Rodos deyince akla çoğu zaman şövalye kaleleri, Ortaçağ surları ve masmavi Ege gelir. Oysa adanın kalabalık turist rotalarının biraz dışında, deniz kıyısına yakın bir köşede, çoğu gezginin hiç fark etmeden geçtiği bir yer duruyor: Koca Murat Reis Camii ve tarihi Müslüman mezarlığı. Servi ağaçlarının gölgesinde, sarıklı mezar taşlarının sıralandığı bu sessiz avlu, Rodos'un yaklaşık dört asırlık Osmanlı geçmişinin belki de en dokunaklı tanığı. Bu yazıda, doğrulanmış tarihsel kaynaklara dayanarak bu unutulmuş köşenin hikâyesini anlatıyoruz.
Rodos'ta Osmanlı Dönemi: 1522'den 1912'ye
Rodos, uzun yıllar Sen Jan (Hospitalier) Şövalyeleri'nin elindeydi. 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman, uzun ve çetin bir kuşatmanın ardından adayı fethetti ve Rodos, yaklaşık dört yüzyıl boyunca Osmanlı idaresinde kaldı. Bu hâkimiyet 1912'de İtalyanların adayı işgaline kadar sürdü. Bu uzun dönem, Rodos'un dokusuna camiler, çeşmeler, hamamlar, kütüphaneler ve mezarlıklar biçiminde derin izler bıraktı. Bugün adanın Ortaçağ surları içindeki eski şehirde bu izleri hâlâ görmek mümkün.
Koca Murat Reis Kimdi?
Cami ve külliyeye adını veren Koca Murat Reis (yaklaşık 1534–1609), 16. yüzyılın önde gelen Osmanlı denizcilerinden biriydi. "Murat Reis the Elder" (Büyük Murat Reis) olarak da anılan bu kaptan, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı donanmasında önemli bir komutan olarak öne çıktı. Genç yaşta Turgut Reis'in yanında yetişen Murat Reis, Barbaros Hayreddin Paşa ve Piri Reis gibi çağının efsane isimleriyle aynı denizlerde dolaştı.
Kariyeri boyunca Akdeniz'in dört bir yanında sefere çıktı. 1538 Preveze Deniz Savaşı'na katıldığı, Hint Okyanusu'na kadar uzanan seferlerde Portekiz kuvvetleriyle çarpıştığı ve hatta 1585'te Atlantik'e açılıp Kanarya Adaları'na kadar akınlar düzenlediği kaynaklarda geçer. Rivayete göre uzun ve maceralı denizciliğinin sonunda, 1609'da Kıbrıs açıklarındaki Baf (Paphos) çarpışmasında Fransız-Malta filosuyla girdiği muharebede ağır yaralandı ve aldığı yaralardan hayatını kaybetti. Not düşmek gerekir ki tarih kaynaklarında "Murad Reis" adını taşıyan birden fazla denizci bulunur; bu isim benzerliği zaman zaman karışıklığa yol açar. Rodos'taki külliye, Kanuni dönemine ait bu kıdemli amiralin anısına inşa edilmiştir.
Cami ve Külliye: Bir Kilise Arsasında Yükselen Yapı
Murat Reis Camii, Rodos eski şehrinin surları dışında, deniz kıyısına yakın bir noktada yer alır. Kaynaklara göre yapı yaklaşık 1623 yılında, Aziz Anthony'e (Saint Anthony) adanmış eski bir kilise arsası üzerinde Ebubekir Paşa tarafından tamamlanmıştır. Cami tek başına bir yapı değildir; etrafında bir külliye oluşur: minareli cami, türbe, abdest çeşmesi, dervişlerin barındığı bir tekke, bekçi/görevli lojmanları ve geniş bir mezarlık.
İlginç bir ayrıntı: mezarlık aslında camiden daha eskidir. Kaynaklar, 1522 fethi sırasında hayatını kaybeden Kanuni'nin üç subayının burada gömülü olduğunu belirtir. Yani bu topraklar, cami inşa edilmeden yaklaşık bir asır önce de defin yeri olarak kullanılıyordu. Yapı yüzyıllar içinde çeşitli onarımlar gördü; 1797–1798 yıllarında yapıyı restore ettiren Mourabit Hassan Bey de sonunda buraya defnedilenler arasındadır. Cami 20. yüzyılın ortalarında, 1940'lardan itibaren ibadete kapandı ve bir daha aktif cami olarak açılmadı.
Yaklaşık 200 Mezar, Sekiz Türbe: Sürgünlerin Sessiz Şehri
Mezarlık, Rodos'taki Osmanlı mirasının en etkileyici parçalarından biri. Kaynaklara göre külliyede yaklaşık iki yüz mezar ve sekiz türbe (bazı kaynaklarda yedi kubbeli türbe) bulunur. Erkek mezar taşlarının üstünü süsleyen mermer sarıklar ve kadın mezarlarındaki farklı başlıklar, klasik Osmanlı mezar taşı geleneğinin adadaki en canlı örnekleridir. Zamanla devrilmiş sarıklı taşlar, hibiskus çiçekleri arasında dağılmış hâlde, mezarlığa hüzünlü bir zarafet katar.
Burada yatanların önemli bir kısmı Osmanlı devletine hizmet etmiş memurlar ve idarecilerdi. Ancak mezarlığı özellikle dikkat çekici kılan bir başka nokta var: Rodos, Osmanlı döneminin sonlarına doğru bir sürgün adası işlevi de gördü. Devletin gözünden düşen ya da uzağa gönderilen bazı ileri gelenler ömürlerinin son yıllarını burada geçirdi ve bu mezarlığa gömüldü.
Doğrulanmış çarpıcı bir örnek: Mısır valilerinden Mehmed Şakib Paşa, Rodos'a sürgün edildi ve kaynaklara göre eşiyle birlikte 1909'da aynı gün hayatını kaybederek buradaki türbeye defnedildi. Yine mezarlıkta, Hâşmet adlı bir Osmanlı hiciv şairinin avlunun bir köşesindeki küçük duvarlı bölmede gömülü olduğu; "Fatih Sultan Süleyman'ın sancaktarlarından" olarak anılan Ahmed Abdullah gibi isimlerin mezar kitabelerinde yer aldığı belirtilir. Mezar taşlarındaki Osmanlıca kitabelerin uzmanlarca belgelendiğini de eklemek gerekir. Belirli mezarlara dair bazı ayrıntılar rivayet düzeyinde kalsa da, sürgün ve gurbet temasının bu avluya sindiği açıktır.
Rodos'ta Diğer Osmanlı İzleri
Murat Reis külliyesi tek başına değil. Eski şehri gezerken karşınıza çıkacak diğer Osmanlı yapıları da bu mirası tamamlıyor:
- Süleymaniye Camii: 1522 fethinin ardından Kanuni'nin adına yapılan, 1808'de yeniden inşa edilen ve adanın en önemli ayakta kalan Osmanlı anıtı sayılan cami. 2014'ten beri restorasyon nedeniyle ibadete kapalı.
- Fethi Paşa Saat Kulesi: 1852'de Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilen kule, bugün kafe ve seyir terası olarak hizmet veriyor; şehrin panoramik manzarasını sunuyor.
- Türk Mahallesi (Hora): Eski şehrin turistik merkezi olan bu bölge, Osmanlı döneminden kalma sokak dokusunu koruyor.
- Mustafa Paşa Hamamı, Recep Paşa Camii ve Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi gibi yapılar da adanın çok katmanlı geçmişini yansıtıyor.
Gezginlere Notlar
Rodos'a giderseniz, kalabalık şövalye rotalarının biraz dışına çıkıp Murat Reis mezarlığına uğramaya değer. Servilerin altında, sarıklı taşların arasında yürürken adanın yalnızca bir tatil beldesi değil, aynı zamanda yüzyıllarca farklı halkların, denizcilerin ve sürgünlerin yolunun kesiştiği bir kavşak olduğunu hissedersiniz. Cami aktif ibadete kapalı olsa ve yapı yer yer bakımsızlık gösterse de, mezarlığın kendisi sessiz, düşündürücü ve fotoğraf açısından etkileyici bir durak. Ziyaret öncesinde güncel açılış/erişim durumunu kontrol etmenizi öneririz; Osmanlı yapıları zaman zaman restorasyon nedeniyle kapalı olabiliyor.
Kısacası Koca Murat Reis Camii ve mezarlığı, Rodos'un "unutulmuş" ama silinmemiş bir hikâyesi. Ege'nin ortasında, bir amiralin, üç subayın ve nice sürgünün huzur bulduğu bu köşe, tarihin katmanlarını merak eden her gezgin için sabırla keşfedilmeyi bekliyor.
