Kısa cevap: Hayır. AB-Türkiye vize serbestisi için 2028 ya da başka herhangi bir yıl için Avrupa Birliği veya Türkiye tarafından verilmiş resmi bir taahhüt yok. Bu tarih son aylarda özellikle sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde dolaşıyor, ancak ne ab.gov.tr, ne Dışişleri Bakanlığı, ne de Avrupa Komisyonu'nun ilgili sayfalarında böyle bir hedef tarihe rastlanmıyor. Aşağıda bu tahminin nereden çıktığını, gerçekçi risklerin neler olduğunu ve sürecin gerçekten tamamen durmuş olup olmadığını dengeli biçimde ele alıyoruz.

"2028" nereden çıktı?

Vize serbestisi konusu her canlandığında benzer bir örüntü tekrarlanıyor: bir siyasetçi açıklama yapar, haber siteleri "tarihi adım" veya "tarih verildi" gibi başlıklar atar, sonra yorumcular ve sosyal medya hesapları bu açıklamaların üzerine kendi tahminlerini ekler. 2026 Ağustos ayında da benzer bir dalga yaşandı: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kalan 6 kriter için Dışişleri, Adalet ve İçişleri bakanlıklarını bir araya getiren yeni bir çalışma kurulu kurulduğunu duyurdu ve "Avrupa'dan da siyasi irade bekliyoruz" dedi. Bu açıklamanın kendisinde herhangi bir tarih geçmiyor. Buna rağmen bazı haberler "tarih verildi" gibi başlıklarla çıktı; içeriğe bakıldığında ise somut bir yıl değil, sürecin sonbaharda AB kurumlarıyla görüşüleceğine dair genel bir zamanlama belirtiliyor. 2028 gibi net bir yıl, muhtemelen bu genel iyimserliğin bazı yorumcular tarafından kendi tahminleriyle somutlaştırılmasından doğdu — resmi bir AB veya TC belgesine dayanmıyor.

Neden bu tür tarihlere temkinli yaklaşmak gerekir

Vize serbestisi süreci, siyasi açıklamaların iyimser yorumlanmasına oldukça müsait bir konu. Bir bakanın "çalışma başlattık" demesi ile Avrupa Parlamentosu ve 27 üye devletin oybirliğiyle vize muafiyetini onaylaması arasında çok uzun bir mesafe var. Geçmişte de benzer açıklamalar "yakın bir tarihte" beklentisi yaratmış, ancak süreç yıllarca aynı noktada kalmıştı. Bu yüzden herhangi bir kaynaktan gelen kesin yıl iddiasını, resmi bir AB belgesiyle doğrulanmadıkça temkinli karşılamakta fayda var.

Sürecin gerçekçi zorlukları

AB-Türkiye Vize Serbestisi Diyaloğu 16 Aralık 2013'te başladı. Aradan geçen 10 yılı aşkın sürede 72 kriterden 66'sı tamamlandı, ancak son 6 kriter yıllardır aynı yerde duruyor: terörle mücadele mevzuatının AB standartlarına uyarlanması, Europol ile operasyonel işbirliği anlaşması, GRECO'nun yolsuzlukla mücadele önerilerinin uygulanması, kişisel verilerin korunmasına dair kapsamlı bir yasa, tüm AB üyeleriyle adli işbirliğinin genişletilmesi ve Geri Kabul Anlaşması'nın (GKA) tam ve eksiksiz uygulanması.

Bu altı madde tesadüfen zor değil; her biri Türkiye ile AB arasındaki en hassas siyasi konulara dokunuyor. Terörle mücadele yasasının tanımı, Türkiye'nin güvenlik önceliklerini doğrudan ilgilendiriyor. Geri Kabul Anlaşması'nın tam uygulanması, düzensiz göç yönetimi konusunda karşılıklı güven sorunu yaratıyor. Kişisel verilerin korunması ise AB'nin GDPR standartlarına denk bir çerçeve gerektiriyor ve bu, yalnızca teknik değil aynı zamanda kurumsal bir dönüşüm anlamına geliyor. Kısacası geriye kalan kriterler, tamamlanması en kolay olanlar değil, tam tersine en çok siyasi irade ve zaman gerektirenler.

Ayrıca sürecin AB tarafında da bir "siyasi irade" sorunu var. Vize serbestisi nihai olarak Avrupa Parlamentosu'nun onayına ve üye devletlerin ortak kararına bağlı. Geçmişte 2016 civarında AB-Türkiye göç mutabakatı bağlamında bir ivme yakalanmış, ardından yıllarca durağan bir döneme girilmişti. Kıbrıs meselesi gibi siyasi hassasiyetler de sürecin arka planında hep var olmaya devam ediyor. Bütün bunlar, Geri Kabul Anlaşması'nın tam uygulanmasının bile AB'yi otomatik olarak belirli bir tarihe bağlamadığını gösteriyor — teknik kriterlerin tamamlanması, siyasi onayın otomatik geleceği anlamına gelmiyor.

Öte yandan, süreç tamamen ölü de değil

Dengeli bir tablo çizmek için iyimser sinyalleri de görmek gerekir. 8-9 Ağustos 2026'da açıklanan yeni çalışma kurulu, en azından Türkiye tarafında somut ve kurumlar arası bir koordinasyonun yeniden başladığını gösteriyor. Dışişleri, Adalet ve İçişleri bakanlıklarının aynı masada kalan 6 kriter üzerinde çalışması, önceki dönemlerdeki durağanlıktan farklı bir sinyal.

Ayrıca 15 Temmuz 2025'te Avrupa Komisyonu'nun aldığı bir kararla, Türkiye'den yapılan Schengen vizesi başvurularında konsolosluklara "cascade kuralı" (kademeli vize rejimi) uygulanması tavsiye edildi. Bu kural, kurallara uygun seyahat geçmişi olan başvuru sahiplerine önce 6 aylık, ardından sırasıyla 1 yıllık, 3 yıllık ve nihayet 5 yıllık çok girişli vizeler verilmesini öngörüyor. Bu, vize serbestisinin kendisi değil, ama sürecin tamamen dondurulmadığının, AB'nin en azından kademeli kolaylıklarla ilişkiyi canlı tuttuğunun bir göstergesi.

Bir AB yetkilisinin konuyu sonbaharda AB kurumlarıyla görüşeceklerini belirtmesi de, sürecin gündemde kalmaya devam ettiğine işaret ediyor. Ancak bu tür açıklamaların "görüşme takvimi" ile "vize serbestisinin yürürlüğe girme tarihi" arasında büyük bir fark olduğunu unutmamak gerekir.

Bu arada elde ne var: cascade kuralı örneği

Cascade kuralının nasıl işlediğine yakından bakmak, AB'nin somut adımlarla laf arasındaki farkı görmek için iyi bir örnek. Kurala göre, kurallara uygun şekilde daha önce Schengen vizesi kullanmış bir başvuru sahibi önce 6 ay geçerli bir vize alıyor; aynı koşulları ikinci kez yerine getirdiğinde bu süre 1 yıla, sonra 3 yıla, en nihayetinde 5 yıllık çok girişli bir vizeye kadar uzayabiliyor. Bu, tır şoförleri hariç Türkiye'de ikamet eden ve güvenilir seyahat geçmişi olan başvuru sahipleri için geçerli. Ancak burada da bir gerçekçilik payı var: kuralın uygulanması otomatik değil, her konsolosluk başvuruyu kendi kriterlerine göre değerlendirmekte serbest ve kriterleri sağlamak sonucu garanti etmiyor. Yani AB'nin attığı bu adım bile, kağıt üzerindeki kural ile başvuru sahibinin fiilen yaşadığı deneyim arasında bir mesafe bırakıyor — vize serbestisi tartışmasında da aynı temkinli okumayı yapmakta fayda var.

Takip etmek isteyenler için hangi kaynaklara bakmalı

Sürecin gerçek durumunu takip etmek isteyenler için en güvenilir kaynaklar, yorum ya da tahmin içermeyen resmî sayfalar. AB Bakanlığı'nın ab.gov.tr üzerindeki Vize Serbestisi Diyaloğu sayfası ve AB'nin Türkiye Delegasyonu'nun eeas.europa.eu üzerindeki duyuruları, süreçle ilgili resmî adımları yayımlıyor. Bir haberde "tarih verildi" ya da "kesinleşti" gibi başlıklar görüldüğünde, haberin içeriğinde somut bir AB belgesine veya resmî açıklamaya atıf olup olmadığını kontrol etmek, iyimser bir yorumu resmî bir taahhütten ayırt etmenin en pratik yolu.

Sonuç: Kesin tarih bekleme, ama süreci de yok sayma

Özetle: 2028 ya da başka bir yıl için resmi bir AB taahhüdü yok, ve bu tür net tarihleri içeren haberleri temkinli okumak gerekiyor. Süreç 10 yılı aşkın süredir aynı 6 kriterde takılı ve bu kriterlerin her biri ciddi siyasi zorluklar barındırıyor. Ancak 2026 yazında yaşanan gelişmeler — yeni çalışma kurulu, cascade kuralı, AB'nin sonbaharda konuyu ele alacağını belirtmesi — sürecin tamamen rafa kalkmadığını da gösteriyor.

Gerçekçi olan şu: eğer siyasi irade her iki tarafta da sürerse, kalan 6 kriterin tamamlanması yıllar alabilir; herhangi biri tıkanırsa süreç yine yıllarca askıda kalabilir. Bu yüzden en sağlıklı yaklaşım, ne "yakında olacak" iyimserliğine ne de "asla olmaz" karamsarlığına kapılmadan, resmi AB ve TC kaynaklarından gelen somut duyuruları takip etmek. Bu arada, vize serbestisi beklenirken bugünkü Schengen başvuru sürecinde yaşanan VFS Global randevu zorlukları hâlâ gündemdeki en somut sorun olmaya devam ediyor.