Orta Avrupa'nın kalbinde, Macaristan'ın güneyindeki Pécs şehrinde — Osmanlıların Peçuy dediği kentte — ince bir minare hâlâ göğe uzanıyor. Bu, Yakovalı Hasan Paşa Camii; Macaristan'da Osmanlı döneminden günümüze en sağlam biçimde ulaşmış cami ve ülkede minaresi hâlâ ait olduğu camiye bağlı, özgün işleviyle ayakta kalabilmiş tek örnek. Nihat Yücel'in "Macaristan'daki Osmanlı İzleri" serisinin bu ikinci durağı, yaklaşık üç buçuk asır önce buralara kadar uzanan bir medeniyetin sessiz ama etkileyici bir tanığı.
Osmanlı'nın Macaristan'a Uzanan Yolu
Caminin hikâyesini anlamak için önce onu var eden tarihsel zemine bakmak gerekir. 1526 Mohaç Meydan Muharebesi'nde Kanuni Sultan Süleyman, Macar Kralı II. Lajos'un ordusunu bozguna uğrattı; genç kral kaçış sırasında hayatını kaybetti. Ancak Osmanlı egemenliği bölgeye tam olarak 1541'de Budin'in (Buda) fethiyle yerleşti. Bu tarihte Macaristan fiilen üçe bölündü: Habsburg yönetimindeki Kraliyet Macaristanı, Osmanlı Macaristanı ve vassal Erdel (Transilvanya) Prensliği. Osmanlı toprakları idari olarak merkezi Budin olan Budin Eyaleti çatısı altında örgütlendi ve eyalet, sancaklara ayrıldı.
Osmanlı hâkimiyeti bu topraklarda yaklaşık 150 yıl sürdü. 1683 Viyana bozgununun ardından başlayan geri çekilme döneminde 1686'da Budin geri alındı, 1687'deki İkinci Mohaç Savaşı dengeyi kesin olarak Habsburgların lehine çevirdi ve nihayet 1699 Karlofça Antlaşması ile Osmanlı, Macaristan üzerindeki hâkimiyetini resmen kaybetti. İşte Pécs'teki bu cami, tam da bu bir buçuk asırlık Osmanlı Macaristanı çağının bir yadigârı.
Cami Kime Ait: Yakovalı Hasan Paşa Kimdir?
Caminin adını taşıyan Yakovalı Hasan Paşa, dönemin bir Osmanlı devlet adamıdır. "Yakovalı" nisbesi, kişinin bugün Kosova'da bulunan Yakova (Arnavutça Gjakova, Sırpça Đakovica) şehrinden geldiğini gösterir. Türkçedeki "-lı" eki, bir yere mensubiyeti belirten klasik bir nisbe ekidir; dolayısıyla "Yakovalı Hasan", "Yakovalı olan Hasan" demektir. Yakova, 15. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı idaresine girmiş, yüzyıllar boyunca imparatorluğun ticaret ve kültür merkezlerinden biri hâline gelmiş bir Balkan şehridir. Böylece bu tek yapı, imparatorluğun bir ucundaki Kosova'yı, diğer ucundaki Macaristan'a bağlayan görünmez bir iple birleştirir.
Kaynaklarda Yakovalı Hasan Paşa'nın askerî faaliyetlerinden söz edilir: 1660'taki başarılı Varat (Oradea) kuşatmasına katıldığı, 1664'te Miklós Zrínyi'nin kuvvetlerine karşı Pécs ve Kanije'yi savunduğu ve 1664 Vasvár Antlaşması sonrası sınır tespit çalışmalarında yer aldığı belirtilir.
Caminin Tarihlendirilmesi: Bir İhtiyat Notu
Caminin yapım tarihi konusunda kaynaklar arasında bir gerilim olduğunu dürüstçe belirtmek gerekir. Ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi'nin naklinden hareketle Türkçe kaynakların bir kısmı camiyi 16. yüzyılın ikinci yarısına tarihlerken, İngilizce literatürün bir bölümü yapıyı 17. yüzyıl başına yerleştirir. Hasan Paşa'nın yukarıda anılan askerî faaliyetlerinin 17. yüzyıl ortasına denk gelmesi, bu ikinci tahmini destekler görünmektedir. Kesin bir inşa yılı vermek yerine, güvenle söylenebilecek olan şudur: Cami, Osmanlı Macaristanı döneminde (16.–17. yüzyıl) inşa edilmiş, Pécs'in 1686'da Avusturya kuvvetlerince ele geçirilmesine kadar yaklaşık yarım yüzyıl cami olarak kullanılmıştır.
Mimari ve Ayakta Kalan Minare
Yapı, klasik Osmanlı cami mimarisinin sade ve dengeli bir örneğidir: kare planlı bir gövde, üzerinde tipik bir Türk kubbesi ve sivri kemerli (ivedi/ogee) pencereler. Yapının en dikkat çekici unsuru elbette minaresidir. On iki köşeli (kesme köşeli) planıyla yükselen minarenin gövde yüksekliği yaklaşık 14,5 metredir; içeride 87 basamaklık bir merdiven, yaklaşık 22,5 metre yükseklikteki şerefeye çıkar. Gövdedeki ince yivler, minareye daha da zarif bir görünüm kazandırır.
Bu minarenin ayakta kalması küçük bir mucizedir. Osmanlı sonrası dönemde Macaristan'daki cami minarelerinin çoğu yıkıldı. Bugün ülkede Osmanlı döneminden kalma yalnızca üç minare bulunuyor; bunlardan biri de Eger'deki minaredir. Ancak Yakovalı Hasan Paşa Camii'nin minaresi, hâlâ ait olduğu camiye bağlı ve özgün işlevini koruyan tek örnek olmasıyla ayrıcalıklıdır.
Kilise Olmaktan Müzeye Uzanan Yolculuk
Pécs 1686'da Avusturya kuvvetlerinin eline geçince cami terk edildi. 1702–1732 yılları arasında Pécs Piskoposu Wilhelm Franz von Nesselrode tarafından bir Katolik şapeline dönüştürüldü ve Barok üslupta süslemelerle donatıldı. Yapı yüzyıllar boyunca bu Hristiyan işleviyle korundu — bir bakıma varlığını sürdürebilmesini de buna borçlu.
Yapının aslına dönüşü 20. yüzyılda başladı. 1960'lı yıllardaki ilk restorasyonda minare onarıldı ve Barok süslemeler kaldırılarak cami özgün hâline yaklaştırıldı. İkinci kapsamlı restorasyon, Pécs'in 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesine denk gelen 2000'li yıllarda gerçekleştirildi. 2016'da caminin dışına, Pécs doğumlu Osmanlı tarihçisi İbrahim Peçevî'nin bronz heykeli yerleştirildi.
Bugünkü Durum: Hem İbadethane Hem Müze
Yakovalı Hasan Paşa Camii bugün ikili bir kimlik taşır: hem aktif bir ibadet mekânı hem de bir Türk-Osmanlı el sanatları müzesi. İçeride Türk el sanatlarını ve Macaristan'ın Osmanlı geçmişini belgeleyen tarihî eserlerin sergilendiği küçük bir mekân bulunur. 2022'de açılan kalıcı sergiyle birlikte iç mekân, Türkiye'nin sağladığı klasik dönem esintili döşemelerle zenginleştirildi. Böylece ziyaretçi, hem bir dua mekânının atmosferini hem de bir açık müze duygusunu aynı çatı altında deneyimleyebilir.
Pécs'in İkinci Osmanlı Yadigârı: Gazi Kasım Paşa Camii
Pécs, tek bir Osmanlı yapısıyla yetinmez. Şehrin ana meydanı olan Széchenyi Meydanı'nda yükselen ve kentin sembollerinden biri olan Gazi Kasım Paşa Camii, Macaristan'ın en büyük Osmanlı cami yapısıdır. Fatih Gazi Kasım Paşa tarafından 1543–1546 yılları arasında inşa edilen büyük kubbeli yapı, 1702'de kentin geri alınmasının ardından yeniden kiliseye çevrildi; minaresi ise 1766'da yıkıldı. Bugün Şehir Merkezi Meryem Ana Kilisesi olarak hizmet veren yapının duvarlarında hâlâ mihrap izleri ve Osmanlı dönemine ait ayrıntılar seçilebilir. İki inancın aynı mekânda buluştuğu bu yapı, Pécs'i Orta Avrupa'da bir kültürler kavşağı hâline getiren en çarpıcı örneklerden biridir.
Gezginlere Notlar
Pécs, güney Macaristan'da, hem tarih hem de sanatla dolu bir üniversite şehri. Yakovalı Hasan Paşa Camii ve Gazi Kasım Paşa Camii, şehir merkezinde birbirine yürüme mesafesindedir; ikisini de aynı gün gezmek mümkündür. Osmanlı mimarisinin sadeliğini ve Balkanlardan Orta Avrupa'ya uzanan bir medeniyetin izlerini görmek isteyenler için Pécs, klasik Budapeşte rotasının dışında, çoğu gezginin atladığı özel bir durak. Ziyaret öncesinde caminin güncel açılış saatlerini ve müze durumunu doğrulamak, hem ibadet hem sergi işlevi taşıdığı için faydalı olacaktır.
Sonuç olarak Yakovalı Hasan Paşa Camii, yalnızca bir yapı değil; Kosova'nın Yakovası'ndan Macaristan'ın Peçuy'una uzanan geniş bir coğrafyanın, bir imparatorluğun ve onun sonrasında bile ayakta kalmayı başaran bir kültürel mirasın simgesi. İnce minaresi, üç buçuk asır sonra bugün hâlâ aynı gökyüzüne, aynı sabırla uzanıyor.

