Londra'nın en hareketli hükümet bölgesi Whitehall'da, turistlerin çoğunlukla fark etmeden yanından geçtiği bir meydanda şaşırtıcı bir tarihî parça duruyor: İstanbul'da dökülmüş, Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatının erken yıllarına tarihlenen bronz bir Osmanlı topu. Horse Guards Parade'in doğu kanadında, at üstünde heykelleri dikilen İngiliz feldmareşallerin arasında sessizce bekleyen bu top, beş asırlık bir yolculuğun — ve Osmanlı, Fransız ve İngiliz tarihlerinin beklenmedik biçimde kesiştiği bir anın — canlı tanığı.

1524'te Dökülen Bir Osmanlı Topu

Topun namlusu üzerindeki kitabe, eserin kökenine dair en somut ipucunu veriyor: dökümü „Abdullah oğlu Murad, baş topçu” imzasını taşıyor ve Hicri 931 (Miladi 1524-1525) tarihine işaret ediyor. Kanuni Sultan Süleyman tahta 1520'de çıktığı için, bu top onun saltanatının henüz dördüncü yılında, imparatorluğun Avrupa'ya yönelik seferlerini yoğunlaştırdığı bir döneme rastlıyor. „Abdullah oğlu” ifadesi, dönemin Osmanlı topçu ustaları arasında sık rastlanan bir isimlendirme biçimiydi; devşirme sistemiyle orduya katılan ve sonradan Müslüman olan teknik personelin bu şekilde anılması yaygındı, ancak Murad'ın kişisel geçmişine dair kesin bir kayıt günümüze ulaşmıyor.

Osmanlı topçuluğu, 16. yüzyılın başında Avrupa'nın en gelişmiş askerî teknolojilerinden biriydi. İstanbul'daki Tophane-i Amire'de üretilen bu tür bronz toplar, hem kuşatmalarda hem de açık meydan savaşlarında imparatorluğun gücünü simgeliyordu. Bazı kaynaklar, bu spesifik topun 1526'daki Mohaç Muharebesi'nde kullanıldığını öne sürüyor; bu iddia, topun imal tarihiyle (1524) ve Kanuni'nin Macaristan seferiyle kronolojik olarak örtüşse de, kesin ve tartışmasız biçimde doğrulanmış bir bilgi değil — bu yüzden bu bağlantıyı bir olasılık olarak değerlendirmek daha temkinli bir yaklaşım olur.

Mısır'dan Londra'ya: Bir Ganimetin Yolculuğu

Topun İngiltere'ye ulaşma hikâyesi, Osmanlı topraklarından değil, Napolyon Bonapart'ın 1798'de başlattığı Mısır Seferi'nin sonucundan geçiyor. Fransız kuvvetleri Mısır'ı işgal ettiğinde, bölgedeki Osmanlı ve Memlük arsenallerinden pek çok silahı da ele geçirmişti. Osmanlı İmparatorluğu bu işgale karşı İngiltere ile ittifak kurdu ve 1801'de İngiliz kuvvetleri, Osmanlı müttefikleriyle birlikte İskenderiye'de Fransızları yenilgiye uğratarak Mısır'dan çekilmeye zorladı.

Bu zaferin ardından İngiliz ordusu, bölgede ele geçirilen çeşitli toplar ve silahları savaş ganimeti olarak Britanya'ya taşıdı. Söz konusu Osmanlı topu da bu ganimetler arasındaydı ve 1802 yılında Londra'ya getirilerek Horse Guards Parade'e yerleştirildi. Yani top, doğrudan bir Osmanlı-İngiliz çatışmasının değil, dolaylı olarak Napolyon Savaşları'nın ve İngiltere ile Osmanlı Devleti'nin o dönemki geçici ittifakının bir sonucu olarak bugünkü yerine ulaştı.

1798'de Napolyon'un Mısır'a çıkarma yapmasının asıl amacı, İngiltere'nin Hindistan'a giden yolunu kesmekti; ancak Fransız donanması aynı yıl Ebukir Körfezi'nde Amiral Nelson komutasındaki İngiliz filosu tarafından ağır bir yenilgiye uğratılınca, Mısır'daki Fransız kuvvetleri denizden desteksiz kaldı. Osmanlı Devleti bu gelişmeler üzerine hem kendi toprağı olan Mısır'ı geri almak hem de Fransa'ya karşı İngiltere ile birlikte hareket etmek için harekete geçti. 1801'de General Abercromby komutasındaki İngiliz kuvvetleri, Osmanlı birlikleriyle eşgüdümlü biçimde İskenderiye'ye çıkarma yaptı ve şehirdeki Fransız garnizonu sonunda teslim olmak zorunda kaldı. İşte bu teslimiyetin ardından el konulan silahlar arasında, aslen Osmanlı üretimi olup Fransızların Mısır'daki arsenallerde bulup kullandığı bu top da yer alıyordu.

Britanya'daki Diğer Osmanlı Topları: Bir Karşılaştırma

Horse Guards Parade'deki bu top, Britanya'ya ulaşan tek Osmanlı topu değil. Belki de en ünlü örnek, bugün Hampshire'daki Fort Nelson'da (Royal Armouries koleksiyonunun bir parçası olarak) sergilenen ve „Dardanel Topu” olarak bilinen dev bronz bombardır. Ancak bu iki eseri birbirine karıştırmamak gerekir: Dardanel Topu 1464 yılında, yani Kanuni Sultan Süleyman'dan çok daha önce, Fatih Sultan Mehmed döneminde dökülmüş ve 1866'da Sultan Abdülaziz tarafından Kraliçe Victoria'ya diplomatik bir hediye olarak sunulmuştur — bir süre Kule (Tower of London) bünyesinde sergilendikten sonra 1989'da bugünkü konumuna taşınmıştır. Horse Guards Parade'deki top ise hem tarihlenişi (1524, Kanuni dönemi) hem de İngiltere'ye ulaşma biçimi (bir hediye değil, savaş ganimeti) bakımından bambaşka bir hikâyeye sahip. Bu iki eserin varlığı, Osmanlı topçuluğunun 15. ve 16. yüzyıllar boyunca Avrupa'da nasıl bir teknik referans noktası hâline geldiğini ve bu mirasın günümüze farklı yollardan — kimi zaman diplomasiyle, kimi zaman savaşla — nasıl taşındığını gösteriyor.

Bugün Horse Guards Parade'de Bir Anıt

Günümüzde top, Horse Guards Parade'in doğu kesiminde, Lord Roberts ve Lord Wolseley gibi İngiliz feldmareşallerin atlı heykelleriyle birlikte açık havada sergileniyor. Bu, Osmanlı dönemine ait pek çok eserin cam vitrinler arkasında, müze koleksiyonlarında korunmasının aksine, ziyaretçilerin doğrudan yanına yaklaşıp dokunabildiği, herhangi bir giriş ücreti ya da özel izin gerektirmeyen nadir örneklerden biri. Meydan, aynı zamanda Kraliyet Muhafız Değişimi törenlerinin ve yıllık Trooping the Colour geçit töreninin de sahnesi olduğundan, top her yıl on binlerce ziyaretçinin gözünün önünden geçiyor — çoğu zaman fark edilmeden.

Topun tam olarak hangi kategoriye girdiği (savaş ganimeti mi, diplomatik hediye mi) konusunda kaynaklar arasında bir karışıklık olabiliyor; bu belirsizliğin nedeni, benzer dönemlerde İngiltere'ye ulaşan başka Osmanlı toplarının bazılarının doğrudan savaş ganimeti, bazılarının ise sonraki yıllarda Osmanlı sultanları tarafından İngiliz kraliyet ailesine sunulan diplomatik hediyeler olmasından kaynaklanıyor. Horse Guards Parade'deki bu top için elimizdeki en güvenilir bilgi, onun 1801 Mısır Seferi sırasında ele geçirilen bir savaş ganimeti olduğu yönünde.

Ziyaret Edenler İçin Notlar

  • Top, Whitehall üzerinde, Downing Street'e yürüme mesafesindeki Horse Guards Parade meydanının doğu ucunda, ücretsiz olarak görülebilir.
  • Meydan aynı zamanda Kraliyet Atlı Muhafızları'nın nöbet değişimi törenlerine de ev sahipliği yapıyor; bu törenler günün belirli saatlerinde gerçekleşiyor.
  • Topun üzerindeki kitabe zamanla aşınmış olsa da, yakından incelendiğinde Arap harfleriyle yazılmış imza ve tarih hâlâ seçilebiliyor.
  • Yakın çevredeki St James's Park ve Trafalgar Meydanı ile birlikte gezilebilecek bir güzergâh oluşturuyor.

Beş asır önce İstanbul'daki bir dökümhanede şekillenen bu bronz top, bugün Londra'nın en simgesel meydanlarından birinde, kendi hikâyesinin çoğu zaman farkında olmayan ziyaretçilerin gözü önünde duruyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın imparatorluğunun askerî gücünü temsil eden bu eser, aynı zamanda tarihin ne denli dolambaçlı yollardan aktığının da bir kanıtı: Osmanlı topçusunun elinden çıkan bir silah, önce Mısır'da bir Fransız-Osmanlı çatışmasına, ardından bir İngiliz-Fransız savaşına karışmış ve sonunda Britanya İmparatorluğu'nun başkentinde, bambaşka bir tarihin parçası olarak son durağına ulaşmış. Londra'yı ziyaret edip Whitehall'dan geçenler için, bu top, turistik rehberlerde nadiren yer bulan ama gerçek anlamda „gizli bir hazine” sıfatını hak eden bir durak olmaya devam ediyor.