Avrupa'nın en zarif başkentlerinden biri olan Budapeşte, Tuna'nın iki yakasını süsleyen ihtişamlı yapılarıyla tanınır. Ancak bu şehrin dokusunda, çoğu gezginin fark etmeden geçtiği çok daha eski bir katman gizlidir: yaklaşık 150 yıllık bir Osmanlı geçmişi. Sosyal medyada zaman zaman "bir Avrupa başkentinde ortaya çıkan yüzlerce yıllık kayıp Müslüman mezarları" başlığıyla paylaşılan görüntüler, işte bu unutulmuş mirasa işaret eder. Bu yazıda o iddiayı kaynaklarıyla ele alacak, doğrulanabilenleri aktaracak ve Buda'nın gerçek Osmanlı-Müslüman mezar mirasını gezginler için haritalandıracağız.

Osmanlı Macaristanı: 1541'den 1686'ya Budin Eyaleti

Buda (bugünkü Budapeşte'nin batı yakası), 1541 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı hâkimiyetine girdi ve Budin Eyaleti'nin merkezi oldu. Bu eyalet, 16. yüzyıl sonunda yaklaşık 900.000 nüfusa ev sahipliği yapıyordu; bu nüfusun büyük çoğunluğu Hristiyan Macarlardan oluşsa da, aralarında 50.000 ila 80.000 arası Müslüman yerleşimci bulunuyordu. Bu Müslümanların önemli bir kısmı asker ve devlet görevlisiydi.

Buda gibi kentsel merkezlerde Müslüman nüfus zamanla çoğunluğu oluşturdu. Bu topluluk yalnızca Anadolu'dan gelen Türklerden ibaret değildi. Boşnaklar, Osmanlı Macaristanı'ndaki Müslüman varlığının önemli bir parçasıydı. Bunun kökeni, 1463'te Bosna Krallığı'nın fethinin ardından yerel Slav halkın büyük ölçüde 16. yüzyılda İslam'ı benimsemesine dayanır; öyle ki 16. yüzyıl sonu ve 17. yüzyıl başında Bosna nüfusunun yaklaşık dörtte üçü Müslümandı. Bu Boşnak Müslümanlar, asker, zanaatkâr ve yerel görevli olarak Budin Eyaleti'ne göç etti. Dolayısıyla Buda'daki Müslüman mezarlıklarının hem Türk hem de Boşnak kökenli kişilere ait olması tarihsel olarak son derece tutarlıdır.

"1980'lerde bulunan kayıp mezarlar" iddiası: ne doğru, ne belirsiz?

İnternette dolaşan paylaşımlarda "Akıncılar Mezarlığı" adıyla, 1980'lerde ortaya çıkarılmış bir Müslüman mezarlığından söz edilir. Dürüst olmak gerekirse, bu spesifik adı ve tam olarak 1980'lerde yapılmış bir kazı hikâyesini bağımsız, güvenilir kaynaklarla doğrulayamadık. Bu nedenle bu ayrıntıyı kesin bir olgu gibi sunmak doğru olmaz. Ancak iddianın özü —yani Buda'da yüzyıllar öncesine ait, Türk ve Boşnak kökenli kişilere ait Osmanlı Müslüman mezarlarının bulunduğu— doğrudur ve bugün hâlâ görülebilir. Şehirde korunan somut kalıntılar bunun en açık kanıtıdır.

Tabán ve Buda Kalesi çevresindeki Osmanlı mezar taşları

Budapeşte'nin Buda yakasında, Tabán tepesi civarında eski bir Osmanlı mezarlığından kalan taşlar bulunur. Ağaçların arasına gizlenmiş bu alanda, üzerlerinde sarık biçiminde başlıklar taşıyan mezar taşları, adeta eğri büğrü bir taş ormanı gibi durur. Gül Bahçesi (Gül Baba) çevresindeki parkta ise bir zamanlar burada var olan Türk mezarlığının anısına dikilmiş, sarıklı mezar taşlarının 12 replikası sergilenir. Bazı taşlarda hâlâ Arap harfleriyle kazınmış kelimeler seçilebilir. Buzogánytorony (Topuz Kulesi) yakınında ve Várkert Bazár'ın yukarısında da eski Osmanlı mezarlığından kalma birkaç Müslüman mezar taşı görülebilir. Şehrin Osmanlı kalıntılarının çoğu, kale ve çevresindeki mahallelerde, yani Buda yakasında yoğunlaşmıştır.

Mirasın kalbi: Gül Baba Türbesi

Budapeşte'deki Osmanlı-Müslüman mirasının en önemli ve en iyi korunmuş simgesi hiç kuşkusuz Gül Baba Türbesi'dir. Gül Baba, 16. yüzyılda yaşamış bir Bektaşi dervişiydi. Rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman'ın Budin seferine katılmış ve 1541'de, şehrin fethi sırasında vefat etmiştir. Ölümünün ardından şehrin manevi bekçisi (velisi) olarak kabul edilmiştir.

Sekizgen planlı, kurşun kaplı sığ kubbeli türbesi, Budin Beylerbeyi Mehmed Paşa tarafından 1543-1548 yılları arasında inşa edilmiştir. Türbe, Budapeşte'nin Rózsadomb (Gül Tepesi) semtinde yer alır ve dünyanın en kuzeydeki İslami ziyaret (hac) noktası olma özelliğini taşır. Bu yönüyle sadece bir mezar değil, Avrupa'nın ortasında canlı bir manevi merkezdir.

Türbenin serüveni de Macaristan tarihinin gelgitlerini yansıtır. 1686'da Buda'nın Osmanlı'dan geri alınmasının ardından yapı Cizvitler tarafından bir Katolik şapeline dönüştürüldü. 19. yüzyılın sonlarında (yaklaşık 1885-1914) kapsamlı biçimde onarıldı ve ulusal anıt ilan edildi. Türbe daha sonra 1960'larda ve en son 2018'de yeniden restore edilerek Türk-Macar dostluğunun bir sembolü hâline geldi. Çevresindeki gül bahçesi ve teras, bugün hem inananlar hem de gezginler için huzurlu bir durak sunar.

Osmanlı hâkimiyetinin sonu: 1683 Viyana ve Kutsal İttifak

Buda'daki Osmanlı varlığının kaderi, şehrin çok ötesinde belirlendi. 1683 yılında Osmanlı ordusunun Viyana'yı ikinci kez kuşatması, 12 Eylül'de Kahlenberg'de Lehistan Kralı III. Jan Sobieski önderliğindeki müttefik güçlere karşı ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. Bu bozgunun ardından Papa XI. Innocentius'un öncülüğünde 1684'te Kutsal İttifak (Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu, Lehistan-Litvanya ve Venedik; 1686'da Rusya da katıldı) kuruldu.

Bu ittifakın en simgesel zaferi, 1686'da Buda'nın geri alınması oldu. Lorraine Dükü komutasındaki kuşatma 78 gün sürdü ve 2 Eylül 1686'da şehir düştü. Böylece Buda üzerindeki yaklaşık 150 yıllık Osmanlı egemenliği sona erdi. Osmanlılar bunu izleyen yıllarda İkinci Mohaç (1687), Salankamen (1691) ve Zenta (1697) muharebelerinde de yenildi; 1699 Karlofça Antlaşması ile Macaristan ve Erdel'in Habsburglara geçişi resmen tanındı.

Gezginler için: Budapeşte'de Osmanlı izlerini keşfetmek

Budapeşte'yi ziyaret edecek ve bu katmanlı geçmişe dokunmak isteyenler için birkaç öneri:

  • Gül Baba Türbesi (Rózsadomb): Rotanın kalbi. Gül bahçesi, terası ve türbesiyle sakin bir mola; Avrupa'nın en kuzeydeki İslami ziyaret noktasını görme fırsatı.
  • Tabán ve Buda Kalesi çevresi: Sarıklı Osmanlı mezar taşlarını ve replikaları görebileceğiniz, ağaçlar arasına gizlenmiş alanlar.
  • Várkert Bazár ve Buzogánytorony yakını: Eski Osmanlı mezarlığından kalma birkaç mezar taşı için gözünüzü açık tutun.
  • Buda yakası genel gezisi: Şehrin Osmanlı kalıntılarının büyük çoğunluğu kale ve çevresindeki eski mahallelerde yoğunlaşır; yürüyerek keşfetmek en iyisidir.

Sonuç olarak Budapeşte, Batı ile Doğu'nun, Hristiyan Avrupa ile Osmanlı-İslam dünyasının kesiştiği ender başkentlerden biridir. "Kayıp mezarlar" hikâyesinin bazı ayrıntıları belgelenememiş olsa da, şehrin taşlarına kazınmış olan gerçek çok daha güçlüdür: Yüzyıllar boyunca Türklerin ve Boşnakların yaşadığı, öldüğü ve gömüldüğü bir Avrupa başkenti. Gül Baba'nın gül kokulu tepesinde, bu sessiz mirasa saygıyla kulak vermek, her gezginin Budapeşte deneyimini derinleştirecektir.

Kaynaklar