Geri Kabul Anlaşması (GKA), Türkiye ile Avrupa Birliği arasında düzensiz göçmenlerin geri kabulünü düzenleyen, 16 Aralık 2013'te imzalanan ve 1 Ekim 2014'te yürürlüğe giren bir uluslararası anlaşma. Anlaşma, Türkiye üzerinden AB'ye düzensiz yollarla giren ya da AB'de düzensiz duruma düşen kişilerin Türkiye'ye geri gönderilmesinin usul ve esaslarını belirliyor; karşılığında ise AB'nin Türkiye ile vize serbestisi sürecini ilerletmesi öngörülüyor. Bu yazıda GKA'nın tarihçesini, kapsamını ve vize serbestisiyle bağlantısını detaylı olarak ele alıyoruz.

İmza ve Yürürlük Tarihçesi

GKA'nın tam adı "Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşma". Anlaşma 16 Aralık 2013 tarihinde imzalandı; bu tarih aynı zamanda Vize Serbestisi Diyaloğu'nun da resmen başladığı gün oldu, yani iki süreç en baştan birbirine bağlı şekilde tasarlandı. Türkiye tarafında anlaşma, 5 Haziran 2014 tarihli ve 6547 sayılı Kanun'la onaylandı ve 1 Ekim 2014 itibarıyla yürürlüğe girdi. Vize serbestisi yol haritasındaki kriterlerden biri olarak GKA'nın "tam ve etkin uygulanması" bugün hâlâ tamamlanmamış 6 kriterden biri; bu kriterlere dair genel çerçeveyi 6 Temel Kriter yazımızda bulabilirsiniz.

GKA Neleri Düzenliyor?

Anlaşmanın temel mantığı basit: bir ülkeden diğerine düzensiz yollarla geçiş yapmış kişilerin, belirli kanıt ve prosedürler çerçevesinde geldikleri ülkeye geri gönderilmesi. Ancak bu genel çerçeve, kimin ne zaman kapsama gireceği konusunda iki farklı takvime ayrılıyor.

Türk Vatandaşlarına İlişkin Yükümlülükler

Türk vatandaşlarının geri kabulüne ilişkin yükümlülük, anlaşmanın yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2014 tarihinden itibaren doğrudan uygulanmaya başladı. Bir Türk vatandaşının bir AB üyesi ülkede düzensiz duruma düşmesi halinde, ilgili prosedürler çerçevesinde Türkiye'nin bu kişiyi geri kabul etmesi bekleniyor.

Üçüncü Ülke Vatandaşlarına İlişkin Geçiş Süreci

Anlaşmanın en tartışmalı ve teknik açıdan en karmaşık kısmı, Türkiye üzerinden AB'ye düzensiz geçiş yapan üçüncü ülke vatandaşları ve vatansız kişilere ilişkin hükümler. GKA'nın 24/3. maddesi uyarınca, bu kişilere yönelik geri kabul yükümlülüğünün anlaşmanın yürürlüğe girmesinden üç yıl sonra, yani 1 Ekim 2017'den itibaren uygulanması öngörüldü. Bu geçiş süresi, Türkiye'ye söz konusu yükümlülüğe hazırlanması için ek zaman tanımak amacıyla anlaşmaya dahil edildi. Bu madde, Türkiye'nin sadece kendi vatandaşlarını değil, ülke üzerinden AB'ye geçen başka ülke vatandaşlarını da geri kabul etmesi anlamına geldiği için, anlaşmanın en hassas ve en çok tartışılan yönlerinden biri olmaya devam ediyor.

Vize Serbestisiyle Bağlantısı

GKA ile vize serbestisi süreci, tasarım itibarıyla bir "değiş tokuş" mantığına dayanıyor: Türkiye, AB'ye yönelik düzensiz göçün yönetiminde sorumluluk üstlenirken, AB de karşılığında Türk vatandaşlarına yönelik Schengen bölgesi vize muafiyetini ilerletmeyi taahhüt ediyor. Bu nedenle GKA'nın uygulanma performansı, AB Komisyonu'nun yıllık ilerleme raporlarında vize serbestisi değerlendirmesinin ayrılmaz bir parçası olarak yer alıyor. Vize serbestisi sürecinin AB tarafındaki teknik altyapısı ve bu sürecin ETIAS gibi diğer sistemlerle ilişkisi hakkında daha fazla bilgi için ETIAS Nedir? yazımıza bakabilirsiniz.

Eleştirilen Nokta: AB'yi Bağlayan Net Bir Tarih Yok

GKA'ya yönelik literatürde ve kamuoyunda en sık dile getirilen eleştiri, anlaşmanın Türkiye'ye somut ve hukuken bağlayıcı yükümlülükler getirirken, AB tarafını vize serbestisi konusunda net bir tarihe bağlamamış olması. Başka bir ifadeyle, Türkiye'nin geri kabul yükümlülükleri belirli tarihlere ve maddelere bağlanmışken, AB'nin karşılığında vize serbestisini "ne zaman" sağlayacağına dair anlaşma metninde bağlayıcı bir taahhüt bulunmuyor; bu, sürecin ilerlemesinin tamamen AB'nin siyasi iradesine ve Türkiye'nin diğer kriterleri (bkz. kişisel verilerin korunması gibi) tamamlama hızına bağlı kalmasına yol açıyor. Bu asimetri, GKA'nın imzalandığı 2013'ten bu yana en çok eleştirilen yapısal özelliği olmaya devam ediyor.

Sonuç

GKA, Türkiye-AB ilişkilerinde göç yönetimi ile vize serbestisini birbirine bağlayan, hukuki açıdan karmaşık ama siyasi açıdan merkezi bir anlaşma. Türk vatandaşları için hükümler 2014'ten bu yana yürürlükte olsa da üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin boyutu ve anlaşmanın "tam ve etkin uygulanması" beklentisi, bugün hâlâ vize serbestisi yol haritasının tamamlanmamış maddelerinden biri olarak gündemde kalmaya devam ediyor.

Sıkça Sorulan Sorular

GKA yalnızca Türk vatandaşlarını mı ilgilendiriyor?

Hayır. Anlaşmanın en tartışmalı kısmı, Türkiye üzerinden AB'ye düzensiz geçiş yapan üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin hükümler. Bu yükümlülük 1 Ekim 2017'den itibaren yürürlükte.

GKA ile AB-Türkiye göç mutabakatı aynı şey mi?

Hayır, ikisi farklı belgeler. GKA 2013'te imzalanan, göç yönetimini düzenleyen ikili bir anlaşma; 2016'daki göç mutabakatı ise ayrı bir siyasi belge olup aynı dönemde vize serbestisi sürecine de ivme kazandırmıştı. Sürecin bu döneme dair tarihçesini tarihçe yazımızda bulabilirsiniz.

GKA'nın tam uygulanması ne anlama geliyor?

AB'nin beklentisi, hem Türk vatandaşlarına hem de üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin geri kabul prosedürlerinin, herhangi bir istisna veya gecikme olmadan, anlaşmada öngörülen usullere göre eksiksiz işletilmesi. Bu, vize serbestisi yol haritasındaki 6 kriterden biri olarak değerlendiriliyor.

GKA feshedilebilir mi?

Uluslararası anlaşmalar genellikle taraflardan birinin bildirimiyle feshedilebilir hükümler içerir, ancak GKA'nın Türkiye açısından tek taraflı olarak sonlandırılması, hem göç yönetimi hem de vize serbestisi sürecindeki mevcut kazanımlar açısından yüksek bir siyasi maliyet taşır. Bu nedenle anlaşmanın revize edilmesi ya da uygulama detaylarının güncellenmesi, tamamen sonlandırılmasından çok daha olası bir senaryo olarak değerlendiriliyor.