Schengen vizesi için randevu bekleyen, evrak dosyası hazırlayan ya da başvurusu reddedilen her Türk vatandaşının kafasında er ya da geç aynı soru beliriyor: bu vize zorunluluğu ne zaman, nasıl başladı? Sosyal medyada dolaşan bir anlatıya göre suç, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde; darbe olmasaydı Türkler bugün Avrupa'ya vizesiz girebilecekti deniyor. Bu yazı o iddianın siyasi-ahlaki tarafına girmiyor; darbenin meşruiyeti ya da gerekliliği üzerine hiçbir yorum yapmıyor. Tek amacı, bugünkü vize rejiminin kökenindeki tarihleri, resmi belgeleri ve arşiv kayıtlarını sırayla ortaya koymak — yani pratik bir seyahat tarihi anlatısı sunmak.

1961-1973: Vizesiz Yılların Hukuki Zemini

Türk vatandaşlarının Batı Almanya'ya vizesiz girdiği dönem, 1961'de imzalanan Türkiye-Batı Almanya İşçi Alımı Anlaşması'na (Anwerbeabkommen) dayanır. Bu anlaşma çerçevesinde yüz binlerce Türk işçi "misafir işçi" statüsüyle Almanya'ya gitti ve bu dönemde iki ülke arasında vize uygulaması yoktu. 1963'te imzalanan Ankara Anlaşması ve 1973'te yürürlüğe giren Ek Protokol'ün 41. maddesi ise "dondurma hükmü" (standstill clause) adı verilen bir ilke getirdi: taraflar, anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihte var olmayan yeni kısıtlamaları sonradan tek taraflı ekleyemeyecekti. 1973 itibarıyla Türk vatandaşları için Almanya'ya girişte vize zorunluluğu yoktu — bu, ileride açılacak hukuki tartışmaların da temelini oluşturacaktı.

1 Ekim 1980: Vize Zorunluluğunun Resmen Yürürlüğe Girdiği Tarih

Batı Almanya, Yabancılar Kanunu'nun Uygulama Yönetmeliği'nde yaptığı 11. Değişiklik Yönetmeliği'ni (11. Änderungsverordnung zur Durchführungsverordnung zum Ausländergesetz) 1 Temmuz 1980 tarihinde kabul etti. Bu düzenlemeyle Türk vatandaşları için vize zorunluluğunun 1 Ekim 1980'den itibaren yeniden yürürlüğe gireceği karara bağlandı. Yani kararın hukuki temeli, 12 Eylül 1980 darbesinden yaklaşık iki buçuk ay önce, uygulamaya giriş tarihi ise darbeden yaklaşık üç hafta sonra gerçekleşti.

Federal Almanya hükümetinin dönemin gerekçesi resmi kayıtlarda şöyle geçiyor: Türk vatandaşlarının artan biçimde "turist" sıfatıyla ama gerçekte çalışma niyetiyle ülkeye girdiği, ayrıca çoğu zaman sonuçsuz kalacağı bilinen sığınma başvuruları yaparak başvuru sürecinin uzunluğundan yararlanıp ülkede yaşama ve çalışma imkânı aradığı belirtiliyor; bu koşullar altında vize muafiyetinin artık sürdürülemez olduğu ifade ediliyordu. Bu gerekçe, kararın hazırlık sürecinin darbeden bağımsız, düzensiz göç ve sığınma başvurusu sayısındaki artışa dayalı bir idari-bürokratik süreç olarak başladığını gösteriyor.

12 Eylül 1980 ve Göç Dalgasındaki Ayrı Etki

12 Eylül 1980'de Türkiye'de gerçekleşen askeri darbe, kararın hukuki hazırlığından sonra ama yürürlüğe giriş tarihinden önce yaşandı. Tarihsel kaynaklar, darbenin kendi başına yeni ve ayrı bir göç dalgası yarattığını, bunun da Almanya'daki Türk nüfusunun demografik yapısını etkilediğini kaydediyor. Farklı kaynaklarda darbe sonrası dönemde artan sığınma başvurularının, özellikle bazı Kürt vatandaşların siyasi gerekçelerle sığınma talep etmesinin de bu tabloya eklendiği belirtiliyor. Burada iki ayrı zaman çizelgesi söz konusu: vize kararının idari hazırlığı darbeden önce başlamıştı, ancak darbe sonrası dönemde artan başvurular, zaten yürürlüğe girmek üzere olan düzenlemenin kamuoyunda ve resmi söylemde gerekçelendirilmesini güçlendirdi. Bu makale, iki olgunun hangisinin "asıl" neden olduğuna dair bir hüküm vermiyor; yalnızca tarihlerin sırasını ve kayıtlara geçen resmi/akademik ifadeleri aktarıyor.

Almanya'nın Ötesinde: Diğer Avrupa Ülkeleri ve Schengen'e Giden Yol

1980 kararı yalnızca Batı Almanya'yı bağlıyordu; diğer Avrupa ülkeleri kendi vize politikalarını farklı takvimlerde şekillendirdi. Zaman içinde Fransa, Hollanda, Belçika gibi ülkeler de benzer düzenlemelere yöneldi. Sürecin dönüm noktalarından biri, 1985'te imzalanan ve 1995'te fiilen yürürlüğe giren Schengen Anlaşması oldu: Schengen bölgesi oluşturulurken Türkiye, vizeden muaf ülkeler listesine (beyaz liste) dahil edilmedi ve bu durum bugüne kadar büyük ölçüde değişmeden sürdü. 2013'te başlatılan AB-Türkiye vize serbestisi diyaloğu da halen sonuçlanmış değil. Yani bugün havalimanında karşılaşılan Schengen vizesi prosedürü, 1980'deki tek bir kararın değil, kırk yılı aşan, farklı ülkelerin farklı tarihlerde aldığı kararların ve AB düzeyindeki ortak politikaların toplamıdır.

Hukuki Miras: Soysal Davası ve "Dondurma Hükmü" Tartışması

2009'da Avrupa Birliği Adalet Divanı, 1973 Ek Protokol'ündeki dondurma hükmünü doğrudan ilgilendiren önemli bir karara imza attı: Soysal ve Savatlı davası (C-228/06). Almanya'da vize istenmesine itiraz eden Türk nakliye şoförlerinin açtığı davada Divan, 1973'te var olmayan bir kısıtlamanın (yani 1980'de getirilen vize zorunluluğunun), Türk şirketleri adına "aktif hizmet sunumu" yapan kişiler için 1973'teki duruma aykırı biçimde uygulanamayacağına hükmetti. Karar, turist gibi "pasif" hizmet alıcıları için netlik getirmese de, 1980 kararının bugün hâlâ AB hukuku içinde tartışma konusu olduğunu gösteren somut bir örnek olarak kayıtlara geçti.

Sıkça Sorulan Sorular

Almanya, Türk vatandaşlarına vizeyi tam olarak hangi tarihte uygulamaya başladı?
Hukuki dayanak 1 Temmuz 1980'de kabul edilen değişiklik yönetmeliğiyle oluşturuldu; vize zorunluluğu fiilen 1 Ekim 1980'den itibaren yürürlüğe girdi.

Vize kararı 12 Eylül 1980 darbesinin doğrudan bir sonucu muydu?
Kayıtlara göre kararın hukuki hazırlığı darbeden önce, düzensiz çalışma amaçlı girişler ve sığınma başvurusu sayısındaki artış gerekçesiyle başlamıştı; darbe ise yürürlüğe giriş tarihinden önce yaşanan, ayrı bir göç dalgasına yol açan bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Kaynaklar bu iki süreci art arda ama birbirinden ayrı olgular olarak aktarıyor.

Bugün bu vize rejimi hâlâ geçerli mi?
Evet. Türkiye, 1995'te yürürlüğe giren Schengen sisteminde vizeden muaf ülkeler listesine alınmadı ve 2013'te başlayan AB-Türkiye vize serbestisi diyaloğu bugüne kadar sonuçlanmadı; Türk vatandaşları hâlâ Schengen bölgesi için vize başvurusu yapmak zorunda.

Not: Bu yazı, Almanya'nın resmi mevzuat kayıtları, Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları ve konuyla ilgili ansiklopedik/akademik kaynaklara dayanılarak hazırlanmıştır. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin siyasi, hukuki ya da ahlaki değerlendirmesi bu yazının kapsamı dışındadır; metin yalnızca vize politikasının tarihsel kronolojisini olgusal biçimde aktarmayı amaçlamaktadır.