Viyana'nın gürültüsünden kaçıp Viyana Ormanı'nın (Wienerwald) serin gölgesine dalan bir yürüyüşçü, Hadersdorf-Mauerbach civarındaki patikada ilerlerken beklemediği bir sahneyle karşılaşır: ağaçların arasında, doğal taş bir duvara işlenmiş, üzerinde Arapça yazılı levhalar ve bir Osmanlı tuğrası. Etraf tipik bir Orta Avrupa ormanı - kayın ağaçları, kuş sesleri, uzakta Viyana'nın silueti - ama karşısında duran şeyler Belgrad'dan, bir Osmanlı kapısından ve bir paşa mezarından gelmiş. Google Haritalar'da "Türkensteine" (Türk Taşları) yazan bu nokta, Stadtwanderweg 8 rotası üzerinde, görece az bilinen ama tarihi ağırlıklı bir duraktır.

Ormanın içinde bir keşif: Türkensteine nerede

Türkensteine, Viyana'nın 14. bölgesinde, Hadersdorf-Mauerbach yakınında, Viyana Ormanı'nın içinde yer alır. Buraya ulaşmak için şehir merkezinin telaşından uzaklaşıp Stadtwanderweg 8 olarak işaretlenmiş yürüyüş rotasını takip etmek gerekir. Yol boyunca herhangi bir işaret levhası ya da turistik tabela beklemeyen gezgin için, ormanın ortasında birden ortaya çıkan bu taş duvar gerçek bir sürpriz etkisi yaratır. Çevredeki sessizlik ve doğallık, taşların taşıdığı tarihin ağırlığıyla tuhaf bir tezat oluşturur: burada, şehirden kilometrelerce uzakta, iki farklı imparatorluğun - Habsburg ve Osmanlı - 18. yüzyıldaki karşılaşmasının somut bir izi duruyor.

19. yüzyılın sonunda, zaman içinde aşınmayı ve hava koşullarının tahribatını önlemek amacıyla, taşlar bu amaç için özel olarak inşa edilmiş bir doğal-taş duvara monte edilmiş ve yanlarına açıklayıcı levhalar eklenmiştir. Bugün görüleni bu düzenlemedir: ormanın doğal dokusuna entegre edilmiş, ama üzerindeki yazıtlarla hemen dikkat çeken bir anıt duvarı.

Laudon ve 1789 Belgrad Kuşatması

Bu taşların Viyana Ormanı'na geliş hikayesinin merkezinde Avusturyalı Mareşal Gideon Ernst Freiherr von Laudon (bazen Loudon olarak da yazılır) vardır. Laudon, dönemin en başarılı Avusturyalı komutanlarından biriydi ve 1789'da Avusturya-Osmanlı Savaşı sırasında Belgrad'ın fethini yönetti. 8 Ekim 1789'da Belgrad Osmanlı kontrolünden çıkıp Avusturya eline geçtiğinde, Laudon zaferinin somut bir hatırasını yanında getirmeye karar verdi.

Belgrad'dan, kendi Hadersdorf malikanesine taşıdığı bu taşlar, sadece birer sovenir değildi. Laudon'un aklında daha büyük bir plan vardı: bu parçaları, gelecekte inşa ettirmeyi düşündüğü kendi mezar anıtı için kullanmayı tasarlıyordu. Yani taşların buraya getiriliş amacı, baştan itibaren kişisel ve askeri bir zafer anlatısının parçasıydı - Laudon, Belgrad'i fetheden komutan olarak, bu zaferin izini ölümsüzleştirecek bir anıt hayal ediyordu.

Ne var ki bu plan hayata geçmedi. Laudon, Belgrad'ın düşüşünden yaklaşık dokuz ay sonra, 14 Temmuz 1790'da hayatını kaybetti. Dul eşi Clara, kocası için "Türk tarzı" bir mezar fikrini reddetti; bu yüzden Laudon'un asıl mezar anıtı - heykeltıraş Franz Anton Zauner tarafından 1791'de tasarlanan, neoklasik üslupta bir yapı - Hadersdorf-Mauerbach yolu üzerinde, ama Türk taşlarından ayrı bir noktada dikildi. Böylece Belgrad'dan getirilen taşlar, Laudon'un mezarından bağımsız, kendi başına kalan bir grup olarak Viyana Ormanı'nda yerini aldı.

Taşlar tam olarak ne: bir kapı ve bir mezar

Türkensteine'i oluşturan parçalar, tesadüfi ya da sembolik birer taş yığını değil, belirli ve tanımlanabilir Osmanlı eserleridir. Toplamda altı parçadan oluşurlar ve iki farklı kaynaktan gelirler:

  • İki büyük mermer levha - Belgrad Kalesi'nin İstanbul Kapısı'na (İstanbul Kapısı), Sultan I. Mahmud döneminde (1730-1754) yerleştirilmiş, üzerlerinde tuğra ve kitabe bulunan levhalardır. Bu levhalar, kapının inşa ya da onarım tarihini ve dönemin sultanına ait resmi işaretleri taşır.
  • Dört küçük levha - bitki motifleriyle bezeli bu parçalar, Belgrad kale komutanı İbrahim Paşa'nın mezarından/türbesinden gelir. İbrahim Paşa 1708 yılında vefat etmiştir, yani bu mezar parçaları İstanbul Kapısı levhalarından daha eski bir döneme aittir.

Bu ayrım önemlidir, çünkü iki farklı eser grubunun farklı kökenleri vardır: biri bir kapı yapısına ait resmi/idari bir yazıt, diğeri ise bir kişinin mezarına ait sanatsal bir işleme. İkisi de Belgrad'ın Osmanlı dönemine ait somut kanıtlardır ve Laudon'un 1789'daki seferi sırasında birlikte Viyana'ya taşınmışlardır.

Saygıdan mı, ganimet mi? Yaygın bir yanılgının düzeltilmesi

Türkensteine hakkında internette ve sosyal medyada dolaşan iki farklı, ama eşit derecede yanlış anlatıyı ayırt etmek gerekir.

Birinci anlatı, taşların buraya "saygı" amacıyla, Avusturyalıların Osmanlı kültürüne bir jest olarak getirildiğini iddia eder - sanki Belgrad'da yaşayan bir Osmanlı paşasının mezarı, onu anmak için özenle taşınmış gibi. Bu anlatı romantik ama tarihsel olarak yanlıştır. Belgelenmiş gerçeklere göre taşlar bir zafer ganimeti (Siegeszeichen) olarak getirilmiştir - Laudon'un kendi askeri başarısını kutlamak ve gelecekteki mezar anıtı için kullanmak amacıyla. Yani ortada bir saygı jesti değil, bir fetih sonrası ganimet toplama pratiği vardır; bu, dönemin savaş kültüründe yaygın bir davranıştır.

İkinci anlatı ise buna tepki olarak ortaya çıkmış ve ters yönde bir hata içerir: bazı kaynaklar, "tuğra Sultan Mahmud'a ait değil" diyerek levhaların kimliğini tamamen reddeder. Bu da doğru değildir - büyük mermer levhalar gerçekten Sultan I. Mahmud dönemine (1730-1754) ait olup İstanbul Kapısı'na yerleştirilmiş resmi yazıtlardır. Karışıklık muhtemelen taşların iki farklı kaynaktan gelmesinden doğar: İstanbul Kapısı levhaları I. Mahmud dönemine aitken, küçük mezar parçaları 1708'de ölen İbrahim Paşa'ya aittir. İkisini birbirine karıştırmak ya da her ikisini de reddetmek, tarihi kaydı yanlış temsil eder.

Doğru tablo şudur: Türkensteine, gerçek ve doğrulanabilir Osmanlı eserlerinden oluşur - I. Mahmud dönemi kapı levhaları ile 1708'de ölen İbrahim Paşa'nın mezar parçaları - ve bunlar 1789'da Mareşal Laudon tarafından Belgrad'ın fethi sırasında savaş ganimeti olarak Viyana'ya getirilmiştir. Bugün Viyana Ormanı'ndaki bir duvarda korunmaktadırlar. Bu arada, kimi anlatılarda geçen "94 taş var" gibi iddialar da asılsızdır; belgelenmiş parça sayısı altıdır.

Bugün nasıl görülüyor: Hadersdorf'a nasıl gidilir

Türkensteine'i ziyaret etmek isteyen bir gezgin için en pratik yol, Viyana'nın 14. bölgesindeki Hadersdorf-Mauerbach bölgesine ulaşıp Stadtwanderweg 8 yürüyüş rotasını takip etmektir. Bu rota, Viyana Ormanı'nın diğer doğal ve tarihi noktalarıyla birlikte planlanabilecek bir günübirlik yürüyüş güzergahı sunar. Site, büyük turist gruplarının uğrak yeri olmadığından, ziyaret genellikle sakin ve keşif hissi taşır - tıpkı ilk kez bu taşlarla karşılaşan bir yürüyüşçünün yaşadığı şaşkınlık gibi.

Yerinde bulunan açıklayıcı levhalar, taşların kökenini ve Laudon'un hikayesini özetler; ancak yukarıda detaylandırılan tarihsel bağlamı bilerek gitmek, ziyareti çok daha anlamlı kılar. Türkensteine, sadece ilginç bir taş duvar değil, iki imparatorluğun 18. yüzyıl sonundaki karşılaşmasının, bir komutanın kişisel hırsının ve zamanla değişen anlatıların iç içe geçtiği küçük ama yoğun bir tarih parçasıdır. Viyana Ormanı'nın sakin patikalarında, Belgrad'dan gelen bir kapı yazıtıyla ve bir paşanın mezar taşıyla karşılaşmak, Avrupa ile Osmanlı dünyasının birbirine ne kadar yakından dokunmuş olduğunu hatırlatan az bulunur bir deneyimdir.