Ürdün'ün başkenti Amman'ın yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında, tepelerin üzerine kurulmuş sarı kireç taşından evleriyle tanınan Salt (As-Salt) şehri yer alır. Çoğu gezgin bu kenti UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmiş tarihi dokusu için ziyaret eder; ancak şehrin bir tepesinde, Türkiye'den gelen misafirler için apayrı bir anlam taşıyan bir durak daha vardır: Salt Türk Şehitliği. Bu şehitlik, Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında bu topraklarda hayatını kaybeden yaklaşık 300 Osmanlı askerinin anısını yaşatan, sessiz ama derin bir vefa mekânıdır.
Şehitliğin Hikâyesi: 1918 Bahar Muharebeleri
Birinci Dünya Savaşı'nın Filistin-Suriye Cephesi'nde, Osmanlı Devleti ile İngiliz ve müttefik (Avustralya-Yeni Zelanda, yani ANZAC) kuvvetleri arasındaki mücadele 1918 baharında Ürdün topraklarına taşınmıştı. Salt ve komşusu Amman, bu cephenin kilit noktalarındandı; çünkü Şam ile Medine'yi birbirine bağlayan Hicaz Demiryolu bu bölgeden geçiyor ve Osmanlı ordusunun ikmal hattının belkemiğini oluşturuyordu. Bu nedenle demiryolu ve çevresindeki şehirler, hem İngilizlerin hedefi hem de Osmanlı savunmasının öncelikli koruma alanıydı.
Kaynaklara göre şehitlikte yatan askerler, 4. Ordu'nun 48. Tümeni ile 143, 145 ve 191. Piyade Alaylarına mensuptu. Bu askerler, 24-26 Mart 1918 tarihlerinde İngiliz kuvvetlerinin Salt'a yönelik ilk büyük taarruzunda kahramanca savaşarak şehit düştüler. İngiliz komutan Allenby'nin birlikleri 26 Mart'ta Salt'ı ele geçirse de, Amman önlerindeki Osmanlı savunmasını kıramayarak Nisan başında geri çekilmek zorunda kaldı. Bölge birkaç ay daha el değiştirdi; nihayet Eylül 1918'deki Megiddo Muharebesi kapsamında cephe tamamen çözüldü ve Osmanlı ordusu Ürdün'den çekildi.
Kayıp Naaşların Bir Mağarada Bulunması
Bu askerlerin hikâyesinin en dokunaklı yanı, uzun yıllar unutulmuş olmalarıdır. Vatanları uğruna can veren bu kahramanların naaşları, savaştan onlarca yıl sonra, 1973 yılında Salt'ta küçük bir mağarada bulundu. Bu keşif, bölgenin çektiği acının somut bir hatırlatıcısı oldu ve zamanla anıtlaştırma çalışmalarının önünü açtı.
Şehitliğin düzenlenmesi, Ürdün ile varılan anlaşmanın ardından 1980ler ortasında başladı; bugünkü şehitlik anıtı ise 1989'da inşa edildi. Geçen yıllar içinde yürütülen restorasyon ve düzenleme çalışmalarıyla alan bugünkü halini aldı. 2009 yılında ise şehitliğin yanında bir müze açıldı. Bu müzede, dönemin askerlerinin giydiği üniformalar, kullandıkları teçhizat ve Osmanlı birliklerinin bölgedeki mücadelesini anlatan fotoğraflar sergilenmektedir.
Anıtta Yaşayan İsimler
Şehitliğin belki de en etkileyici unsuru, kimliği tespit edilebilen askerlerin isimlerinin kazınmış olmasıdır. Anıtta, bugüne kadar kimlikleri belirlenen 172 şehidin adı yer alır. Bu isimlerden 168'i Türkiye doğumlu, 4'ü ise Amman doğumludur — bu ayrıntı, Osmanlı ordusunun farklı coğrafyalardan gelen askerleri bir araya getiren yapısını da gözler önüne serer.
Alanda ayrıca, şehitlerin aziz hatırasına yapılmış temsili bir kabir bulunur. Türk basınında sıkça vurgulandığı üzere, şehitlikte gün boyu Kur'an-ı Kerim okunması, mekâna manevi bir süreklilik kazandıran özelliklerden biridir. Şehitliğin genelinde küçük bir bahçe, bakıcı evi ve Osmanlı dönemine ait fotoğraf ve bilgilerin yer aldığı bölümler bulunur. Her yıl 18 Mart Şehitler Günü çevresinde, iki ülkenin yetkililerinin katılımıyla anma törenleri düzenlenir.
Salt Şehri: UNESCO Mirası ve Osmanlı Dokusu
Şehitliği ziyaret eden gezginlerin, Salt şehrinin kendisini de görmeden ayrılmaması gerekir. Salt, 2021 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne "Hoşgörü ve Kentsel Misafirperverliğin Yeri" (The Place of Tolerance and Urban Hospitality) başlığıyla dahil edildi. Şehir, Balka yaylasında üç tepe üzerine kurulmuştur ve doğu çölü ile batı arasında önemli bir ticaret bağlantısıydı.
Salt'ın karakteristik yüzü, büyük ölçüde Osmanlı döneminin son yıllarına aittir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Nablus, Suriye ve Lübnan'dan gelen tüccarların bölgede zenginleşmesiyle, mütevazı köy yerleşimi hızla gelişerek yerel sarı kireç taşından inşa edilmiş görkemli kamu binaları ve konaklarla dolu bir kasabaya dönüştü. UNESCO kayıtlarına göre kentin tarihi çekirdeğinde, Avrupa Art Nouveau ve Neo-Kolonyal üsluplarını yerel geleneklerle harmanlayan yaklaşık 650 önemli tarihi yapı bulunur.
Salt'ı özel kılan bir başka unsur da, Müslümanlar ile Hristiyanların iç içe yaşadığı, ayrışmayan kent dokusudur. "Dawaween" olarak bilinen misafir evleri (madafalar) ve "Takaful İjtimai" adı verilen toplumsal dayanışma geleneği, şehrin misafirperverlik kültürünün simgeleridir.
Gezginler İçin Notlar
Salt, Amman'dan yaklaşık 45 dakikalık bir mesafededir ve başkentten yapılacak bir günlük gezi için idealdir. Rota planlarken şunları göz önünde bulundurabilirsiniz:
- Salt Türk Şehitliği: Şehrin bir tepesinde yer alır; hem tarihî bir vefa noktası hem de Amman ve bölge manzarasına hâkim bir konumdur.
- Tarihi kent merkezi: Sarı kireç taşından Osmanlı dönemi evleri, dar sokakları ve merdivenli geçitleriyle yürüyerek keşfedilmeye çok uygundur.
- Müze ve kültürel yapılar: Şehitlik yanındaki müzenin yanı sıra, kentin tarihini anlatan Salt Tarih Müzesi gibi mekânlar da ziyaret edilebilir.
- Hicaz Demiryolu izleri: Bölgenin genelinde, özellikle Amman istasyonu çevresinde, Osmanlı döneminden kalma demiryolu hattının izlerini görmek mümkündür.
Salt Türk Şehitliği, gösterişli bir turistik durak olmaktan çok, bir asır önce çok uzak topraklarda kalan insanların hatırasını canlı tutan sakin bir hafıza mekânıdır. Ürdün yolculuğunuzda bu tepeye çıkmak, hem tarihe hem de vefaya dair düşündürücü bir mola sunar. Salt şehrinin kendisi ise, Osmanlı mimari mirasının Anadolu dışında ne denli kalıcı izler bıraktığını gösteren, açık hava müzesi niteliğinde bir kenttir.
Kaynaklar
- Anadolu Ajansı — Ürdün'de Kur'an-ı Kerim'in susmadığı 'Salt Türk Şehitliği'
- Daily Sabah — Turkish war memorial in Jordan keeps memory of martyrs alive
- KÜRE Encyclopedia — Salt Turkish Martyrs' Cemetery
- T.C. Amman Büyükelçiliği — Salt Türk Şehitliği bilgi notu
- UNESCO World Heritage Centre — As-Salt: The Place of Tolerance and Urban Hospitality
- Wikipedia — First Transjordan attack on Amman (1918)

