Şeffaflık notu: Bu rehber bağımsız olarak, herhangi bir marka onayı ya da ücret alınmadan hazırlanmıştır. Hiçbir tur operatörü, işletme ya da rehberlik hizmeti tavsiye edilmemektedir; hiçbir bağlantı komisyon içermez. Aşağıdaki bilgiler Historic England, Commonwealth War Graves Commission (CWGC) ve Florence Nightingale Müzesi gibi resmî kaynaklardan alınmıştır ve hukuki danışmanlık değildir. Ziyaret saatleri, erişim koşulları ve kurum uygulamaları zaman içinde değişebilir; güncel bilgiyi ilgili kurumdan teyit edin. İleride bu sayfada bir hizmete yönlendiren iş birliği bağlantıları yer alırsa, ilgili mevzuat gereği açıkça “iş birliği / reklam” olarak etiketlenecektir.

Londra’nın merkezinde, St James’s semtine birkaç adım mesafede, çoğu yayanın fotoğrafını çekip geçtiği bronz bir heykel grubu duruyor: kaputlarına sarınmış üç muhafız askeri, sancaklarının önünde sessizce bekliyor. Ama bu heykelin bronzunun kaynağını sorarsanız, cevap sizi Londra’dan binlerce kilometre uzakta, İstanbul’un Üsküdar semtine çıkarır — hem de tesadüfen değil.

Waterloo Place’teki Anıt Ne Anlatıyor?

Guards Crimean War Memorial — Türkçeye genellikle “Kırım Muhafızları Anıtı” olarak çevrilir — Londra’nın Westminster ilçesindeki Waterloo Place’te yer alır. Historic England’ın millî miras listesinde Grade II dereceyle korunan bir yapıdır (liste kaydı no. 1066141). Anıt, Kırım Savaşı’nda (1854–1856) hayatını kaybeden Muhafız Tugayı (Brigade of Guards) askerlerinin anısına, heykeltıraş John Bell tarafından tasarlanmış ve 1861’de açılmıştır. Üç asker figürünün üzerinde, zeytin dalları taşıyan klasik bir kadın figürü yükselir. Historic England’a göre bronzun, Sivastopol Kuşatması’nda ele geçirilen toplardan döküldüğü rivayet edilir — yani bu, resmî kayıtlarda kesin değil, yaygın bir anlatı olarak geçer.

Kırım Savaşı, Üsküdar’ı Neden Bu Hikâyenin Ortasına Koydu?

Kırım Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Rusya’ya karşı İngiltere, Fransa ve Piyemonte-Sardinya Krallığı ile kurduğu ittifakla 1853–1856 yılları arasında sürdü. Savaşın esas cephesi Kırım Yarımadası olsa da, Karadeniz’in hemen karşı kıyısındaki İstanbul, müttefik kuvvetler için doğal bir lojistik ve sağlık üssüne dönüştü. Kırım’daki cephe hatlarından Karadeniz üzerinden gemiyle taşınan yaralı askerlerin en yakın büyük ve güvenli limana — İstanbul’a, özellikle de Üsküdar’a — getirilmesi bu coğrafi yakınlığın doğal bir sonucuydu. Böylece bir Kırım Yarımadası savaşı, binlerce kilometre ötedeki Londra’da bir anıtla anılırken, aynı savaşın günlük yükünü asıl taşıyan yer Üsküdar oldu. Savaşta hayatını kaybedenler yalnızca İngiliz askerleri değildi; Plymouth’ta Kırım Harbi sırasında ölen Osmanlı askerlerinin mezarları da bu ittifakın bedelini hâlâ hatırlatıyor. Aynı dönemde Gosport’taki Türk Deniz Şehitliği de İngiltere topraklarında kalan bir başka iz.

Selimiye Kışlası: Modern Hemşireliğin Doğduğu Yer

Üsküdar’daki Selimiye Kışlası, 1854–1856 arasında İngiliz ordusu tarafından askerî hastane olarak kullanıldı. 4 Kasım 1854’te Florence Nightingale, 38 gönüllü hemşireyle birlikte buraya ulaştı. Florence Nightingale Müzesi’nin aktardığına göre, Nightingale geldiğinde kışlada zaten 2.300 yaralı asker vardı; birkaç hafta içinde bu sayı, Türk, Fransız ve İngiliz askerlerinden oluşan 10.000 yaralıya ulaştı. Nightingale’ın burada geliştirdiği hijyen, kayıt tutma ve hasta bakımı uygulamaları, modern hemşireliğin temel ilkelerinden sayılır; İngilizce’de hâlâ kullanılan “lambalı kadın” (the lady with the lamp) benzetmesi de koğuşları geceleri tek başına dolaşarak yaralıları kontrol ettiği bu döneme dayanır. 1954’te Türk Hemşireler Derneği’nin girişimiyle kışlanın bir kulesine bir mermer levha yerleştirildi ve aynı yıl bu kulede bir müze açıldı.

Selimiye Kışlası bugün de faal bir askerî tesistir. Florence Nightingale Müzesi bölümüne erişim izne tabidir ve ziyaret koşulları zaman zaman değişebilir; gitmeyi planlıyorsanız güncel giriş prosedürünü ve gerekli izinleri önceden ilgili kurumdan teyit etmeniz gerekir.

Haydarpaşa’daki İngiliz Mezarlığı

Kırım Savaşı’nın İstanbul’daki bir başka izi, Üsküdar ile Kadıköy arasında, Haydarpaşa Garı’nın arkasındaki yüksek arazide bulunur. CWGC’nin (Commonwealth War Graves Commission) kayıtlarına göre bu arazi, 1855’te Osmanlı Hükümeti tarafından İngiliz Hükümeti’ne tahsis edildi ve büyük bölümü kolera salgınında hayatını kaybedenlere ait yaklaşık 6.000 Kırım Savaşı mezarını barındırır. Kırım Savaşı döneminden kalan bölümde, dönemin İngiliz Hükümeti tarafından diktirilen gri granit bir dikilitaş, ölen İngiliz askerlerini anıyor. Mezarlık, 1867’den sonra İngiliz sivil defin alanı olarak da kullanılmış, I. Dünya Savaşı sırasında ise Milletler Topluluğu savaş esirlerinin gömülmesine tahsis edilmiştir. Bugün mezarlığın bakımını CWGC üstleniyor; kurumun kendi verilerine göre ziyaret hafta içi belirli saatlerle sınırlı ve hafta sonu/resmî tatillerde kapalı — güncel ziyaret saatlerini CWGC’nin kendi sitesinden kontrol etmek gerekir. İstanbul’un farklı semtlerinde bu tür yabancı mezarlıklara rastlamak aslında az görülen bir durum değil; şehrin gemici mezarlarının tarihi ve yerleri de bu çok uluslu geçmişin başka bir yüzünü gösterir.

Anıtın Yanı Başındaki Florence Nightingale Heykeli

Waterloo Place’teki hikâyenin en çarpıcı tarafı, İstanbul bağlantısının yalnızca dolaylı bir çağrışım olmaktan çıkıp fiziksel bir komşuluğa dönüşmesi. Historic England’ın kayıtlarına göre, 1914’te Kırım Muhafızları Anıtı yerinden sökülüp meydanın kuzeyine taşındı; bu, aynı meydana Florence Nightingale heykeli (heykeltıraş Arthur George Walker) ile Savaş Bakanı Sidney Herbert’in heykelinin (heykeltıraş John Henry Foley) yerleştirilmesine yer açmak içindi. Bugün üçü de aynı meydanda yan yana duruyor: savaşta ölen askerlerin anıtı ile onları Üsküdar’da iyileştirmeye çalışan hemşirenin heykeli, aynı taş zeminin üzerinde. Londra’da Osmanlı ve Kırım Savaşı izleri süren tek durak da bu değil; şehrin başka bir köşesinde 500 yıllık Kanuni Sultan Süleyman topu da farklı bir dönemin tanıklığını yapıyor.

Londra’da Anıtı Görmek İsteyenler İçin

Waterloo Place, Pall Mall ile Regent Street arasında, St James’s bölgesinde açık bir meydandır; anıt dış mekânda olduğu için ziyaret ücretsizdir ve özel bir giriş prosedürü gerektirmez. Aynı meydanda Nightingale ve Sidney Herbert heykellerini de görmek mümkün. Londra gezinizi genişletmek, şehirdeki diğer müze ve tarihi durakları planlamak isterseniz yurt dışında şehir turları ve müze bileti ayarlama rehberi işinize yarayabilir. Kırım Savaşı’nın coğrafyasını ve Osmanlı topraklarının o dönemki sınırlarını daha iyi kavramak isteyenler için Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü toprakların bugünkü karşılığı da faydalı bir başlangıç noktası olabilir.

Özetle

Waterloo Place’teki Kırım Muhafızları Anıtı, yalnızca İngiliz askerî tarihine ait bir yapı değil; Üsküdar’daki Selimiye Kışlası’nda Florence Nightingale’ın attığı modern hemşirelik temelleriyle ve Haydarpaşa’daki İngiliz mezarlığında yatan binlerce Kırım Savaşı ölüsüyle doğrudan bağlantılı bir anlatının parçasıdır. 1861’de dikilen anıt, 1914’te aynı meydana taşınan Nightingale heykeliyle bu bağı fiziksel olarak da somutlaştırır. Londra’da bu üç heykelin önünden geçerken, aslında Üsküdar’ın 1850’lerdeki hikâyesinin bir parçasından geçmiş olursunuz.