Budapeşte sokaklarında dolaşırken bir Osmanlı türbesine, bir hamama ya da 150 yıllık bir üniversite kürsüsüne rastlamak akla ilk gelen ihtimal değildir. Oysa Macaristan'ın başkenti, Türkiye ile kurduğu akademik ve tarihi bağ açısından Avrupa'da hakkını yeterince bulamamış bir şehir. Instagram'da son dönemde dolaşan ve budapestedanismanim hesabının da paylaştığı bir iddia dikkat çekici: dünyada akademik anlamda ilk Türkoloji çalışmalarının kurulduğu yer, 19. yüzyılda Macaristan'daki Eötvös Loránd Üniversitesi (ELTE) imiş. Bu iddia kulağa etkileyici geliyor ama "dünyada ilk" gibi güçlü unvanlar genelde göründüğünden daha katmanlı bir hikâye barındırır. Gelin, hem bu iddiayı hem de onun arkasındaki insan hikâyesini — Edit Tasnádi'yi — ve Budapeşte'nin gezginlere sunduğu Osmanlı izlerini birlikte mercek altına alalım.
ELTE'de Türkoloji Gerçekten Ne Zaman Kuruldu?
Doğrulanabilir kayıtlara göre ELTE'nin (o dönemki adıyla Pest Kraliyet Üniversitesi) Türk Filolojisi Kürsüsü, 1870 yılında kurulmuş ve kurucusu ünlü şarkiyatçı ve gezgin Ármin Vámbéry olmuştur. ELTE'nin kendi kütüphane kayıtları da kürsünün 1870'teki kuruluşuna atıfta bulunuyor. Vámbéry, Orta Asya'ya yaptığı derviş kılığındaki seyahatleriyle Avrupa'da tanınan, Osmanlı Türkçesinden Çağatay Türkçesine kadar geniş bir yelpazede çalışan bir isimdi ve bu kürsü onun önderliğinde Türk dili ve kültürünü müstakil bir akademik disiplin olarak ele alan ilk yapılardan biri haline geldi. Bugün de bu kürsü, "dünyanın ilk Türkoloji bölümü" olarak hem Macar hem Türk basınında ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumların iş birliği metinlerinde sıkça anılıyor.
"Dünyada İlk" Unvanı Ne Kadar Kesin?
Burada dürüst olmak gerekiyor: "dünyada ilk" gibi mutlak iddiaları temkinli karşılamak akademik dürüstlüğün bir gereği. Araştırma, Türkçenin akademik olarak okutulmasının 1870'ten çok daha önce başladığını gösteriyor. Avusturya'da İmparatoriçe Maria Theresa'nın 1754'te kurduğu Viyana Şarkiyat Akademisi'nde (Orientalische Akademie) Türkçe, Farsça ve Arapça baştan beri müfredatın parçasıydı; öğrenciler "dil gençleri" (Sprachknaben) olarak yetiştirilip Osmanlı ile diplomatik ilişkiler için hazırlanıyordu. Fransa'da ise 1795'te kurulan École des Langues Orientales Vivantes, "siyaset ve ticaret için yararlı yaşayan Doğu dilleri" başlığı altında Türkçeyi de kapsıyordu. Almanya'da Berlin'deki Seminar für Orientalische Sprachen ise 1887'de, yani ELTE'den sonra kuruldu.
Yani kritik ayrım şu: Viyana ve Paris'teki kurumlarda Türkçe, daha geniş bir şarkiyat ve diplomasi eğitiminin bir parçası olarak, diğer Doğu dilleriyle birlikte okutuluyordu. ELTE'deki 1870 kürsüsü ise Türk dilini, tarihini ve kültürünü kendi başına bir akademik disiplin olarak ele alan, bu konuya adanmış ilk müstakil kürsülerden biri kabul ediliyor. Bu nedenle "dünyada Türkçe okutulan ilk yer" ile "dünyada Türkolojiye adanmış ilk müstakil kürsü" iki farklı iddia; ELTE'nin unvanı ikincisine dayanıyor ve bu haliyle savunulabilir, ama "Türkçe orada icat edildi" gibi bir yanlış anlamaya yer bırakmamak gerekiyor.
Edit Tasnádi: Bu Geleneğin Yaşayan Yüzü
Bu akademik mirasın en somut örneklerinden biri Edit Tasnádi'nin hayat hikâyesi. 26 Kasım 1942'de Budapeşte'de doğan Tasnádi, 1967'de ELTE'de Macar Dili-Edebiyatı ve Türk Dili-Edebiyatı bölümlerinden mezun oldu; hocaları arasında Gyula Németh, Lajos Ligeti ve Zsuzsa Kakuk gibi dönemin en tanınmış Türkologları vardı. Kariyerinin büyük bölümünü Macar Radyosu'nun Türkçe yayınlarında geçirdi ve 2005'e kadar burada çalıştı; bu süreçte üst düzey devlet yetkililerine tercümanlık da yaptı. Ankara Üniversitesi Hungaroloji Bölümü'nde beş yıl ders verdi, ardından ELTE'de misafir öğretim üyeliği yaptı. Türk basınında ve resmi kaynaklarda 200'den fazla eseri Türkçeye kazandırdığı belirtiliyor; bunun yanında yönü ters çevirerek Orhan Pamuk başta olmak üzere pek çok Türk yazarın eserini Macarcaya, Balassi Bálint ve Attila József gibi Macar şairlerin eserlerini de Türkçeye çevirdi. Yani Tasnádi'nin mirası tek yönlü değil: iki kültür arasında adeta bir köprü kurmuş, bu emeği 1996 Füst Milán Ödülü, 2016 Macaristan Gümüş Liyakat Haçı ve 2022 Altın Liyakat Haçı gibi ödüllerle taçlandırılmış bir isim.
Macaristan-Türkiye Bağının Kökleri Nereden Geliyor?
Bu akademik ilginin arkasında tesadüf değil, yüzyıllara dayanan bir tarih var. Macar dilinin Türk dilleriyle akrabalığına dair teoriler (Turancılık gibi) bilim dünyasında tartışmalı ve büyük ölçüde reddedilmiş durumda — Macarca, Ural dil ailesine ait ve Türk dilleriyle akrabalığı kanıtlanmamış bir iddia olarak kalıyor. Ancak somut ve tartışmasız olan, 1541-1699 yılları arasında Buda'nın (bugünkü Budapeşte'nin yarısı) Osmanlı yönetiminde kalmış olması. Bu dönem, şehirde hâlâ görülebilen izler bıraktı: hamamlar, bir türbe ve mimari kalıntılar. Bugün ise bu tarihi bağ, karşılıklı burs programları, Yunus Emre Enstitüsü'nün Budapeşte'deki faaliyetleri ve iki ülke üniversiteleri arasındaki değişim programlarıyla modern bir işbirliğine dönüşmüş durumda.
Budapeşte'de Gezerken Görülebilecek Osmanlı ve Türkoloji İzleri
Eğitim ya da kültür amaçlı Budapeşte'ye gidecekler için şehir, kâğıt üzerinde kalan bir tarihten çok daha fazlasını sunuyor. ELTE'nin Beşeri Bilimler Fakültesi'ndeki Türk Filolojisi Bölümü (Múzeum körút üzerinde) hâlâ aktif olarak eğitim veriyor; kampüsün bulunduğu tarihi merkez, zaten şehrin en çok gezilen bölgelerinden biri. Osmanlı döneminden kalan en etkileyici yapı ise Gül Baba Türbesi: 1543-1548 arasında inşa edilen bu sekizgen türbe, Kanuni Sultan Süleyman'ın tabut taşıyıcılığı yaptığı rivayet edilen Bektaşi dervişi Gül Baba'ya ait ve 2018'de kapsamlı bir restorasyonun ardından yeniden ziyarete açıldı; açılışı dönemin Türkiye ve Macaristan liderleri birlikte yaptı. Şehirdeki Rudas ve Kiraly gibi tarihi hamamlar da Osmanlı döneminden kalma mimariyi günümüze taşıyor ve hâlâ hizmet veriyor. Türkoloji ya da Osmanlı tarihine meraklı bir gezgin için Budapeşte, sadece Tuna manzarası değil, gerçek bir kültürel arkeoloji rotası sunuyor.
Sıkça Sorulan Sorular
ELTE'deki Türkoloji kürsüsü gerçekten dünyanın ilki mi?
Kesin olan, 1870'te Ármin Vámbéry önderliğinde kurulduğu ve Türk diline/kültürüne adanmış en eski müstakil akademik kürsülerden biri olduğu. Ancak Viyana (1754) ve Paris (1795) gibi şehirlerde Türkçe, daha genel şarkiyat programları içinde çok daha önce okutuluyordu; bu yüzden iddiayı "Türkçe eğitimi ilk orada başladı" değil, "Türkolojiye adanmış ilk müstakil kürsü" olarak okumak daha doğru.
Edit Tasnádi kimdir ve neden önemlidir?
1942 Budapeşte doğumlu bir Macar Türkoloğudur; 1967'de ELTE'den mezun olmuş, Macar Radyosu'nun Türkçe yayınlarında 2005'e kadar çalışmış, Ankara Üniversitesi'nde ders vermiş ve Türkçe-Macarca arasında yüzlerce eseri çevirerek iki kültür arasında önemli bir köprü kurmuştur.
Budapeşte'de Osmanlı dönemine ait neler görülebilir?
En bilinen yapı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen ve 2018'de restore edilen Gül Baba Türbesi'dir. Ayrıca Rudas ve Kiraly gibi Osmanlı döneminden kalma tarihi hamamlar da hâlâ ziyaret edilip kullanılabiliyor.
Not: Bu yazıdaki tarihsel iddialar (ELTE Türk Filolojisi Kürsüsü'nün 1870 kuruluşu, Viyana ve Paris'teki şarkiyat okullarının kuruluş tarihleri, Gül Baba Türbesi'nin inşa ve restorasyon tarihleri, Edit Tasnádi'nin biyografisi) Wikipedia, ELTE'nin kendi kurumsal kaynakları, Anadolu Ajansı ve turkmacar.org.tr gibi kaynaklardan çapraz doğrulanarak derlenmiştir. "Dünyada ilk" unvanı bazı kaynaklarda mutlak biçimde kullanılsa da, bu yazıda kasıtlı olarak temkinli bir dille ve alternatif tarihsel örneklerle birlikte sunulmuştur.



