Büyükada'nın sakin sokaklarında dolaşırken, Maden Mahallesi'ndeki Yılmaz Türk Caddesi'nde alışılmışın dışında bir yapıyla karşılaşırsınız. Antik bir Yunan tapınağını andıran cephesi, üçgen alınlığındaki ışık saçan göz motifi ve demir bahçe kapısındaki arı figürleriyle bu köşk, adaya gelen gezginlerin merakını hemen çeker. Sabuncakis Köşkü olarak bilinen bu yapı, halk arasında "Gözlü Ev", "Köprülü Ev" ve "Arılı Ev" gibi birbirinden ilginç lakaplarla anılır. Peki bu köşkü bu kadar özel kılan nedir? Cevap, hem mimarisinde hem de onu inşa ettiren kişinin hikayesinde saklı.
Köşkü Kim, Ne Zaman Yaptırdı?
Adalar Belediyesi'nin kayıtlarına göre köşk, 1904 yılında, Sultan II. Abdülhamit döneminde inşa edilmiştir. Yaptıran kişi ise dönemin tanınmış masonlarından Halepli Yorgi Sabuncakis'tir. Sabuncakis ismi, İstanbullular için yabancı değildir: bu aile, 1874'te Pera'da kurulan ve Osmanlı sarayının davetlerini, resepsiyonlarını çiçek düzenlemeleriyle süsleyen ünlü Sabuncakis Çiçekçilik firmasının sahibidir. Girit kökenli, sabun ve esans üretiminden gelen bir aileden gelen Yorgi Sabuncakis, çiçekçilik işini büyüten isimlerden biriydi. Dolayısıyla köşk, yalnızca varlıklı bir ailenin yazlığı değil, aynı zamanda dönemin kültürel ve ticari elitine mensup bir figürün estetik zevkinin de yansımasıdır.
Atina'dan Gelen Bir Tasarım
Köşkün mimari tasarımı, Atina Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Fotiadis tarafından yapılmıştır. İnşaat işleri ise Simota Kalfa tarafından yürütülmüştür. Bu ayrıntı önemlidir: köşk, yerel bir usta işi olmanın ötesinde, akademik bir mimari anlayışın ürünüdür ve neoklasik Yunan mimarisinin İstanbul'daki güzel örneklerinden biri sayılır.
Tuğladan inşa edilen yapının giriş cephesi, antik Yunan tapınaklarını andırır. Cepheyi taşıyan dört adet Korint başlıklı sütun vardır; bunların ikisi yuvarlak, ikisi köşelidir. Sütunların üzerinde ise klasik mimarinin karakteristik unsuru olan üçgen alınlık yükselir. Pencereler basık kemerlidir. İç mekanda ise kubbe şeklinde, sekizgen bir kasnağa oturmuş tavan ve aynalı tonozda antik mitolojilerin kutsal üçlülerinin isimleri gibi zengin süsleme unsurları dikkat çeker.
Üç İsim, Üç Hikaye
Köşkün halk arasında farklı isimlerle anılmasının somut mimari nedenleri vardır. Bu isimleri anlamak, aslında yapının detaylarını okumanın en keyifli yoludur:
- Gözlü Ev: Üçgen alınlığın üst kısmında, ışıklar saçan bir göz kabartması yer alır. Bu motif, mimari ve sembolik dilde "her şeyi gören göz" (Eye of Providence) olarak bilinir.
- Köprülü Ev: Köşkün bahçesi yol seviyesinden aşağıda kaldığı için, sokaktan yapının birinci katına küçük bir köprü aracılığıyla geçilir. Bu ilginç giriş çözümü, köşke ikinci lakabını kazandırmıştır.
- Arılı Ev: Dökme demir bahçe kapısında on adet arı figürü bulunur; alınlıkta da arı kabartmaları yer alır. Arı ve akasya, çalışkanlık ve saflık gibi anlamlarla ilişkilendirilen sembollerdir.
Mimaride Mason Sembolizmi: Bir Kültürel Olgu
Adalar Belediyesi kaynaklarına göre köşk, bir dönem yazlık mason locası olarak kullanılmış ve dekorasyonunda masonluğun çeşitli sembolleri yapıya işlenmiştir. Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: masonluk sembolizmi, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Osmanlı-Levanten mimarisinde sıkça karşılaşılan kültürel ve estetik bir olgudur. "Her şeyi gören göz", üçgen içinde ışın saçan bir göz olarak yalnızca mason geleneğinde değil, Rönesans'tan itibaren pek çok dini ve seküler bağlamda kullanılmış evrensel bir semboldür.
Dolayısıyla Gözlü Ev'i ziyaret ederken bu detayları, gizli güç iddialarının değil, dönemin sembolik dilini ve çok kültürlü mimari mirasını okuma fırsatı olarak görmek daha doğrudur. Köşk, İstanbul'un kozmopolit geçmişini, Rum-Levanten burjuvazisinin yaşam biçimini ve neoklasik estetiğin adalardaki izlerini somutlaştıran değerli bir belgedir.
Yangın, Hazine ve Restorasyon
Köşkün hikayesi 20. yüzyılda dramatik dönemeçlerden geçmiştir. 1924 yılında yapı Hazine'ye intikal etmiştir. Yıllar sonra, 1972 yılında çıkan bir yangında köşk zarar görmüştür. Adalar Belediyesi kaynaklarında belirtildiği üzere köşk, sonrasında yeni bir restorasyondan geçmiştir. Bu süreç, yapının günümüze ulaşmasında belirleyici olmuştur.
Gezginler İçin Notlar
Sabuncakis Köşkü, Büyükada'nın Maden Mahallesi'nde, Yılmaz Türk Caddesi üzerinde, deniz kıyısına yakın bir konumda bulunur. Büyükada'ya İstanbul'un çeşitli iskelelerinden (Kabataş, Bostancı, Kartal gibi) vapur ve deniz otobüsü seferleriyle ulaşabilirsiniz. Adaya vardıktan sonra, adanın genel sakin dokusu içinde köşke doğru yürüyerek veya bisikletle rahatça ulaşılabilir; bu, aynı zamanda Büyükada'nın ünlü tarihi ahşap köşklerini görmek için de güzel bir rota oluşturur.
Köşk özel mülkiyet ve resmi statüsü gereği içeriden serbestçe gezilemeyebilir; bu nedenle ziyaretinizi dışarıdan cepheyi, göz motifini, Korint sütunları ve arı figürlü demir kapıyı incelemeye yönelik planlamak en gerçekçi yaklaşımdır. Sabahın erken saatleri, hem kalabalıktan uzak durmak hem de alınlıktaki detayları iyi ışıkta fotoğraflamak için idealdir. Büyükada gezinizi Aya Yorgi Kilisesi, tarihi köşkler ve fayton yerine tercih edebileceğiniz bisiklet turlarıyla birleştirdiğinizde, Gözlü Ev bu zengin rotanın en özgün duraklarından biri olacaktır.
