Fransa'nın kuzeydoğusunda, Almanya sınırına yaslanmış Alsace bölgesinde gezerken insanın ilk fark ettiği şey, buranın "Fransa gibi görünmemesi" olur. Çatıları dik açılı, ahşap iskeletli (kolombaj) evler, Almanca kokan sokak adları, sarımsı taş kuleler... Colmar'ın hemen batısında, Vosges dağlarının eteğine kurulmuş küçük Turckheim köyü de tam olarak böyle bir yer: adı Almanca gibi, mimarisi Alman, ama pasaportu Fransız. Bu ismi ilk duyan bir Türk gezginin aklına haklı olarak şu soru düşüyor: "Turckheim... yani Türk yurdu mu? Yoksa buranın Türklerle bir bağı mı var?" Cevap merak uyandırıcı olduğu kadar öğretici de: hayır, Turckheim adının Türklerle hiçbir ilgisi yoktur — ama Orta Avrupa'da Türklerle gerçekten bağlantılı yer adları vardır. İşte bu yazı, tam da o "halk etimolojisi" ile "tarihsel gerçek" arasındaki ince çizgiyi ayırmak için yazıldı.

Turckheim'ın adı nereden geliyor?

Kulağa ne kadar "Türk" gibi gelse de, Turckheim adının kökeni Kavimler Göçü dönemine, Germen kabilelerine dayanır. Ren nehrini aşarak bölgeye yerleşen Thüringliler (Thuringii) adlı Germen kabilesi, yerleşime kendi adını vermiş görünüyor. Yer adı yüzyıllar içinde önce Thorencohaime, ardından Thuringheim biçimini almış; zamanla sesler aşınıp kaynaşınca bugünkü Turckheim hâline gelmiştir. Yani sözcüğün içindeki "Turck", "Türk" değil, "Thüring" kökünün bozulmuş hâlidir. Kısacası bu, dilbilimde halk etimolojisi denen tuzağın klasik bir örneğidir: benzer ses, tamamen farklı köken. Instagram'daki gezginin "acaba burası da mı Türklerle ilgili?" diye sorup "değilmiş" cevabına ulaşması, aslında son derece isabetli bir tespittir.

Coğrafi bir ayrıntıyı da düzeltelim: Turckheim, adı benzese de Thur nehri üzerinde değil, Fecht nehri vadisinde, Munster'in aşağısında yer alır. İsim benzerliği burada da yanıltıcıdır.

Peki gerçekten "Türk" olan yer adları var mı? Türkenfeld örneği

İşin ilginç yanı, Almanya'da tam da bu isme çok benzeyen ve yine Türklerle ilgisi olmayan bir yer daha var: Bavyera'daki Türkenfeld (kelime kelime "Türk Tarlası"). Adı sanki Osmanlı esirlerine işaret ediyormuş gibi görünse de, kayıtlar bambaşka bir hikâye anlatıyor. Türkenfeld ilk kez 749 yılında — yani Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan yüzyıllar önce — Duringveldt adıyla belgelere geçmiştir. İsim, Durinc adlı ortaçağ kişi adından türemiş; yüzyıllar içinde Duringveld → Durgenveld → Türkenfeld biçiminde evrilmiştir. Yani buradaki "Türken" de Türk milletiyle değil, bir şahıs adıyla ilgilidir. Turckheim ile Türkenfeld, aynı halk-etimolojisi tuzağının iki kardeş örneğidir.

Bu, akıllara şu soruyu getiriyor: O hâlde Orta Avrupa'da Türklerle gerçekten ilişkili yer adları hiç yok mu? Var — ama bunları ayırt etmek için tek tek bakmak gerekir.

Viyana kuşatmaları ve gerçek "Türk" izleri

Osmanlı-Habsburg savaşları, özellikle 1529 ve 1683 Viyana kuşatmaları, Orta Avrupa hafızasında derin izler bıraktı. 1683'te Kara Mustafa Paşa yaklaşık 100.000 kişilik orduyla Viyana önlerine geldi; 12 Eylül 1683'te Habsburg, Kutsal Roma İmparatorluğu ve Polonya-Litvanya güçlerinden oluşan koalisyon ordusu Osmanlı kuşatmasını kırdı. Bu dönemden kalma bazı yer adları ise sahiden Türklerle bağlantılıdır. Örneğin Viyana'daki Türkenschanzpark, adını bölgede bulunan Osmanlı siperlerinden (Schanze = siper/tabya) alır. Münih'teki Türkengraben (Türk Hendeği) 18. yüzyıl bağlamına dayanır; Helmstedt'teki Türkentor (1716) ise doğrudan "Osmanlılara karşı kazanılan zaferi kutlamak için" yapılmıştır. Görüldüğü gibi bazı isimler gerçek tarihsel olaylara, bazıları ise yalnızca ses benzerliğine dayanır — ayrımı yapmadan "burası Türklerle ilgili" demek çoğu zaman yanıltıcı olur.

Beutetürken ve Kammertürken: Avrupa saraylarındaki Türkler

Yer adlarının ötesinde, gerçekten insanlarla ilgili bir gerçek var: 1683 sonrasında yüzlerce Osmanlı savaş esiri Orta Avrupa'ya getirildi. Tarih literatüründe bunlara Beutetürken ("ganimet Türkleri") denir; saraylarda hizmetkâr olarak çalıştırılanlara ise Kammertürken ("oda Türkleri") adı verilir. Stuttgart, Heidelberg ve Münih gibi şehirlerde yüzlerce Osmanlı esiri saray uşağı olarak kayıtlara geçmiştir. O dönemde prens ve yüksek asalet çevrelerinde, egzotik kıyafetli genç Türkleri sarayda bulundurmak bir prestij göstergesiydi. Bu esirler genellikle önce Almanca ve Hristiyanlığın esaslarını öğrenir, ardından vaftiz edilerek yeni Hristiyan adları alırlardı. Bazıları toplumla bütünleşti: Mehmet von Königstreu, Hannover Elektörü Georg (sonradan İngiltere Kralı I. George) tarafından soyluluk unvanıyla ödüllendirildi; Würzburg'da 1697'de Almanya'nın ilk kahvehanelerinden birini açan Nikolaus Strauß da bir Beutetürk'tü. Yani "Türkenfeld" gibi yer adları efsane olsa da, Avrupa'daki Osmanlı/Türk izi bu insanların hikâyelerinde son derece gerçektir.

Gezginin gözünden Turckheim: ne görülür?

İsim tartışmasını bir kenara bırakıp köyün kendisine dönelim, çünkü Turckheim başlı başına gezilmeye değer bir yer. Turckheim, Alsace'ın ünlü Şarap Yolu (Route des Vins d'Alsace) üzerindeki en zarif duraklardan biridir; çevresindeki bağlardan Riesling ve Gewürztraminer gibi beyaz şaraplar üretilir. Köy, 14. yüzyıldan kalma surları ve üç anıtsal kapısıyla ortaçağ dokusunu koruyan az sayıdaki yerleşimden biridir.

  • Gece bekçisi geleneği: Turckheim, Fransa'da hâlâ görevli bir belediye gece bekçisi bulunan çok az kasabadan biridir. Bekçi, fenerini ve mızrağını taşıyarak her akşam saat 22.00'de sokaklarda tur atar; bu gelenek, 13. yüzyılda bir yangını önlediği söylenen bir bekçinin anısını yaşatır.
  • Turenne ve 1675 Turckheim Muharebesi: Köyün adı askeri tarihe de geçmiştir. Fransa-Hollanda Savaşı sırasında, 5 Ocak 1675'te Mareşal Turenne (Henri de La Tour d'Auvergne), kışın ortasında yaptığı cüretkâr bir manevrayla — o çağın kuralına göre kışın savaşılmazdı — Colmar ile Turckheim arasında Avusturya ve Brandenburg ordularını bozguna uğrattı. Vosges dağlarını siper alarak yaptığı yan kanat kuşatması, askeri okullarda hâlâ örnek gösterilir.
  • Décapole üyeliği: Turckheim, 1354-1679 arasında Kutsal Roma İmparatorluğu'nun on özgür kentinden oluşan Décapole birliğinin üyesiydi; bu da onun neden bu kadar "Alman" hissettirdiğini açıklar.

Sonuç: Ses benzerliğine değil, kayda güvenin

Turckheim'ın hikâyesi, gezginler için güzel bir ders barındırıyor. Bir yer adı kulağınıza tanıdık geldiğinde — özellikle "Türk" gibi güçlü bir çağrışım taşıdığında — kolayca romantik bir efsaneye kapılmak mümkün. Oysa gerçek çoğu zaman daha sıradan ve daha eskidir: Turckheim Thüring kabilesinden, Türkenfeld Durinc adlı bir kişiden gelir. Buna karşılık, Avrupa'daki gerçek Türk/Osmanlı izi yer adlarında değil, siperlerde, zafer kapılarında ve Beutetürken'in kişisel kaderlerinde saklıdır. Bu iki katmanı ayırt edebilmek — efsaneyi gerçekten, ses benzerliğini kanıtlanmış tarihten — hem daha doğru bir gezi anlatısı sunar hem de ziyaret ettiğimiz yerlere hak ettikleri saygıyı gösterir. Turckheim'a giderseniz, adının kökenini bir kenara bırakıp bağların, surların ve o gece bekçisinin fenerinin tadını çıkarın.

Kaynaklar