Buda'nın Düşüşü 1686: Son Valinin Mezarı ve Kaybolan Macar-Osmanlı Mirası

Budapeşte'de Buda Kalesi'nin surları arasında yürürken, çoğu turistin fark etmeden geçtiği sade bir mezar taşı var. Üzerindeki yazı, Avrupa tarihinin dönüm noktalarından birini anlatıyor: burada, 145 yıllık bir hâkimiyetin son valisi yatıyor. Üstelik bu mezarı, onu öldüren tarafın torunları diktirdi. İşte 1686'da Buda'nın düşüşü ve son vali Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa'nın hikâyesi.

145 Yıllık Macar Başkenti

Buda (bugünkü Budapeşte'nin batı yakası), 1541'den itibaren Osmanlı'nın Budin Eyaleti'nin merkeziydi. Yaklaşık bir buçuk asır boyunca burada Osmanlı valileri oturdu; camiler, hamamlar, tekkeler kuruldu. Macaristan'ın kalbinde koca bir Osmanlı şehri doğdu. Ancak 1683 Viyana bozgunundan sonra Kutsal İttifak'ın (Habsburg, Lehistan, Venedik ve müttefikleri) karşı saldırısı, bu düzeni geri dönülmez biçimde sarstı.

Son Vali ve Son Savunma

1686 yazında Kutsal İttifak orduları Buda'yı kuşattı. Kalenin savunmasını, Budin'in son valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa üstlendi. Arnavut kökenli, 1616 doğumlu bu deneyimli komutan, teslim çağrılarını reddederek sonuna kadar direndi. 2 Eylül 1686'da Kutsal İttifak kuvvetleri altı koldan genel saldırıya geçti. Yetmiş yaşındaki Abdi Paşa, Viyana Kapısı yakınında, elinde silahıyla çarpışırken hayatını kaybetti. Onun ölümü, Buda'nın düşüşü ve Macaristan'daki Türk hâkimiyetinin sonu anlamına geliyordu.

Düşmanının Bile Saygı Duyduğu Bir Kahraman

Bu hikâyeyi olağanüstü kılan şey, Abdi Paşa'nın kendi düşmanları tarafından bile takdir edilmesi. Yüzyıllar sonra, 1932'de, tam da şehit düştüğü yerde onun anısına bir mezar taşı dikildi. Osmanlı Türkçesi ve Macarca yazılı kitabede şöyle deniyor:

"145 yıllık Türk hâkimiyetinin son Buda valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa, bu yakınlarda 2 Eylül 1686'da öğleden sonra, 70 yaşındayken can verdi. Kahraman düşmandı; huzur içinde yatsın."

"Kahraman düşmandı" ifadesi, bir mağlubun mezar taşına galiplerin yazdığı ender saygı örneklerinden biridir. Mezar taşı bugün Budapeşte'de, Buda Kalesi'nin Anjou Burcu yakınında bulunuyor ve ziyaretçilere açık.

Kaybolan ve Kalan İzler

Buda'nın düşüşüyle şehirdeki camilerin çoğu kiliseye çevrildi ya da yıkıldı; Osmanlı mimarisi büyük ölçüde silindi. Yine de Budapeşte bugün bile Türk izleri taşıyor: Gül Baba Türbesi, Rudas ve Király gibi Osmanlı dönemi hamamları ve şehrin dört bir yanına dağılmış küçük hatıralar. "Akıncılar Mezarlığı" gibi adlarla anılan alanlar, bir zamanlar burada yaşayan Müslüman toplumun sessiz tanıkları. Budapeşte'yi gezenler için Abdi Paşa'nın mezarı ile Gül Baba Türbesi'ni birlikte görmek, şehrin çok katmanlı geçmişini anlamanın en iyi yolu.

Budapeşte'deki diğer Osmanlı izleri için Gül Baba ve Budapeşte'deki Müslüman mezarları, Macaristan geneli için ise Peç'teki Gazi Kasım Paşa Camii yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Budapeşte'de Bir Osmanlı Rotası

Budapeşte'yi ziyaret edenler, şehrin Tuna'nın iki yakasına yayılan görkemli mimarisine hayran kalır. Ancak biraz dikkatli bakan gezgin, bu şehirde 150 yıllık Osmanlı hâkimiyetinin izlerini de görebilir. Abdurrahman Abdi Paşa'nın mezar taşı, bu izlerin en dokunaklısı. Buda Kalesi'nin surları arasında, çoğu turistin fark etmeden geçtiği bu sade anıt, bir imparatorluğun Macaristan'daki sonunu simgeliyor.

Şehirdeki en önemli Osmanlı eseri ise hiç kuşkusuz Gül Baba Türbesi. Bir Bektaşi dervişi olan Gül Baba'nın türbesi, restore edilmiş hâliyle bugün hem bir ibadet hem de ziyaret mekânı; Avrupa'nın en kuzeydeki önemli Müslüman ziyaretgâhlarından biri olarak kabul ediliyor. Bunların yanı sıra Rudas ve Király hamamları, Osmanlı döneminden kalma ve hâlâ kullanılan yapılar olarak şehrin gündelik hayatının bir parçası.

Yani Budapeşte, sadece bir Orta Avrupa başkenti değil; aynı zamanda "Dünyada Türk İzleri"nin en zengin duraklarından biri. Abdi Paşa'nın mezarı, Gül Baba Türbesi ve Osmanlı hamamlarını birlikte gezen bir rota, şehrin çok katmanlı geçmişini eksiksiz bir şekilde ortaya koyuyor. Tuna kıyısında yürürken, bir zamanlar burada ezan sesinin yükseldiğini, camilerin ve hamamların bu şehri şekillendirdiğini hatırlamak, Budapeşte'yi bambaşka bir gözle görmenizi sağlıyor.

Abdurrahman Abdi Paşa'nın hikâyesi, hem bir dönemin kapanışını hem de cesaret ve onurun düşman tarafından bile takdir edilebileceğini gösteriyor. "Kahraman düşmandı" ifadesi, savaşın ve tarihin ne kadar karmaşık duygular barındırdığının çarpıcı bir örneği. Budapeşte'yi ziyaret edenler için bu mezar taşı, şehrin görkemli sarayları ve köprüleri arasında kolayca gözden kaçabilecek ama gördüğünde derin bir iz bırakan sessiz bir durak. Onu bulmak, tarihe meraklı gezginler için ödüllendirici bir keşif.

Tuna kıyısındaki bu şehri gezerken, görkemli parlamentonun ve zincirli köprünün ötesine bakmayı deneyin; Budapeşte, sabırla arayanlara asırlar öncesinin izlerini fısıldayan, çok katmanlı bir başkent. Abdi Paşa'nın mezarı da bu izlerin en anlamlılarından biri olarak, bir imparatorluğun Orta Avrupa'daki serüveninin son perdesini simgeliyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Buda ne zaman düştü?
2 Eylül 1686'da Kutsal İttifak orduları Buda'yı aldı ve Macaristan'daki 145 yıllık Osmanlı hâkimiyeti sona erdi.

Abdurrahman Abdi Paşa kimdir?
Budin'in son valisiydi. Arnavut kökenli bu komutan, 1686'da Buda'yı savunurken 70 yaşında şehit oldu.

Mezarı nerede ve ziyaret edilebilir mi?
Mezar taşı Budapeşte'de Buda Kalesi'nin Anjou Burcu yakınındadır ve ziyarete açıktır. 1932'de anısına dikilmiştir.