Artvin'in Borçka ilçesine bağlı, ülkemizin en ücra ve en yeşil köşelerinden birinde saklı duran Maçahel (Camili) Havzası'nda, çam ve kestane ormanlarının arasında rengarenk bir ahşap yapı yükselir: İremeti Camii. Yerel söyleyişle İremit Camii olarak da anılan bu mütevazı yapı, 1851 yılında Maralköy'ün İremeti mahallesinde inşa edilmiş ve adını bu mahalleden almıştır. Bugün 175 yaşını devirmiş olan cami, bölgenin ahşap işçiliği geleneğini, sınır boylarının çalkantılı tarihini ve köylülerin nesilden nesile aktardığı koruma bilincini bir arada barındırdığı için hem gezginlerin hem de mimari tarihçilerin ilgisini çekiyor.

Nerede bu Maçahel?

Maçahel (Gürcüce Machakhela), Türkiye ile Gürcistan arasında paylaşılan tarihi bir vadinin ve bölgenin adıdır. Vadinin Türkiye tarafındaki bölümünde bugün Camili (Hertvisi), Düzenli (Zedvake), Efeler (Eprati), Kayalar (Kvabistavi), Maralköy (Mindieti) ve Uğurköy (Akria) köyleri yer alır. Bölge, Borçka merkezinden yaklaşık 40 dakikalık dağ yolculuğuyla ulaşılan, dünyadan yalıtılmış bir coğrafyadır. Yolun bir bölümü hâlâ toprak olduğundan, özellikle yağışlı dönemlerde dikkatli sürüş gerekir.

Maçahel'in bu iki ülke arasında bölünmesi rastlantı değildir. Vadi, 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması ile çizilen sınır hükümleri sonucunda ikiye ayrıldı; vadinin yukarı kesimi Türkiye'de, aşağı kesimi ise Gürcistan'ın Acara Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde kaldı. Bu tarihsel kopuş, iki yakada yaşayan akraba toplulukların uzun yıllar birbirinden ayrı düşmesine yol açtı. Dolayısıyla İremeti Camii'ni ziyaret ederken, aslında bir zamanlar bütün olan ama modern sınırlarla bölünmüş bir kültür coğrafyasının ortasında durursunuz.

1851 tarihli bir ahşap zarafet

İremeti Camii, iki katlı, kare planlı bir ahşap yapıdır. Yörenin bol bulunan kestane ağacından inşa edilmiştir. Şerefesiz, sade bir minaresi vardır ve çatısı sac ile kaplıdır. Yapının en çarpıcı yanı, dış görünüşündeki alçakgönüllülüğün aksine iç mekânındaki görsel zenginliktir. Caminin içinde oyma tekniğiyle işlenmiş bitkisel ve geometrik motifler; kırmızı, turkuaz, yeşil, mavi, siyah, beyaz ve pembe tonlarında boyanmıştır. Bu renkli kalem işi bezemeler, sade bir dağ camisinin içini adeta bir el sanatı hazinesine dönüştürür.

Caminin girişinde yaklaşık 7 metre uzunluğunda bir giriş sofası bulunur; ana ibadet mekânına çift kanatlı ahşap kapılardan geçilir. Üst katta, dört ahşap direğe oturan bir mahfil (kadınlar bölümü) yer alır. Tüm bu ayrıntılar, dönemin ustalarının hem işlevsel hem de estetik bir yapı ortaya koyduğunu gösteriyor.

Artvin'in ahşap cami geleneği

İremeti Camii tek başına bir istisna değil; Artvin ve çevresinin köklü bir ahşap yapı geleneğinin parçasıdır. Bölgede Şavşat, Ardanuç ve Yusufeli gibi ilçelerde ahşap, hem konut hem de dini mimaride yoğun biçimde kullanılmıştır. Yörede evler çoğu zaman çivi kullanılmadan, birbirine geçmeli ahşap tekniğiyle (çantı/çandı tekniği) inşa edilirdi. Bu teknik sayesinde yapılar sökülüp başka bir yere taşınabiliyor, yeniden kurulabiliyordu.

Bu ahşap cami geleneği, bugünkü siyasi sınırları aşarak Gürcistan'ın Acara bölgesine kadar uzanır. Uzmanlar, İremeti Camii'nin tasarım anlayışı, renkli iç mekânı ve özgün motifleri bakımından hem Artvin yöresindeki diğer ahşap camilerle hem de Acara bölgesindeki camilerle ortak bir üslup paylaştığını belirtiyor. Acara camileri, Karadeniz mimari üslubunu Gürcü coğrafyasında sürdüren, çivisiz ahşap yapılardır. Stilize edilmiş kıvrık dallar, hayat ağacı motifleri, doğalcı çiçekler ve zengin kalem işi bezemeleri; Doğu Karadeniz camilerinde (Artvin, Rize, Trabzon ve çevresi) görülen süslemelerle akrabadır. İremeti Camii, Maçahel Vadisi'nin Türkiye tarafında tespit edilen sekiz ahşap camiden biridir.

"Sınırın öte yakasından taşındı" rivayeti

İremeti Camii etrafında dolaşan en ilgi çekici anlatı, caminin aslında sınır çizilmeden önce Gürcistan tarafında yapıldığı, ardından sökülüp Türkiye topraklarında yeniden kurulduğu yönündedir. Ahşabın sökülüp taşınmaya elverişli oluşu düşünülünce bu anlatı romantik biçimde inandırıcı görünebilir. Ancak bunun bir yerel rivayet olduğunun altını çizmek gerekir. Nitekim tarihsel kayıtlar bu anlatıyla çelişir: 1851 yılında Maçahel'in tamamı Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeydi ve bölgeyi ikiye bölen sınır ancak 1921 Kars Antlaşması ile çizildi. Yani cami inşa edildiğinde ortada bir Türkiye-Gürcistan sınırı henüz yoktu. Bu nedenle "sınırın öte yakasından sökülüp getirildi" anlatısını olgu olarak değil, halkın belleğinde yaşayan bir yerel efsane olarak okumak daha doğru olur.

Bir emanet gibi korunan miras

İremeti Camii'ni özel kılan bir başka boyut, resmi bir kurumdan çok köylülerin gönüllü emeğiyle ayakta tutulmasıdır. Yöre halkı, camiyi babadan oğula geçen bir emanet bilinciyle onlarca yıldır koruyor; bakımını, temizliğini ve küçük onarımlarını kendi imkânlarıyla üstleniyor. Bu koruma kültürü, yapının bugüne dek özgün dokusunu büyük ölçüde yitirmeden gelmesini sağladı.

Gezginler için: Camili Havzası rotası

İremeti Camii'ni ziyaret etmeyi planlıyorsanız, onu tek başına değil, Camili (Maçahel) Havzası'nın bütünüyle birlikte deneyimlemenizi öneririm. Bu havza, UNESCO İnsan ve Biyosfer Programı kapsamında 29 Haziran 2005'te Türkiye'nin tek biyosfer rezerv alanı ilan edildi. Yağmur ormanları, şelaleleri, endemik bitki türleri (bölgede 23'ü endemik 990 bitki türü tespit edilmiş) ve saf Kafkas arısıyla ünlüdür. Rotanızı planlarken şunları göz önünde bulundurabilirsiniz:

  • Ahşap camiler turu: İremeti (İremit) Camii'nin yanı sıra, 1855'te inşa edilen Camili Camisi gibi diğer tarihi ahşap camileri de görebilirsiniz.
  • Doğa durakları: "Havzanın incisi" olarak anılan Maral Şelalesi ve çevredeki yürüyüş rotaları.
  • Konaklama: Vadiye Borçka'dan günübirlik gidip dönmek mümkün olsa da, köylerdeki ev pansiyonlarında konaklamak bölge kültürünü daha yakından tanımanızı sağlar.
  • Ulaşım uyarısı: Yolun bir kısmı toprak olduğu için özellikle yağışlı havalarda dikkatli olun ve mümkünse gündüz saatlerinde yolculuk yapın.

Sonuç olarak İremeti Camii, yalnızca bir ibadethane değil; bir sınırın hikâyesini, Kafkasya'nın ahşap işçiliği geleneğini ve bir köyün kolektif hafızasını taşıyan canlı bir kültürel emanettir. Maçahel'in bulutlarla kucaklaşan yeşil vadilerinde, 175 yıldır sessizce ayakta duran bu rengarenk ahşap yapı, Türkiye'nin en az bilinen ama en değerli miraslarından birini görmek isteyen gezginler için gerçek bir keşif noktasıdır.

Kaynaklar