Viyana'nın turistik güzergâhlarının çok dışında, Wienerwald'ın (Viyana Ormanı) derinliklerinde, üzerinde Osmanlı tuğrası taşıyan taş levhalar duruyor. Hütteldorf'tan 450 numaralı otobüse binip Mauerbach yönünde Kasgraben durağında inen, sonra orman içindeki Stadtwanderweg 8 (Şehir Yürüyüş Yolu 8) üzerinden yürüyen gezginler bu noktaya rastlıyor. Yerel anlatı yıllardır aynı: "Bu, Sultan Mahmud'un mezarı." Ne var ki taşların gerçek kökeni hem daha karmaşık hem de daha çarpıcı — burada bir mezar değil, 18. yüzyıl sonunda Belgrad'dan Viyana'ya taşınmış bir savaş ganimeti duruyor.

Ormanın İçinde Bir Tuğra: Türkenstein Nedir?

Viyana'nın resmi şehir tarihi kaynağı GeschichteWiki'ye ve bölgedeki tarihî mülk kayıtlarına göre, 14. bölge Penzing sınırları içinde, Hadersdorf-Weidlingau yakınında, Mauerbachstraße'ye yaklaşık 300 metre mesafede altı adet taş bulunuyor. İkisi büyük mermer levha, dördü ise küçük taş parçası. Büyük levhalardan biri iç içe geçmiş bir tuğra taşıyor, diğeri ise "şöhretini" ilan eden bir yazıt içeriyor. Küçük taşlar ise bitkisel süslemelerle bezeli. Bu taşlar bugün doğal taş bir duvara yerleştirilmiş, yanlarına açıklayıcı metin levhaları eklenmiş durumda — ancak kaynaklar bu levhalardaki bazı tarihsel detayların hatalı olduğunu da not düşüyor, ki bu da "Sultan Mahmud'un mezarı" gibi yanlış anlatıların neden bu kadar yaygınlaştığını açıklıyor olabilir.

"Sultan Mahmud'un Mezarı" Değil, Bir Zafer Anıtı

Taşların hikâyesinin merkezinde bir mezar değil, Feldmareşal Gideon Ernst von Laudon (Loudon) var. Avusturya kaynaklarına göre Laudon, 8 Ekim 1789'da Belgrad'ı yeniden ele geçirdiğinde, kentin "Konstantinopolis Kapısı" (İstanbul Kapısı) üzerindeki iki büyük mermer levhayı ve kale komutanı İbrahim Paşa'nın mezar taşından dört küçük parçayı kendi mülküne, bugünkü Hadersdorf'a taşıttı. Levhalardaki tuğra, Sultan I. Mahmud'a (saltanatı 1730-1754) ait — yani halk arasında sanılanın aksine II. Mahmud değil, ondan çok daha önce yaşamış I. Mahmud dönemine tarihleniyor. İbrahim Paşa ise 1708'de, yani 1739 olaylarından çok önce vefat etmiş bir Belgrad kale komutanı; taşınan parçalar onun mezarından alınmış küçük süsleme taşları. Laudon 14 Temmuz 1790'da öldüğünde eşi Clara, kocası için "Türk tarzı" bir mezar fikrini reddetmiş; taşlar da 19. yüzyıl sonunda parkta dekoratif biçimde, bugünkü haliyle bir araya getirilmiş. Kısacası: elimizdeki kanıtlanabilir tarih, taşların bir sultanın mezarı değil, bir Avusturyalı komutanın savaş ganimeti/zafer anıtı olduğunu gösteriyor.

Yorumlarda dolaşan ve bu taşların aslında Laudon'un Osmanlı'ya duyduğu saygıdan, 1739-1789 arası Belgrad'ın Osmanlı yönetiminde barış içinde geçirdiği yıllara bir hürmet nişanesi olarak dikildiğini anlatan versiyonu ise dürüstçe belirtmek gerekirse bağımsız kaynaklarla doğrulayamadık. Resmî Viyana şehir tarihi kaynakları taşları net biçimde bir "zafer anıtı" (Siegesdenkmal) olarak tanımlıyor; "saygı"dan söz eden bir belge bulamadık. Bu, kulaktan kulağa yayılan güzel ama teyitsiz bir anlatı olabilir — okuyucunun bunu bilerek değerlendirmesi daha doğru olur.

Belgrad Üç Kez El Değiştirdi: 1717-1789 Arası

Taşların arkasındaki büyük tabloyu anlamak için Belgrad'ın 18. yüzyıldaki çalkantılı tarihine bakmak gerekiyor. Prens Eugen (Savoyalı Eugen) 1717'de Belgrad'ı kuşatıp ele geçirdi; bu, dönemin en kanlı kuşatmalarından biri olarak anılıyor, ancak sivil kayıplara dair rakamları bağımsız olarak teyit edemedik, bu yüzden "ağır bir katliam" ifadesini kesin bir tarihsel veri gibi değil, yaygın anlatı olarak aktarıyoruz. Kent 1739'da, 1739 Belgrad Antlaşması ile yeniden Osmanlı yönetimine geçti — ancak bu geçiş, popüler anlatıda sık anlatıldığı gibi bir Osmanlı valisinin "aman dilemesiyle" değil, dönemin diplomatik ve askerî dengeleri (Avusturya'nın Grocka'daki yenilgisi ve ardından gelen barış görüşmeleri) sonucunda gerçekleşti; bu dönemde İbrahim Paşa'nın rolüne dair elimizde doğrulanmış bir kaynak yok, zira yukarıda belirttiğimiz gibi bu isimdeki kale komutanı 1708'de vefat etmişti. Kent, 1789'a kadar yaklaşık elli yıl Osmanlı idaresinde kaldı; bu dönemin "barış içinde" geçtiğine dair genel bir tarihsel kabul olsa da, bunu tek tek olaylarla belgelemek bu yazının kapsamını aşıyor. Son olarak 1789'da Laudon kenti yeniden Avusturya için aldı; ancak bu kez de kalıcı olmadı, 1791 Ziştovi Antlaşması ile Belgrad tekrar Osmanlı'ya bırakıldı. Yani Türkenstein, tek bir zaferin değil, bir kentin bir asır boyunca üç kez el değiştirdiği çalkantılı bir sınır tarihinin taşlaşmış izi.

Hütteldorf'tan Ormana: Türkenstein'a Nasıl Gidilir

Pratik tarafına gelirsek: Viyana'nın U4 metro hattının son durağı Hütteldorf'tan, Mauerbach yönüne giden 450 numaralı otobüse biniliyor. Otobüs hattı Hütteldorf ile Mauerbach arasında çalışıyor ve güzergâh üzerinde Kasgraben durağı var — 14. bölgede, ormanın hemen kenarında. Buradan itibaren yürüyüş, Viyana'nın resmi şehir yürüyüş yollarından biri olan Stadtwanderweg 8'i takip ediyor; rota önce orman içine giriyor, Mostalm noktasından geçip Türkensteine'ye ulaşıyor. İsteyenler buradan devam edip Franz-Karl-Fernsicht seyir noktasına (havası açık günlerde Schneeberg'e kadar görünüyor) ve ardından Sophienalpe'ye kadar yürüyebiliyor; tam rota yaklaşık 11 kilometre ve 3-4 saat sürüyor, zorluk derecesi kolay-orta, çoğunlukla geniş orman ve çayır yollarından oluşuyor. Sadece Türkenstein'ı görmek isteyenler için Kasgraben'den kısa bir orman yürüyüşü yeterli; sağlam yürüyüş ayakkabısı öneriliyor, çünkü yollar geniş olsa da toprak zemin. Sophienalpe'deki tesislerin güncel açık/kapalı durumu değişkenlik gösterebildiğinden, uzun rota planlayanların yanlarına su ve atıştırmalık almaları mantıklı.

Sıkça Sorulan Sorular

Türkenstein gerçekten bir mezar mı?
Hayır. Belgeler taşların bir Osmanlı sultanının ya da komutanının Viyana'daki mezarı olmadığını, Feldmareşal Laudon'un 1789'da Belgrad'dan getirttiği bir kapı yazıtı ve bir mezar taşının parçalarından oluşan bir anıt olduğunu gösteriyor.

Taştaki tuğra Sultan II. Mahmud'a mı ait?
Hayır, yaygın kanının aksine tuğra I. Mahmud'a (1730-1754) ait; II. Mahmud'un saltanatı (1808-1839) bu olaylardan çok sonrasına denk geliyor.

Avusturya'da 94 tane Türkenstein mi var?
Bu rakamı doğrulayacak bağımsız bir kaynak bulamadık. Avusturya'da "Türken-" önekiyle anılan çok sayıda yer adı, anıt ve savaş izi (Türkenschanze gibi) mevcut, dolayısıyla geniş bir ağdan söz etmek mümkün; ama "tam olarak 94" iddiası şu an için teyitsiz bir sayı olarak kalıyor.

Not: Bu yazı, Viyana şehri resmi tarih kaynağı GeschichteWiki, austriasites.com ve bölgesel yürüyüş rehberleri (nichtzuhause.at, ganz-wien.at, komoot) taranarak hazırlanmıştır. "Laudon'un Osmanlı'ya duyduğu saygıdan bu anıtı diktirdiği" ve "94 taş" iddiaları bağımsız kaynaklarla doğrulanamamış olup okura yorum/anlatı olarak, doğrulanmış tarihten ayrı biçimde aktarılmıştır. Ziyaret öncesi otobüs saatlerini Wiener Linien güncel tarifesinden teyit etmeniz önerilir.