dünya bu ülkeyi bir anda “Morocco” olarak tanımaya başladı? İşte burada, hikayeye sömürgeciliğin gölgesi düşüyor. 19. ve 20. yüzyıllarda bölgeye nüfuz etmeye başlayan İspanyol ve Fransız güçleri, sadece toprakları değil, aynı zamanda kültürü ve kimliği de hedef aldılar. Sömürge yönetimleri için bir yerin tarihsel bağlarını koparmak, onu daha kolay yönetilebilir kılmanın en etkili yoludur. Bu stratejinin bir parçası olarak, ülkenin kalbi olan Fes’in yerine, güneydeki daha ticari ve stratejik olarak farklı bir konumda olan Marakeş şehrini başkent ve merkez olarak öne çıkardılar.
Bu sadece idari bir değişiklik değildi. Bu, kültürel bir mühendislik projesiydi. Başkenti Marakeş’e taşıdıktan sonra, ülkenin adını da bu yeni başkentten türettiler. Marakeş, zamanla İspanyolcada “Marruecos”, Fransızcada “Maroc” ve nihayetinde İngilizcede “Morocco”ya dönüştü. Amaç, Fes şehrinin temsil ettiği o köklü entelektüel ve politik mirası unutturmak, ülkenin kimliğini yeni sömürge düzeni etrafında yeniden şekillendirmekti. Bir nevi kültürel bir sıfırlama… Ülkenin adını çalıp, yerine kendi verdikleri bir etiketi yapıştırdılar.
Tarihin Doğru Tarafı: Osmanlı ve Türkiye’nin “Fas” Israrının Anlamı
İşte tam bu noktada, o dönemde hala büyük bir güç olan Osmanlı İmparatorluğu devreye giriyor. Osmanlı, bu sömürgeci isim değişikliğini ve kültürel dayatmayı asla kabul etmedi. Kendi haritalarında, resmi yazışmalarında, belgelerinde bu topraklara her zaman olduğu gibi “Fas” demeye devam etti. Bu, “Biz sizin kurduğunuz bu yeni oyunu ve bu kimlik hırsızlığını tanımıyoruz. Bizim için bu ülkenin adı, tarihinden ve halkından gelen ‘Fas’tır” demenin diplomatik ve onurlu bir yoluydu. Modern Türkiye Cumhuriyeti de işte bu anti-sömürgeci ve tarihsel olarak doğru olan mirası devraldı. Bizim bugün “Fas” dememiz, Osmanlı’nın bu bilinçli direnişinin bir devamıdır.
İşin ilginç bir boyutu daha var. Bugün Azerbaycan gibi bazı kardeş Türk devletlerinin bu ülkeye “Mərakeş” demesi de aynı tarihsel kırılmanın bir sonucudur. Onlar da isimlendirmeyi, sömürge döneminde öne çıkarılan yeni başkent Marakeş üzerinden yapmışlardır. Yani aslında herkes, bu tarihsel değişimin farklı bir tarafından hikayeye dahil oluyor. Dünya, sömürgecilerin yarattığı “Morocco” markasını benimserken, biz Türkler, ülkenin özgün ve sömürge öncesi kimliğine sadık kalıyoruz.
2025 Gezgini İçin Bir Bilinç Meselesi: Fes’in Ruhu, Marakeş’in Büyüsü
Şimdi, 2025 yılının gezgini olarak kendimize şu soruyu soralım: Bir ülkeyi tanımlarken, onun sömürgeciler tarafından verilmiş adını benimsemek mi daha doğrudur, yoksa o ülkenin etnik ve tarihsel kökenine sahip çıkan, bu uğurda bir direniş mirasını dilinde yaşatan bir kullanımı sürdürmek mi? İspanyolca “Marruecos”u, Fransızca “Maroc”u, İngilizce “Morocco”yu kabul edip bu değişime boyun eğmek bir modernlik göstergesi de, ülkenin asıl kimliğine sadık kalan Türkiye’nin “Fas” demesini mi yadırgıyoruz? Bu soruların cevabı, bir gezgin olarak dünyaya nasıl baktığımızı da belirler.
Bir dijigezgin olarak benim için Fas’a seyahat etmek, bu iki kimliği aynı anda deneyimlemektir. Marakeş’in o bitmek bilmeyen enerjisi, yılan oynatıcıları, falcıları, portakal suyu satıcıları ve her köşe başında sizi karşılayan “Morocco” markasıyla yüzleşirken, bu şehrin ülkenin modern ve turistik yüzü olduğunu bilirim. Ama Fes’in daracık sokaklarına daldığımda, dünyanın en eski medinasında kaybolduğumda, deri tabakhanelerinin bin yıllık kokusunu içime çektiğimde, işte o an ülkenin ruhuyla, yani “Fas” ile tanıştığımı hissederim. Fes’in duvarları size sadece hikaye anlatmaz, size ülkenin çalınan isminin yasını fısıldar.
Sonuç: Dijigezgin İçin Fas’ın Anlamı
Bu yüzden bir sonraki seyahatinizi planlarken, özellikle de bu büyülü topraklara bir yolculuk düşünüyorsanız, sadece nereye gideceğinizi değil, gittiğiniz yerin adının ardındaki hikayeyi de düşünün. Chefchaouen’in o masmavi sokaklarında yürürken, Atlas Dağları’nın heybetli zirvelerine tırmanırken ya da Essaouira’nın rüzgarlı sahilinde okyanusu seyrederken, aklınızın bir köşesinde bu isim mücadelesi olsun. Sahra Çölü’nün sonsuz kumullarında bir Berberi çadırında yıldızları izlerken, bu toprakların kadim halkının kendi dillerinde bu ülkeye ne dediğini merak edin.
Unutmayın, 2025 yılında gezgin olmak, Instagram’a güzel bir fotoğraf koymaktan çok daha fazlasıdır. Bilgiye bu kadar kolay ulaştığımız bir çağda, bilinçli olmak bir seçenek değil, bir sorumluluktur. Yüzeydeki parıltıya aldanmamak, derindeki gerçeği aramak ve bir yerin ruhuna saygı göstermektir. Ve Fas’ın ruhu, adında saklıdır. İster “Morocco” deyin, ister “Fas”, artık biliyorsunuz ki bu basit bir kelime tercihi değil, tarihsel bir duruşun ifadesidir. Ben, bir dijigezgin olarak, tarihe ve direnişe saygı duran tarafta yer almayı seçiyorum. Bu yüzden benim için bu topraklar her zaman Fas olarak kalacak. Siz de bir sonraki seyahatinizde, gittiğiniz yerlerin isimlerinin ardındaki bu gibi saklı hikayeleri araştırın. Emin olun, yolculuğunuz çok daha anlamlı bir hal alacaktır.




Bu konuda geri bildirim bırakın