Geçtiğimiz haftalarda sosyal medyada dolaşan bir görsel, tarih meraklıları arasında hızla yayıldı: Arap harfleriyle yazılmış, üzerinde tek bir sözcüğün didik didik edildiği bir el yazısı notu. Not, Atatürk'e atfediliyor ve incelenen kelime "erisien" ya da "reson" biçiminde okunan, Sibirya'nın en ücra köşesinde konuşulan bir Türk dilinden, Yakutçadan (Sahaca) geliyor. İlk bakışta şaşırtıcı gelen bu sahne aslında tesadüf değil; 1930'lu yılların Türkiyesinde devlet eliyle yürütülen, bugün çoğu kişinin unuttuğu geniş çaplı bir dil araştırması furyasının küçük bir izi. Peki bu not gerçekten var mı, arkasında nasıl bir hikâye yatıyor ve Yakutistan'ın trajik kaderli bir dilbilimcisiyle ilişkilendirilen sözlük hediyesi iddiası ne kadar doğru?
Güneş-Dil Teorisi ve Atatürk'ün Dil Merakı
1930'ların ortasında Türkiye'de, Türk Dil Kurumu çatısı altında "Güneş-Dil Teorisi" adıyla anılan, bugün bilimsel geçerliliği tartışmalı kabul edilen ama döneminin devlet destekli en büyük dilbilim seferberliği yürütüldü. Teorinin iddialı çerçevesi bir yana, bu çalışmalar sırasında gerçekten ciddi bir kaynak toplama ve karşılaştırma çabası vardı: dünyanın dört bir yanından sözlükler, gramer kitapları ve saha notları Ankara'ya getirtiliyor, Türk dillerinin birbirinden ne kadar uzaklaştığı tek tek inceleniyordu. Atatürk bu işe bizzat müdahil oluyor, gece geç saatlere kadar sözlüklerin başında kelime kelime karşılaştırma yapıyordu. Sibirya'nın en izole Türk topluluklarından biri olan Yakutlar da bu ilginin dışında kalmadı; tam tersine, Oğuz ve Kıpçak kollarından yüzyıllar önce ayrılmış olması Yakutçayı karşılaştırmalı çalışmalar için özellikle değerli kılıyordu.
Sibirya'nın Ucundan Bir Sözlük: Pekarski'nin Yakut Dili Lûgati
Bu ilginin soyut bir merakla sınırlı kalmadığının somut kanıtı, akademik literatürde kayıtlı: Rus Türkolog Eduard K. Pekarski'nin yıllar süren saha çalışmasıyla derlediği dev "Yakut Dili Sözlüğü" (Slovar yakutskogo yazyka), Atatürk'ün doğrudan talimatıyla 1937 yılında Türkçeye çevrilmeye başlandı. Türk Dil Kurumu bünyesinde yürütülen bu çeviri çalışmasının ilk cildi ancak 1945'te, Atatürk'ün ölümünden yıllar sonra "Yakut Dili Lûgati" adıyla İstanbul'da Ebüzziya Matbaası'nda basılabildi; sonraki ciltler ise hiç yayımlanmadı. Sözlüğün 1937 tarihli çalışma nüshası bugün Anıtkabir Komutanlığı'nın koruduğu Atatürk'ün Özel Kitaplığı'nda bulunuyor. Yani sosyal medyada dolaşan el yazısı notu, tek başına bir iddia olmaktan çıkıp, belgelenmiş bir devlet projesinin kişisel izine dönüşüyor: Atatürk gerçekten bu sözlüğün başına oturmuş, kelimeleri tek tek not almış.
Platon Oyunsky: Gerçek Hikâye ve Doğrulanamayan İddia
Sosyal medya paylaşımlarına eklenen yorumlarda sıkça geçen bir isim var: Platon Oyunsky. Bu kişi gerçekten yaşamış biri — asıl adı Platon Alekseyeviç Sleptsov olan Oyunsky (1893-1939), Sovyet dönemi Yakut edebiyatının kurucularından, dilbilimci, yazar ve aynı zamanda 1920'lerde Yakut Özerk Sovyet Cumhuriyeti'nin üst düzey yöneticilerinden biriydi. 1935'te kurduğu Dil ve Kültür Araştırma Enstitüsü ile Yakutçanın yazı diline ve eğitim diline dönüşmesinde öncü rol oynadı, destanları (olonho) derledi, dünya klasiklerini Yakutçaya çevirdi. Kaderi gerçekten de trajik bitti: Stalin'in Büyük Terör döneminde 1938'de "burjuva milliyetçi karşı-devrimci örgüt" kurmakla suçlanarak tutuklandı, 1939'da Yakutsk'taki hapishanede yaşamını yitirdi ve ancak 1955'te itibarı iade edildi — anadili güçlendirme çabasının bedelini canıyla ödeyen pek çok Sovyet aydınından biri oldu. Ancak burada dürüst olmak gerekiyor: Oyunsky'nin Pekarski sözlüğünü bizzat hazırladığına veya bu sözlüğü Atatürk'e kişisel olarak hediye ettiğine dair akademik kaynaklarda (Türkçe veya Rusça) doğrulayıcı bir bilgiye rastlanmadı. Sözlüğün derleyicisi belgelerde açıkça Pekarski olarak geçiyor. Oyunsky-Atatürk bağlantısı şu an için sosyal medyada dolaşan, doğrulanmamış bir iddia olarak değerlendirilmeli; iki gerçek hikâyenin (Atatürk'ün belgelenmiş sözlük projesi ve Oyunsky'nin trajik kaderi) zaman içinde birbirine karışmış olması ihtimali güçlü görünüyor.
Yakutistan: Türk Dünyasının En Uzak Köşesi
Bu hikâyeyi ilginç kılan bir başka katman da coğrafya. Sakha halkının yaşadığı Saha (Yakutistan) Cumhuriyeti, 3 milyon kilometrekareyi aşan yüzölçümüyle Rusya Federasyonu'nun en büyük idari birimi; dünyanın en soğuk şehri sayılan Yakutsk da burada. Baykal Gölü çevresinden 9. ve 16. yüzyıllar arasında birkaç göç dalgasıyla Lena Nehri havzasına yerleşen Sakha halkı, bugün yaklaşık 470 bin kişiyle bölgenin en büyük etnik grubunu oluşturuyor. Dilbilimsel açıdan Yakutça, Türk dilleri ailesinin en uzak, en "farklılaşmış" kollarından biri sayılıyor; örneğin Eski Türkçedeki "y" sesi Yakutçada "s"ye dönüşmüş (Türkiye Türkçesinde "yol" olan kelime buna karşılık gelen köklerde "sol" biçimine yakınlaşıyor). Bu kadar uzak bir coğrafyada, bu kadar farklılaşmış bir Türk dilinin 1930'lar Ankara'sında masaya yatırılmış olması, dönemin dilbilim seferberliğinin ne kadar geniş kapsamlı düşünüldüğünü gösteriyor.
Anıtkabir Kütüphanesini Ziyaret Etmek
Atatürk'ün Özel Kitaplığı, Anıtkabir alanındaki tören meydanını çevreleyen revaklı bölümde, sanat galerisiyle birlikte konumlanıyor. Ancak burayı ziyaret ederken gerçekçi olmakta fayda var: bu, Anıtkabir'in ana müze koleksiyonu gibi geniş turist akışına açık bir salon değil; araştırmacılara ve özel başvurulara hizmet eden, arşiv niteliği ağır basan bir birim. Genel ziyaretçi için asıl erişilebilir güzergâh, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin sergi salonları. Merak edenler için iyi haber şu ki, Anıtkabir Derneği son yıllarda Atatürk'ün okuduğu kitapları — el yazısı notları ve altını çizdiği pasajlarıyla birlikte — dijitalleştirip çevrimiçi erişime açtı; bu arşiv, kütüphaneye fiziksel girmeden de o döneme dair somut belgelere ulaşmak isteyenler için önemli bir kapı. Anıtkabir'in kendisi ise her gün ücretsiz ziyarete açık; müze bölümü ayrı çalışma saatlerine tabi olduğundan, planlama yaparken güncel ziyaret saatlerini önceden kontrol etmek gerekiyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Atatürk'ün Yakutça bir sözlükle ilgilendiği iddiası doğru mu?
Evet, bu kısım güçlü belgelerle destekleniyor. Rus Türkolog Pekarski'nin derlediği dev Yakut Dili Sözlüğü, Atatürk'ün talimatıyla 1937'de Türkçeye çevrilmeye başlandı ve ilk cildi 1945'te basıldı; çalışma nüshası bugün Anıtkabir'deki Atatürk'ün Özel Kitaplığı'nda korunuyor.
Platon Oyunsky sözlüğü gerçekten Atatürk'e mi hediye etti?
Bu iddia şu an akademik kaynaklarla doğrulanamıyor. Oyunsky gerçek ve önemli bir Yakut dilbilimci, yazar ve devlet adamıydı, ama sözlüğün derleyicisi kaynaklarda Pekarski olarak geçiyor; Oyunsky'nin kişisel hediye bağlantısı doğrulanmamış bir sosyal medya iddiası olarak kalıyor.
Anıtkabir Kütüphanesi'ni ziyaret edebilir miyim?
Kütüphane, geniş ziyaretçi akışına açık bir alan değil; araştırma amaçlı, kısıtlı erişimli bir birim. Anıtkabir'in müze bölümü ise herkese açık; Atatürk'ün okuduğu kitapların dijitalleştirilmiş halleri de çevrimiçi olarak incelenebiliyor.
Not: Bu yazı, Pekarski'nin Yakut Dili Sözlüğü'nün Türkçeye çevrilme süreci ve Platon Oyunsky'nin biyografisi hakkında akademik makaleler ile Türkçe/Rusça ansiklopedik kaynaklardan doğrulanmıştır. Oyunsky'nin sözlüğü bizzat Atatürk'e hediye ettiği iddiası ise bağımsız kaynaklarla doğrulanamamıştır ve sosyal medyada dolaşan bir anlatı olarak değerlendirilmelidir.



