Kısa cevap: Türkiye-AB vize serbestisi diyaloğu resmi olarak 16 Aralık 2013'te başladı. Ancak bu sürecin kökleri daha eskiye, 2005-2006 yıllarındaki ilk müzakere girişimlerine kadar uzanıyor. Aradan geçen 10 yılı aşkın sürede süreç hızlı ilerleme, kriz kaynaklı sıçrama, uzun bir durağanlık ve nihayet 2026'da yeniden canlanma dönemlerinden geçti.

Önemli bir not: Bu yazı, vizeyi kaldırma çalışmalarının (vize serbestisi diyaloğu) tarihçesini anlatıyor. Sitemizde ayrıca Türklere Schengen vize ZORUNLULUĞUNUN 1980'de nasıl başladığını anlatan farklı bir yazı bulunuyor. İkisi birbirinin tam tersi iki süreç: biri vizenin nasıl konduğunu, bu yazı ise vizenin nasıl kaldırılmaya çalışıldığını anlatıyor. Karıştırmamak için başlıklara dikkat edin.

2005-2012: Sessiz başlangıç ve ilk müzakereler

Türkiye ile AB arasında geri kabul konusundaki müzakereler aslında 2005-2006 yıllarında başladı, ancak o dönemde bir sonuca ulaşamadan rafa kaldırıldı. Konu yıllarca askıda kaldıktan sonra, taraflar 21 Haziran 2012'de metni yeniden paraf ederek süreci canlandırdı. Bu, bugünkü diyaloğun temelini oluşturan hazırlık evresiydi.

16 Aralık 2013: Resmi başlangıç

Vize Serbestisi Diyaloğu, Geri Kabul Anlaşması'nın imzalanmasıyla eş zamanlı olarak 16 Aralık 2013'te Ankara'da resmen başladı. Bu tarihten itibaren Türkiye'ye, vize serbestisi elde etmesi için tamamlaması gereken toplam 72 kriterden oluşan bir "Vize Serbestisi Yol Haritası" sunuldu. Bu 72 kriter, beş ana tematik alanda gruplanıyor: belge güvenliği (biyometrik pasaportlar dahil), göç yönetimi, kamu düzeni ve güvenlik, temel haklar ve son olarak Geri Kabul Anlaşması'nın etkin uygulanması. Geri Kabul Anlaşması ise 1 Ekim 2014'te resmen yürürlüğe girdi.

2016: Hızlı ilerleme ve kriz kaynaklı sıçrama

2016 yılı, sürecin hem en hızlı ilerlediği hem de en çok siyasallaştığı yıl oldu. Avrupa Komisyonu'nun 4 Mayıs 2016 tarihli raporuna göre Türkiye, o tarih itibarıyla 72 kriterin 65'ini tamamlamıştı — bu, sürecin başlangıcından bu yana kaydedilen en hızlı ilerlemeydi.

Bu ilerlemenin arka planında, aynı dönemde yaşanan büyük bir göç krizi vardı. Yüz binlerce düzensiz göçmenin Avrupa sınırlarına yönelmesi karşısında AB liderleri, 18 Mart 2016'da Türkiye ile bir göç mutabakatı imzaladı. Bu mutabakat teknik olarak vize serbestisi diyaloğundan ayrı bir belge olsa da, aynı dönemde vize serbestisi kriterlerinin tamamlanmasında önemli bir diplomatik kaldıraç işlevi gördü — yani 2016'daki hızlı ilerleme, göç krizinin yarattığı siyasi baskı ve karşılıklı çıkar dengesiyle yakından bağlantılıydı.

2016 sonrası: Uzun durağanlık dönemi

2016'daki hızlı ilerlemenin ardından süreç büyük ölçüde yavaşladı. Kalan kriterlerden biri olan AB ve ICAO standartlarına uygun pasaport basımı yükümlülüğü, ancak 8 Aralık 2018'de Avrupa Komisyonu tarafından karşılanmış olarak teyit edildi — bu da toplam tamamlanan kriter sayısını 66'ya taşıdı. Ancak bu noktadan sonra yıllarca somut bir ilerleme kaydedilmedi. Geriye kalan 6 kriter — terörle mücadele mevzuatının güncellenmesi, Europol işbirliği, GRECO tavsiyeleri, kişisel verilerin korunması mevzuatı, tüm AB üyeleriyle adli işbirliği ve Geri Kabul Anlaşması'nın tam uygulanması — yıllarca gündemde ilerleme kaydetmeden bekletildi. Bu kriterlerin bazıları teknik, bazıları ise (özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkiler bağlamında hassasiyet taşıyan adli işbirliği maddesi gibi) daha karmaşık siyasi zeminlere oturuyor.

2025: Cascade kuralı — ayrı bir gelişme

15 Temmuz 2025'te AB, Schengen vizesine başvuran Türk vatandaşları için "cascade" adı verilen kademeli bir kolaylaştırma kuralını kabul etti. Bu, düzenli seyahat geçmişi olan kişilere daha uzun süreli çok girişli vizeler verilmesini öngören bir düzenleme. Ancak bunun vize serbestisi süreciyle karıştırılmaması gerekiyor: cascade kuralı mevcut vize sistemini iyileştiren paralel bir adım, vize serbestisi yol haritasındaki 6 kriterin tamamlanmasıyla doğrudan bağlantılı değil.

Ağustos 2026: Süreç yeniden gündemde

8-9 Ağustos 2026'da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kalan 6 kriter için Dışişleri, Adalet ve İçişleri bakanlıklarının koordinasyonunda yeni bir çalışma kurulu oluşturulduğunu açıkladı. Yılmaz aynı zamanda AB tarafından da siyasi irade beklendiğini vurguladı. Bu açıklama, yıllardır süren durağanlığın ardından resmi düzeyde atılan ilk somut adım olması bakımından dikkat çekici.

Öngörüler: Bundan sonra ne olabilir?

Sürecin 13 yıllık geçmişi gösteriyor ki ilerleme doğrusal değil — hızlı sıçramalar (2016), uzun durağanlık dönemleri (2018-2026) ve siyasi konjonktüre bağlı yeniden canlanmalarla (2026) şekilleniyor. Bu geçmiş göz önüne alındığında, kalan 6 kriterin ne zaman tamamlanacağına dair kesin bir tarih vermek gerçekçi değil; nitekim resmi hiçbir AB veya Türkiye kaynağında doğrulanmış bir hedef tarih de bulunmuyor. Yeni çalışma kurulunun somut adımlar atıp atmayacağı, önümüzdeki aylarda takip edilmesi gereken en önemli gösterge olacak.

Sürecin genel tablosunu ve güncel gelişmeleri özetleyen giriş yazımıza buradan, vize serbestisinin ne anlama gelip gelmediğini açıkladığımız yazıya ise buradan ulaşabilirsiniz.

Süreci Nereden Takip Edebilirsiniz?

Vize serbestisi sürecindeki gelişmeleri güvenilir kaynaklardan takip etmek isteyenler için en pratik yöntem, AB Bakanlığı'nın ab.gov.tr üzerindeki Vize Serbestisi Diyaloğu sayfasını ve AB'nin Türkiye Delegasyonu'nun resmi açıklamalarını düzenli olarak kontrol etmek. Türkiye basınında çıkan haberlerde "tarihi adım" ya da "kritik gelişme" gibi başlıklar görüldüğünde, haberin içeriğinde somut bir AB belgesine atıf olup olmadığına bakmak, iyimser yorumları resmi adımlardan ayırt etmenin en sağlıklı yolu.