Yunanistan'ın kuzeybatısında, Epir bölgesinin sakin şehri Arta'da yürüyen bir gezgin, aynı meydanda Bizans'tan kalma bir kilisenin kubbesiyle Osmanlı döneminden kalma bir caminin minaresini yan yana görebilir. Şehrin eski adı Narda'ydı; 1881'de Osmanlı topraklarından Yunanistan Krallığı'na geçti. O tarihten bu yana beş yapılı asrı geçkin bir süre boyunca ayakta kalan, günümüzde "İmaret" ya da "Faik Paşa Camii" olarak anılan yapı, hem bir mimari mirasın hem de bir korunma çabasının hikâyesini anlatıyor.

Faik Paşa İmareti nedir, kim tarafından yaptırıldı?

Kaynaklara göre yapının kökeni tartışmalı iki tarihe dayanıyor. Bir görüşe göre Arta'yı 1449'da fetheden Osmanlı komutanı Faik Paşa adına, 15. yüzyılın ortalarına doğru inşa edildiği öne sürülüyor. Akademik literatürde daha güvenilir kabul edilen ikinci görüş ise yapının 1492-1493 yıllarına, II. Bayezid dönemine tarihlendiği ve vakfiye belgesinin 1493 tarihini taşıdığı yönünde. Bu ikinci tarihleme, yapının Fatih Sultan Mehmed'in doğrudan saltanat döneminden (1444-1446 ve 1451-1481) ziyade, ondan sonraki döneme ait olabileceğine işaret ediyor; dolayısıyla Faik Paşa'nın hangi padişahın hizmetinde bu vakfı kurduğu konusunda kaynaklar arasında netlik tam değil ve bu nokta temkinli okunmalı.

Yapı, tek başına bir cami değil, döneminin tipik bir Osmanlı vakıf kompleksiydi: cami, imaret (aşevi), hamam ve medreseden oluşan bir bütün. Bu tür külliyeler, Osmanlı döneminde yaygın bir kurumsal modeldi — Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'da inşa ettirdiği büyük külliye de benzer bir mantıkla kurulmuştu: vakıf gelirleriyle finanse edilen, yoksullara, yolculara ve öğrencilere ücretsiz yemek dağıtan, aynı zamanda ibadet ve eğitim işlevi gören sosyal yardım merkezleri. Arta'daki vakfın gelirleri, kaynaklara göre Vigla ve Marati köylerindeki tarım arazilerinden sağlanıyordu. Günümüze ulaşan yapı yaklaşık 11,5 metrekarelik kare planlı bir ibadet salonundan oluşuyor; kubbeyle örtülü bu salonun kuzeybatı köşesinde tuğladan yapılmış bir minare, içeride ise mihrap kalıntıları bulunuyor.

1881'den günümüze: Bir yapının değişen kaderi

1881'de İstanbul Sözleşmesi ile Arta Yunanistan Krallığı'na katılınca, şehirdeki Osmanlı dönemi yapıları da yeni bir döneme girdi. Kaynaklara göre cami kısa bir süre için Aziz İoannis Rossos (Rus Yannis) adına bir Hristiyan kilisesine çevrildi. Bu dönüşümün ne kadar sürdüğü ve yapının hangi aşamalarda terk edildiği konusunda elimizdeki kaynaklar ayrıntılı bilgi vermiyor; ancak 1938'e kadar geçen sürede yapının bakımsız kaldığı anlaşılıyor.

1938 yılında yapı, kraliyet kararnamesiyle korunan tarihi anıt statüsüne alındı — bu, Yunan devletinin yapının kültürel değerini resmen tanıdığı ilk somut adımdı. 1994 yılında yapılan kazılar, kompleksin ek mimari unsurlarının gün yüzüne çıkmasını sağladı ve o tarihten itibaren alan, Yunanistan Kültür Bakanlığı'na bağlı 8. Bizans Eserleri Ephorluğu'nun sorumluluğundaki bir arkeolojik alan olarak değerlendiriliyor. 2019 yılının sonunda, yapının genel restorasyonuna ilişkin çalışma, Yunanistan Merkezi Arkeoloji Konseyi tarafından onaylandı; restorasyon işi 2022 yazında ihaleye çıkarıldı. Bu, yapının bugün hâlâ aktif bir koruma sürecinin parçası olduğu, ancak restorasyonun henüz tamamlanmadığı anlamına geliyor.

Balkanlar'da Osmanlı mirasının korunması

Arta'daki bu imaret, tek başına bir vaka değil. Balkanlar'ın büyük bölümü gibi eski Osmanlı topraklarının bugünkü sınırları içinde kalan camiler, medreseler, hanlar ve imaretler, yüzyıllar boyunca farklı devletlerin mülkiyetinde, farklı derecelerde ilgiyle ayakta kalmaya çalıştı. Son yıllarda hem yerel kültür bakanlıkları hem de uluslararası kurumlar, bu yapıları ortak bir kültürel miras olarak değerlendirip restorasyon programlarına dahil etme eğiliminde. Türkiye'nin kalkınma işbirliği kurumu TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı), Bosna-Hersek'ten Kosova'ya, Kuzey Makedonya'dan Arnavutluk'a kadar birçok Balkan ülkesinde Osmanlı dönemi eserlerinin restorasyonuna katkı sağlamış bir kurum. Arta veya genel olarak Epir bölgesine yönelik somut, doğrulanabilir bir TİKA projesine bu araştırma sırasında rastlanmadı; bu nedenle böyle bir proje varmış gibi sunmuyoruz. Ancak Faik Paşa İmareti'nin restorasyonu, Yunan devletinin kendi arkeoloji ve kültür kurumları eliyle yürüttüğü bir süreç olarak, bölgedeki çok katmanlı mirasın korunmasına yönelik daha geniş bir eğilimin parçası sayılabilir.

Arta'da zamanın katmanları: Bizans'tan günümüze

Arta'yı ziyaret eden bir gezgin için imaret, şehrin sunduğu tarihsel katmanlardan yalnızca biri. Antik dönemde Ambrakia adıyla bilinen kent, 1205'ten sonra Epir Despotluğu'nun başkenti olarak parladı. Bu döneme ait en önemli anıt, 1290 civarında I. Nikephoros Komnenos Dukas ve eşi tarafından yaptırılan Panagia Parigoritissa Kilisesi'dir; kentteki Kato Panagia Kilisesi ve Aziz Theodora Manastırı da aynı döneme tanıklık ediyor. Arta Kalesi'nin temelleri 13. yüzyıl başında I. Mihail Komnenos Dukas döneminde atılmış olsa da, günümüzdeki hâli büyük ölçüde sonraki dönemlerde şekillenmiş bir yapı.

Osmanlı idaresi kentte Narda adıyla anılan uzun bir dönem sürdü; bu süreçte 1717'de kısa bir Venedik işgali, 1797'de Fransız kontrolü yaşandı, 1799'da yeniden Osmanlı hâkimiyetine girdi ve nihayet 1881'de Yunanistan Krallığı'na katıldı. Bugün Faik Paşa İmareti'nin yanı sıra kentte başka Osmanlı dönemi yapıları da (örneğin Feyzullah Camii ve çeşitli külliye kalıntıları) mevcut; bu da Arta'yı Bizans, Osmanlı ve modern Yunan dönemlerinin iç içe geçtiği, katmanlı bir açık hava müzesine dönüştürüyor. İmaret bugün restorasyon sürecinde olduğu için ziyaretçilerin içini gezmesi mümkün görünmüyor; yapı büyük olasılıkla dışarıdan görülebiliyor, güncel ziyaret koşulları için yerel kültür otoritelerinin ya da Arta Belediyesi'nin güncel duyurularına bakmak en sağlıklısı.

Sıkça Sorulan Sorular

Faik Paşa İmareti bugün ziyaret edilebiliyor mu?

Yapı, Yunanistan Kültür Bakanlığı'na bağlı ilgili ephorluğun sorumluluğunda bir arkeolojik alan statüsünde ve 2019'da onaylanan restorasyon çalışmaları 2022'de ihaleye çıkarılmış durumda. Bu, yapının aktif bir koruma sürecinde olduğu anlamına geliyor; iç mekânın düzenli ziyarete açık olup olmadığına dair güncel ve kesin bilgi bu araştırma sırasında bulunamadı, bu yüzden Arta'ya gitmeden önce güncel durumu yerel kaynaklardan teyit etmek en doğrusu.

İmaret ne işe yarayan bir yapıydı?

Osmanlı döneminde imaret, tek başına bir cami değil; cami, aşevi, hamam ve medreseden oluşan bir vakıf kompleksinin parçasıydı. Bu kompleksler, vakıf gelirleriyle finanse edilir, yoksullara, yolculara ve öğrencilere ücretsiz yemek dağıtır, aynı zamanda ibadet ve eğitim merkezi olarak hizmet verirdi. Fatih Sultan Mehmed dönemi ve sonrasında bu model Osmanlı topraklarının birçok şehrinde, İstanbul'dan Balkanlar'a kadar yaygınlaştı.

Yapı neden ve ne zaman koruma altına alındı?

Arta 1881'de Yunanistan'a katıldıktan sonra yapı bir süre kiliseye çevrildi, ardından uzun süre ihmal edildiği anlaşılıyor. 1938 yılında Yunan devleti tarafından kraliyet kararnamesiyle korunan tarihi anıt ilan edildi. 1994'teki kazılarla birlikte alan arkeolojik saha statüsü kazandı ve 2019 sonunda onaylanan restorasyon çalışmaları, yapının bugünkü koruma sürecinin en somut adımı oldu.

Not: Bu yazı, İngilizce Wikipedia'nın "Faik Pasha Mosque" ve "Arta, Greece" maddelerinde derlenen ve akademik kaynaklara (Lowry 2009, Kiel 2001, Eyice 1995 gibi) dayanan bilgilerle hazırlanmıştır. Yapının geçmişte ibadethaneye yakışmayan amaçlarla kullanıldığına dair sosyal medyada dolaşan iddialara bu araştırma sırasında güvenilir, bağımsız bir kaynakta rastlanmadı; bu nedenle böyle bir iddia yazıya alınmamıştır. Aynı şekilde Arta veya Epir bölgesine özgü somut bir TİKA restorasyon projesi de doğrulanamadığından yazıya dahil edilmemiştir. Faik Paşa'nın hangi padişah döneminde göreve başladığı ve yapının kesin inşa tarihi konusunda kaynaklar arasında tam bir mutabakat yoktur; okuyucuların bu noktaları temkinli değerlendirmesi önerilir.