17 Aralık 2025'te, Baltık'ın küçük ama sesi güçlü ülkesi Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta, meclis binasının Anayasa Salonu'nda sıra dışı bir oturum yapıldı. Gündem, Kafkasya'dan binlerce kilometre uzaktaki bu salonda pek alışılmadık bir konuydu: "Tarih ve Güncel Siyaset Bağlamında Çerkes Soykırımı." Milletvekilleri, akademisyenler ve Çerkes diasporası temsilcilerinin bir araya geldiği konferansta, 19. yüzyılda Kafkasya'da yaşanan büyük sürgün ve kırımın uluslararası alanda resmen tanınması çağrısı yeniden yükseldi. Peki bu tarihsel mesele tam olarak nedir, dünya bu konuda nerede duruyor ve sürgünün en büyük yeni vatanı olan Türkiye'de bu miras nasıl yaşıyor?

Litvanya Meclisi'nde Neler Oldu?

Seimas'ın (Litvanya Parlamentosu) ev sahipliğinde düzenlenen konferans, birden fazla bağımsız kaynak tarafından teyit edildiği üzere Birleşik Çerkes Konseyi'nin katkılarıyla organize edildi ve Litvanyalı milletvekili Laurynas Šedvydis'in açılış konuşmasıyla başladı. Etkinlikte söz alan Çerkes temsilcileri arasında Aida Abdrakhmanova ve Dzhambulat Suleimanov gibi isimler, Rus İmparatorluğu'nun 1763-1864 arasındaki Kafkasya politikasının uluslararası hukuk normlarına göre "soykırım" olarak tanımlanması gerektiğini savundu. Katılımcılar, resmî bir tanıma çağrısı içeren bir belgeyi Litvanya makamlarına sundu. Burada bir noktanın altını çizmek gerekiyor: bu oturum, Litvanya devletinin resmî bir tanıma kararı almasından farklı bir şey — meclis çatısı altında düzenlenen bir konferans ve orada dile getirilen bir tanıma çağrısı. Yani Litvanya, bu tarihe kadar Gürcistan ve Ukrayna gibi resmî bir tanıma adımı atmış değil; ancak konu meclis gündemine taşınmış oldu.

1864'te Kafkasya'da Ne Yaşandı?

Olayın kökeni, Rus İmparatorluğu'nun kuzeybatı Kafkasya'yı ele geçirmek için yürüttüğü uzun savaşa dayanıyor. Rus komutanlar, özellikle General Aleksey Yermolov'un 1817'de resmî strateji haline getirdiği sistematik terör politikası ve General Nikolay Yevdokimov'un 1860'ların başında uyguladığı "yakılmış toprak" taktikleriyle Çerkes (Adıge) köylerini boşalttı. Çar II. Aleksandr'ın onayladığı kitlesel sürgün planı, 21 Mayıs 1864'te —bugün Çerkes diasporasınca anma günü olarak kabul edilen tarihte— Rus ordusunun Kafkasya'daki son direniş noktalarını da ele geçirmesiyle sonuçlandı. Tarihçiler, savaş ve sürgün sürecinde yaklaşık 1 ila 1,5 milyon Çerkesin öldüğünü veya yerinden edildiğini, bölgedeki Çerkes nüfusunun yüzde 90'ın üzerinde azaldığını aktarıyor. Hayatta kalanların büyük bölümü, gemilerle ve kara yoluyla Osmanlı topraklarına, yani bugünkü Türkiye, Ürdün, Suriye ve çevre coğrafyaya sürüldü.

Uluslararası Tanınma Haritası: Kim Ne Diyor?

Bu, uluslararası kamuoyunda hâlâ tartışmalı ve kısmen tanınan bir tarihsel mesele. Şimdiye kadar olayı resmî olarak "soykırım" diye tanımlayan ülkeler arasında Gürcistan (20 Mayıs 2011'de parlamento kararıyla) ve Ukrayna (Ocak 2025'te) yer alıyor. İlginç bir ayrıntı olarak, Rusya Federasyonu'na bağlı Kabardin-Balkar ve Adigey özerk cumhuriyetlerinin yerel meclisleri de 1990'ların ortasında olayı kendi sınırları içinde soykırım olarak tanımıştı. Buna karşılık, Birleşmiş Milletler veya herhangi bir uluslararası mahkeme tarafından konuyla ilgili resmî bir soykırım kararı bulunmuyor; mesele büyük ölçüde tarihçiler, diaspora örgütleri ve tek tek parlamentoların gündeminde ilerliyor. Rusya Federasyonu ise olayı resmen "soykırım" olarak kabul etmiyor; süreci "muhacirlik" (göç) çerçevesinde tanımlıyor ve tanıma çağrılarına açıkça karşı çıkıyor. Litvanya Seiması'ndaki konferans da bu çok taraflı, henüz sonuçlanmamış tartışmanın en güncel halkalarından biri olarak okunmalı — taraflardan birinin haklı çıktığını ilan eden değil, farklı ülkelerin farklı pozisyonlar aldığı canlı bir diplomatik-tarihsel mesele.

Sürgünün Yeni Vatanı: Türkiye'deki Çerkes Mirası

Bu tarih, Türkiye için soyut bir dış politika meselesi değil; doğrudan toplumsal hafızanın bir parçası. 1864 sürgünüyle Osmanlı topraklarına yerleşen Çerkesler, bugün Türkiye'nin farklı bölgelerinde büyük ve köklü bir diaspora oluşturuyor. Kayseri, Sivas ve Tokat illerini kapsayan Uzunyayla bölgesi, dilini ve geleneklerini en iyi koruyan yerleşimlerden biri olarak biliniyor. Bunun yanında Sakarya, Düzce, Kahramanmaraş, Amasya, Bolu, Çorum, Balıkesir, Samsun ve Ordu da yoğun Çerkes nüfusuna ev sahipliği yapan iller arasında. Türkiye çapında 40'tan fazla şehirde örgütlenen Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) ve Çerkes Dernekleri Federasyonu (ÇERFED), kültürün yaşatılmasında başlıca aktörler. KAFFED her yıl "Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anma Etkinliği" düzenliyor; bu anma, 21 Mayıs'ta hem Türkiye'de hem dünyadaki diaspora merkezlerinde eş zamanlı olarak yapılıyor.

Kültürel Miras Keşfi: Gezginler İçin Nereye Gidilir?

Meraklı gezginler için bu miras artık somut bir duraktan da geçiyor: Kocaeli'nin Kartepe ilçesine bağlı Uzuntarla Mahallesi'nde (eski adıyla Hacemko), Uzuntarla Adige Kültür Derneği ile Kartepe Belediyesi'nin uzun süredir yürüttüğü çalışmalar sonucunda Türkiye'nin ilk Çerkes müzesi açıldı. Çerkes mimarisiyle inşa edilen müze, geleneksel kıyafetlerden günlük yaşam eşyalarına, sürgün tarihine dair belgelerden mutfak kültürüne uzanan geniş bir koleksiyonu ziyaretçilerle buluşturuyor; pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında gezilebiliyor. Uzunyayla'daki Çerkes köyleri, geleneksel "Xabze" görgü kuralları ve halk oyunu gösterileriyle özellikle yaz aylarında düzenlenen yöresel şölenler; Sakarya ve Düzce'deki kültür dernekleri bünyesindeki etkinlikler de otantik bir kültürel keşif rotası sunuyor. 21 Mayıs civarında bu bölgeleri ziyaret etmek, hem anma törenlerine hem de geleneksel müzik ve dans gösterilerine tanıklık etme fırsatı veriyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Çerkes Soykırımı nedir ve ne zaman yaşandı?
1763-1864 yılları arasında süren Rus-Kafkas Savaşı'nın sonunda, Rus İmparatorluğu'nun kuzeybatı Kafkasya'daki Çerkes (Adıge) nüfusunu sistematik köy yakma, kıtlık ve zorunlu sürgün politikalarıyla yerinden ettiği tarihsel süreci tanımlar. Süreç, 21 Mayıs 1864'te son direniş noktalarının düşmesiyle sona erdi ve hayatta kalanların büyük kısmı Osmanlı topraklarına göç etti.

Çerkes Soykırımı uluslararası olarak resmen tanınıyor mu?
Kısmen. Gürcistan 2011'de, Ukrayna ise Ocak 2025'te olayı parlamento kararıyla soykırım olarak tanıdı; Rusya'ya bağlı Kabardin-Balkar ve Adigey cumhuriyetleri de 1990'larda benzer yerel kararlar aldı. Ancak Birleşmiş Milletler veya bir uluslararası mahkemenin bağlayıcı bir soykırım kararı yok. Rusya Federasyonu olayı resmen soykırım olarak tanımlamıyor ve "muhacirlik" ifadesini kullanıyor. Litvanya Seiması'ndaki Aralık 2025 konferansı da bir tanıma çağrısıydı, henüz resmî bir Litvanya devlet kararı değil.

Türkiye'de Çerkes kültürünü nerede keşfedebilirim?
Kayseri-Sivas-Tokat üçgenindeki Uzunyayla bölgesi, Sakarya, Düzce ve Kahramanmaraş güçlü Çerkes yerleşimleriyle öne çıkıyor. Kocaeli/Kartepe'deki Uzuntarla köyünde açılan Türkiye'nin ilk Çerkes müzesi somut bir gezi durağı sunuyor; KAFFED'e bağlı yerel dernekler ve her yıl 21 Mayıs'ta düzenlenen anma etkinlikleri de kültürü yakından tanımak isteyenler için önemli fırsatlar.

Not: Bu yazı, Litvanya Seiması'nın resmî konferans duyurusu, çok sayıda bağımsız Çerkes diasporası ve haber kaynağı, KAFFED'in kamuya açık etkinlik bilgileri ile tarihsel referans kaynakları taranarak hazırlanmıştır. Çerkes Soykırımı'nın uluslararası tanınma süreci güncel ve tartışmalı bir konudur; bu yazı taraf tutmaksızın, mevcut resmî açıklamalar ve kamuya açık kaynaklar üzerinden olgusal bir bilgilendirme sunmayı amaçlar.